“ARKADAŞLAR” KÖŞEYE SIKIŞTI!..

sartli_destek

PKK‘nın Suriye’deki kolu PYD‘dir…

PYD’nin gövdesini Suriye Demokratik Güçleri (SDF) oluşturuyor.

SDF Komutanı Talal Silo, konuşuyor:

“Ruslarla müzakere etmemiz yasaklandı. Çünkü biz ABD ile ittifak arayışı içindeyiz. Sahada başka aktörlerle iletişim halinde olmamız ve uluslararası koalisyonun bize verdiği kredisini kaybetmemiz mümkün değil. Elbette özgürüz ama Amerika’dan sinyal almadan saldıramayız, Suriye Ordusu ile birleşmeyeceğiz,çünkü bizim kuvvetlerimiz ancak ABD önderliğindeki koalisyon ile işbirliği yapar. Biz ABD’nin ve koalisyonun partneriyiz. Ruslarla bizim aramızda koalisyon olamaz. Çünkü öncelikle bizim ABD önderliğindeki Uluslar arası koalisyonla stratejik partnerliğimiz var.

Nokta…

Bu kadar açık anlatıma rağmen, hala PKK/PYD destekçiliği yapan, PKK’nın Meclisteki siyasi uzantısı HDP‘nin muhatap olarak alınmasını savunanlara ne demeli?

Hain olmak için biraz mürekkep yalamış olmak şart mı?

Suriye Ordusu, 17 Ağustos’da PYD’ye hava operasyonu düzenledi…

19 Ağustos gecesi, PKK’yı da vurduklarını açıkladılar.

PYD’nin haber sitesi “Ara News23 Ağustos tarihinde; Türk Ordusu’nun ağır silahlarla PYD mevzilerini bombaladığı haberini verdi… (1)

PKK’lıların Iraklı Kürt peşmerge kıyafetiyle Suriye’ye geçişine izin verme (2) ile başlayan süreç, mevzilerinin bombalanmasına kadar gelip dayandı.

Bu bir ilktir…

PYD de Cerablus’un güneyinde TSK’ya ait iki tanka roketli saldırı gerçekleştirdi.

Bu da bir ilktir…

***

FETÖ, profesyonel bir örgüttür ve hayatın her alanında örgütlüdür:

FETÖ ile irtibatlı olduğu düşünülen 300 diplomatı Dışişleri Bakanlığı Türkiye’ye çağırdı…

Türkiye’nin Kanada eski Büyükelçisi Tuncay Babalı ile Kostarika eski Büyükelçisi Ali Fındık tutuklandı.

NATO‘da görevli FETÖ’cü Tuğgeneral Numan Yediyıldız, Yunanistan’a kaçtı.

Aranan FETÖ’cü general sayısı 10′a ulaştı…

Şırnak İl Jandarma Komutanı Albay Sami Özturhan da FETÖ’cü çıktı.

Ahmet Davutoğlu’nun özel kalem müdürü ve Abdullah Gül’ün dış politika başdanışmanı eski Büyükelçi Gürcan Balık, Sincan Cezaevine gönderildi…

Eski Isparta Valisi Memduh Oğuz, tutuklandı…

Oğuz’un cep telefonunda FETÖ üyelerinin haberleşmek için kullandığı “Bylock” uygulamasına rastlandı…

İzmir eski Valisi Cahit Kıraç, Ankara gözaltına alındı…

Emniyet Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Dairesi eski Başkanı Recep Gültekin de gözaltında.

Eski Savcı Gültekin Avcı’yı, boyalı saçları tutuklanmaktan kurtaramadı.

O da saklandığı evde yakalandı…

Konya’da FETÖ soruşturması kapsamında 4 avukat tutuklandı.

Bir dönem AKP’nin Erzurum İl Başkanlığını yürüten iş adamı Murat Kılıç FETÖ soruşturmasından tutuklu…

AKP Kayseri eski eski İl Başkanı Ömer Dengiz ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Nurettin Okan’dan’ın da aralarında bulunduğu 36 kişi tutuklandı.

Kocaeli’nde gözaltına alınan 21 akademisyenden 10’u tutuklandı.

Selçuk Üniversitesi’nin eski Rektörü Prof. Dr Hakkı Gökbel de tutuklu…

İzmir eski Emniyet Müdürü Ali Bilkay da, usulsüz dinleme yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı…

Aralarında İhlas Holding CEO’su Cahit Paksoy’un da bulunduğu 18 iş adamı FETÖ/PDY’na maddi destek sağladıkları gerekçesiyle tutuklandı…

İstanbul’un bölge imamlarından 12’si cezaevinde…

BBP Genel Başkan Yardımcısı Kaptan Kartal, 15 günlük gözaltı süresinden sonra “Kahrolsun FETÖ, kahrolsun terör” diye bağırdı…

AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay; FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edilen Erzurum Aşkale Belediye Başkanı Enver Başaran, Giresun Çamoluk Belediye Başkanı Savaş Akarçeşme, Konya Ilgın Belediye Başkanı Halil İbrahim Oral ve Nevşehir Nar Belediye Başkanı Ali Erdoğmuş’un partiden ihraç edildiğini açıkladı…

Adana’da gözaltına alınan Milli Eğitim imamı M.D’ye göre; Peygamber Efendimizden sonra gelen Fetullah Gülen, Kuran’ı Kerim’in eksikliklerini tamamlıyordu!

HSYK, 2 bin 847 hakim ve savcıyı meslekten ihraç etti.

61 sayfa tutan gerekçeli kararda, FETÖ ile ilgili ne ararsanız var. (3)

***

Çin‘in, Suriye’ye askeri ve insani yardım yapacağını açıklamasından sonra, Hindistan heyeti de Şam’a destek ziyareti düzenledi.

Görüşmelerde, önemini en geç Türkiye’nin anladığı Suriye’nin “toprak bütünlüğü”ne ve ortak çıkarlara vurgu yapıldı…

Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu bazı Y-CHP’lileri bayağı endişelendirdi! (4)

TSK, PKK’yı hendeklere gömdüğünde de “insan hakları” ihlali var diye yırtınıyorlardı…

FETÖ’nün finans kaynaklarına, basın kuruluşlarına operasyonlar düzenlendiğinde Cemaat’e kol kanat geriyorlardı…

Şimdi IŞİD‘e operasyon yapılıyor ya, yine endişeleniyorlar…

Bu defaki endişeleri IŞİD’te yapılan operasyondan değil!

Dersimli Kemal, operasyonun IŞİD ile sınırlı kalması için adeta çırpınıyor! (5)

Korkusu operasyonun PYD’ye uzanması…

***

Ankara İstihbaratında görevli FETÖ’cü polis Y.U. Baykal’a kaset operasyonunu kendilerinin yaptığını itiraf etti. (6)

Kaset operasyonundan FETÖ’yü sürekli aklayan Deniz Baykal’ın, şimdi ne diyeceğini çok merak ediyorum.

Baykal “twiter” hesabından da 15 Temmuz darbe girişiminin, Erdoğan’a başkanlık yolunu açmak için kurgulanmış sahte bir darbe olduğunu savunuyordu. (7)

CHP’nin çıkmazı, Baykal ile Kılıçdaroğlu arasında sıkışmış olmaktır.

Ne yazık ki, Türkiye ve dünya gerçeklerinin bu kadar uzağında olan Baykal’ı, hala CHP’nin başında görmek isteyenler var!

***

Ezici çoğunluk, Kılıçdaroğlu’nun konvoyuna Artvin’de yapılan saldırıyı, Türkiye’de iç savaş çıkartmak isteyenlerin provokasyonu olarak değerlendiriyor.

Son derece doğru ve yerinde bir tespitir.

Eylemi üstlenen PKK’lılar, Fırat Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada; hedeflerinin Kılıçdaroğlu değil, konvoydaki askeri araç olduğunu açıkladılar… (8)

Konvoyda Kılıçdaroğlu’nun bulunduğunu bilmemeleri mümkün değil!

Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu’na dahi şartlı destek veren Kılıçdaroğlu’nun, savaş koşullarında bile PKK’ya kalkan olurken, PKK’lılar tarafından suikas girişimine uğraması, küresel güçlerin planlarının ne kadar korkunç ve kapsamlı olduğunu gösteriyor…

PKK ile birlikte hendeklere giren, insan hakları ihlali yapılıyor diye milletvekillerini operasyon bölgesine gönderip raporlar hazırlatan, Kürt açılımına “açık çek” yazan, Öcalan’ın “yol haritası”nı sahiplenip, CHP’nin görüşü olarak sunan, ana muhalefet partisinin liderine suikast yapmak en son akla gelecek olasılıktı.

Türk-Kürt savaşı çıkartmayı başaramayan küresel güçlerin, fırsat bulduklarında Alevi-Sünni çatışmasını deneyeceklerine kuşku duyulmamalıdır…

15 Temmuz ABD/FETÖ darbe girişimi ile iyice hırpalanan Ordumuz, iç savaşla meşgul olurken, AB/ABD emperyalistlerinin güneyimizde Kürt-İsrail korkidorunu kurmayı deneyecekleri kesindir.

Van, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep ve Cizre’de tonlarca patlayıcı ile güvenlik güçlerimize saldıran ABD’nin; FETÖ, PMM ve IŞİD’ı yönetip, silah olarak kullandığına Türk halkının çoğunluğu inanmaktadır.

Savaş ABD ile Türkiye arasındadır.

Dersimli Kemal’in dağdaki arkadaşları (9) iyice köşeye sıkıştı artık.

Çıkış için bir yol aramaktalar.

Bu yüzden baş koruyucuları Kemal Kılıçdaroğlu’nu bile gözden çıkartmışlardır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://aranews.net/2016/08/turkey-bombs-anti-isis-forces-syria-sdf/

(2) http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/10/141020_turkiye_barzani_kobani_koridor

(3) Bu kararı boş zaman yaratıp mutlaka okuyunuz:

http://www.hsyk.gov.tr/Eklentiler/files/karar.pdf

(4) https://www.gercekgundem.com/siyaset/227479/chpden-hukumete-acik-cagri

(5) http://www.milliyet.com.tr/chp-den-sartli-destek-siyaset-2300652/

(6) http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/baykali-izledik-atalayin-evine-bocek-koyduk-erdogani-dinledik-1362972/

(7) http://www.habervaktim.com/haber/477863/deniz-baykal-nerde-feto-darbe-girisimine-ne-diyor.html

(8) http://www.imctv.com.tr/pkk-kilicdaroglu-hedef-degildi/

(9) http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/12/02/kilicdaroglu-barikat-kuran-arkadaslara-sesleniyorum-kaldirin

DEVLET FETÖ’YE SIZMIŞ!

patlama1

İçişleri Bakanımı Efkan Ala açıklamış:

7000 istihbaratçının 6500‘ü, 81 il emniyet müdürünün 74‘ü FETÖ’cüymüş!

Şaka bir yana, Devletin FETÖ’ye sızdığını söylersek derdimizi daha iyi anlaşılmış oluruz!

Örgütün 62 bin 317 gayrimenkulü varmış!

PKK ile FETÖ’nün aynı merkezden, ABD’den yönetildiği iyice ortaya çıktı.

PKK, ABD’nin karagücü, FETÖ ise müttefikleridir!

Resmen kabul edilmiş…

Ana muhalefet partisinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete “terörü durdurun”diyor.

Hazret, bir taraftan da PKK’nın yayın organı “Özgür Gündem” gazetesinin kapatılmasını eleştiriyor.

Kılıçdaroğlu sonunda FETÖ’ye karşı olduğunu söyledi ama arkasından FETÖ’nün yayın organı “Özgür Düşünce” gazetesinde yazan ve hala Ergenekon ile Balyoz davalarınnın “gerçek” olduğunu savunarak kumpasçıları destekleyen Nazlı Ilıcak’ın tutuklanmasına karşı çıkıyor…

İsimlerinin önünde “özgür” sözcüğü bulunan bu iki mevkutenin ne kadar özgür olduklarını, yaptıkları haberler ile yorumlarından biliyoruz…

Basın özgürlüğü”nün arkasına saklanarak, terör örgütlerine kol kanat germek, CHP’ye hiç mi hiç yakışmıyor!

Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanlarından Doç. Dr. Fatih Gürsul, FETÖ/PDY sorşturması kapsamında üniversitedeki görevinden açığa alınmış.

FETÖ’nün siyasi ayağının soruşturulmaya başlaması ile kim bilir daha ne pislikler ortalığa saçılacak.

15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağının açığa çıkartılması şart.

Kılıçdaroğlu’nun bu yöndeki talebi de haklı ve yerindedir.

TSK’ya ve Emniyete yoğun bir şekilde sızan Fetullahçıların, muhalefet partilerine sızmamış olması düşünülemez.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizzat getirdiklerini biliyoruz zaten.

AKP’ye yüklenerek, kendini asla aklayamayacak!

Savunmasını da pek yakında göreceğiz.

Lakin, asıl sızıntı iktidarlar üzerinden Devlete yapılmıştır.

Bu yüzden, AKP’deki FETÖ’cü milletvekillerinin sayısı yüzdelerle ifade ediliyor…

Yakında gerçek sayıyı öğreneceğiz.

Hükümetin dış politika değişikliğine Kemal Kılıçdaroğlu’nun destek vermesi çok iyi oldu.

İktidarıyla, muhalefetiyle hep birlikte Vatan Partisi’nin çizgisine geldiler.

Tebrikler…

CHP, bugünkü düşüncelerini zamanında dile getirseydi, gerçekten de iktidar alternatifi olabilirdi.

PKK ve FETÖ konusunda sicili temiz olmayan Y-CHP, inisiyatifi yine, ayıbı daha çok olan AKP’ye kaptırdı.

Hükümetin dümen suyunda sağa sola yalpalanıp duruyor şimdi.

CHP’nin hükümetin dış politikada değişiklik yapmasına verdiği destek, gerçekte şu görüntüye destektir:

Suriye uçakları bölgedeki ABD kuvvetlerine çok yakın noktaları bombaladı, ABD kuvvetleri mevzilerini terketti.

Destekliyoruz…

Rusya, İran ve Suriye’den oluşan bölgesel ittifak adeta ABD Özel Kuvvetlerine meydan okudu.

Destekliyoruz…

Suriye, hava kuvvetleri yanında topçu atışları ve ağır silahlarını da devreye soktu.

Destekliyoruz…

YPG Merkezi, Suriye Demokratik Güçleri (SDF) Merkezi, Asayış Merkezi, PYD Dış İlişkiler Binası ve Rojava Federasyon binaları yerle bir edildi…

Destekliyoruz…

Denebilirki, hükümet Suriye politikasında saf değiştirdi.

Muhalefet de bu politikalara destek veriyor…

İkisini de destekliyoruz…

Belli ki Ortadoğu’da kartlar yeniden karılacak…

Uzmanlar, Suriye’deki savaşın sonucunu belirleyecek olan Halep’te, iki bin Rus gönüllü savaşçısının karada savaşmak üzere konuşlandığını söylüyor.

Artık ABD’nin “karagücü” PYD’ye karşı, karada savaşacak askerler var.

Hepsi de gönüllü…

Halep, bir buçuk aydır Suriye Ordusunun kuşatması altındadır.

Bu arada Çin de devreye girmiş!

Askeri yardım yanında, Suriye ordusuna eğitim ve destek vereceklerini açıkladılar…

Suriye ordusu ilk defa PKK ile mücadele ettiklerini duyurmuş!

ABD’nin Ortadoğu’dan kovulması yakındır…

O günü iple çekiyoruz…

Bu yüzden kına gecelerimizde canlı bombalarını patlatıyorlar.

51 ölü, 24 Temmuz 2015’ten bu yana ABD ile Türkiye arasında süren savaşın son şehitleridir.

17’si ağır 69 yaralıyı da gazi kabul ediyoruz…

Cemil Can

HEPSİ DE ELİ KANLI KATİLDİR

cocuklara_bayram

Cemaat, yıllarca sınav sorularını çalarak, çocuklarımızın geleceğini kararttı.

Bu alçak hırsızlar, üniversiteyi kazanan gençlerin hakkını gasp edip, kendi adamlarına yedirdiler, bileğinin hakkıyla işe girmeyi hak edenlerin yerine de, sümüklü Fetullah’a iman eden zavallıların yerleştirilmesini sağladılar…

Bu şekilde mağdur edilenler hiç değilse sağdır.

Bir de göz göre göre öldürülenler var:

Gizli tanık olan bir istihbarat görevlisi: “TSK, MİT ve Emniyet teşkilatındaki FETÖ yapılanması, PKK içindeki muhbirleri örgüte ihbar etti” dedi…

Örgüt, “x haber elamanları” olarak nitelendirilen bu 8-10 kişiyi Kandil’de infaz etti…

Bombalı araçlar ve canlı bombalar durdurulamadı tabi.

Suçsuz insanlar kahpe eylemlerde öldürüldüler…

Bu cinayetlerin sorumlusu FETÖ’dür.

FETÖ mensupları, MİT’in bildirdiği koordinatları da değiştirerek PKK’lıları bombalanmaktan kurtardılar…

Savaş durumunda; düşmanın belli bölgeleri işgal etmesi halinde; ordunun silah depoları ve cephanelikleri imha edilirse, önceden gizlenmiş silah depolarından silah alınarak, işgalcileri durdurmak için gerilla tipi eylemler yapılması amacı ile Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Seferberlik Dairesi kurulmuştur.

Bütün bu zor işleri yapacak olan kahramanların listesi ile olası eylem planları seferberlik bölge başkanlıklarında bulunur.

Kozmik oda” da denen bu odalardan birine, Arınç’a suikast yalanı ile girildi ve listeler ile planlar FETÖ’cülerin eline geçti.

FETÖ’cü hainler, Ankara civarı ile Irak ve Suriye’deki Türkmenlerden aynı amaçla görevlendirilenlerin listesini Amerikalılara verdiler.

Amerikalılar, Irak ve Suriye’deki kahramanları birer birer avlayıp öldürdüler…

Bu cinayetlerin sorumlusu da FETÖ’dür…

Kobra helikopter pilotu Yarbay İlkay Ateş’in, tutuklanmadan önceki itirafları da yenilir yutulur gibi değil.

Sorumlu olduğu bölge imamı kendisine: “PKK’lılar için bu adamlar dinsiz, diyanetsiz. Öldürülecek şekilde ateş yapmayın. Sağlarına, sollarına atın yaralansınlar, ölmesinler” dediğini söyledi…

Öldürülmeyen bu teröristlerin daha sonra öldürdükleri güvenlik kuvvetleri ve sivil halkın gerçek katili de FETÖ’dür…

40 senedir süren PKK terörünü neden bitiremediğimiz umarım anlaşılmıştır…

DARBE GİRİŞİMİNİN ARKASINDA ABD VAR

Dışişleri Bakanlığımız, FETÖ’nün darbe girişiminde bulunduğu saatlerde ABD’ye başvurarak, meşru hükümete “destek” açıklaması yapılmasını istedi.

ABD yönetimi 8 saat sonra açıklamada bulundu.

ABD’nin sözcüleri bu gecikmenin nedenini “O gün olanları sosyal medyadan ve haberlerden izledik, bir süre ne olduğu belirsizdi” şeklinde açıkladılar.

İtiraf gibi…

Bu açıklamanın Türkçeye tercümesi: Darbe girişimi başarısız olunca meşru hükümete desteğimizi bildirdik, darbeciler başarılı olsaydı, o zaman da “bizim oğlanlar yine başardı” diyecektik şeklindedir!

En küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde darbecilerin arkasında ABD’nin olduğunu söyleyebiliriz.

Fetullahçı hainleri dışarıdan AB ve ABD destekledi.

Nitekim, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Elizabeth Trudeau, Fetullah Gülen’in iadesi ile ilgili “Belgeler bize ulaştı, incelemeye devam ediyoruz. Fakat iade süreci aylar da sürebilir, yıllar da” diyerek ABD’nin tutumunu, anlaşılır şekildi belli etti…

O kadarla kalsa iyiydi.

CIA, resmi internet sitesinde FETÖ’cüler için “İslami ve sosyal hareket” ifadesini kullanarak desteğini sürdürdü.

Onlar da haklıdır tabi…

Fetullah’ı verseler, yeni Fetullahlar bulmakta güçlük çekebilirler!

Her ülkede bizim kadar hain bulmak kolay olmuyor.

Peki! Fetullah’ı içeriden destekleyen sadece AKP’liler miydi?

Fetullahçıların Devletin kılcal damarlarına kadar girdiği dönemde, Genel Kurmay Başkanı Org. Necdet Özel, “TSK içerisinde Fetullahçı yapılanma yoktur” diyordu…

Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, “Yargıda Cemaat yapılanması olduğunu söyleyemem” demişti…

Bunları da unutmayalım…

İDAM CEZASINI KENDİLERİ İÇİN KALDIRDILAR

Hainler, AKP sayesinde iktidar olduklarında neler yapacaklarını planladıklarından, bir gün hesap sorulma durumu ile karşı karşıya gelmeleri söz konusu olursa, savunmalarını da peşinen hazırladılar.

Öncelikle, işlemeyi planladıkları bazı eylemleri suç olmaktan çıkarttılar:

Bilenler bilir, Terörle Mücadele Kanunu ile “vatana ihanet” suç olmaktan çıkartılmıştı…

2003’te, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 Nolu Protokolü’nü yürürlüğe sokarak, barış zamanında idam cezasının uygulanmasını kaldırdılar.

Ardından 2004’te, 13 Nolu Protokol’ü onaylayarak, bu defa da savaş ve savaş tehlikesi halinde idam cezasının uygulanamayacağını kabul ettiler…

AH ŞU SAVCILAR

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Kadir Yılmaz, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder hakkında hazırladığı iddianamede:

” İstanbul’daki etkinlikte yaptıkları konuşmalarda kullandıkları ifadeler, amacı ülke topraklarının bir kısmını yaygın şiddet ve terör öylemleriyle devlet idaresinden ayırıp, yerine Marksist-Leninist ilkelere dayalı bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak olan ve 1984’ten beri ülkemiz genelinde silahlı eylemler gerçekleştiren, niteliği yargı kararları ile tescil edilmiş PKK/KCK ve liderlerini övücü niteliktedir” diyerek, PKK’yı yelpazenin solunda ve emekten yana bir örgüt olarak göstermişlerdir.

Yaygın olarak yapılan bu hatalı niteleme sonunda; kendisini “Türk solu”nda tarif eden pek çok kişi, 5 Haziran Genel Seçimlerinde, solcu olduğunu sandığı PKK’nın siyasi örgütü HDP’ye barajı atlatmak için oy vermiştir.

Aralarında bazı CHP yöneticilerinin de bulunduğu gafiller, PKK’yı Gazi Meclis’e sokarak AKP’yi iktidardan düşürebileceklerine inandırılmışlardır.

Elbette ki, bu sonucun alınmasında, PKK’nın sol cenahta bir örgüt gibi gösterilmiş olması, son derece etkili olmuştur.

Halbuki, etnik temelde siyaset yapan, Kürt milliyetçiliğini ön planda tutan ve gerektiğinde İslam şemsiyesi altında birleşmeye hazır bulunan PKK, gösterildiğinin tam aksine; aşırı sağcı, gerici ve ırkçı bir niteliğe sahip terör örgütüdür

Emperyalizmin “karagücü” olmayı kabul eden, Türkiye’nin NATO’da kalmasını savunan siyasal bir anlayışı Marksist-Leninist olarak tanımlamak, onun propagandasını yapmaktan farksızdır!

Fahiş bir hatadır…

Savcı Yılmaz’a biraz daha kitap karıştırmasını tavsiye ediyorum.

Anayasal Suçlara Bakmakla Görevli Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun ise, 73 şüpheli hakkında düzenlediği “çatı iddianamesi”nde dört dörtlük bir tespit yaptı:

“Ergenekon davası aynı zamanda Cemaat için geçmişteki pis işlerini içine attığı ve kendisi üzerindeki bütün kuşkuları yok etmek için kullandığı bir nevi çöp tenekesidir” dedi.

Ergenekon isimli bir terör örgütünün gerçekte hiç olmadığı belirtilen iddianamede, Ergenekon terör örgütü iddiası, FETÖ tarafından kendi terörizmini gizlemek için uydurulmuştur denildi…

Savcı Coşkun’u, bu doğru saptaması yüzünden yürekten tebrik ediyorum…

“TİYATRO-MÜSAMERE MASALI”

Başbakan Binali Yıldırım’ın yaptığı açıklamadan anlaşıldığına göre; 76 bin 597 kişi açığa alınmıştır.

Şu ana kadar, 4 bin 897 kişi de memuriyetten çıkartılmıştır.

15 Temmuz darbe girişimini “tiyatro” veya “müsamere” olarak niteleyip, bu senaryoyu Recep Tayyip Erdoğan’ın yazdığını ileri sürenler, 81 bin 494 kamu görevlisinin bu oyunda rol aldığını da kabul etmektedirler.

Kamu görevlileri böyle bir şeyi neden yapsınlar?

İddia sahiplerinin bu soruya verebilecekleri yanıt yoktur!

ABD’nin karagücü PKK/PYD’yi de “solcu” olarak kabul eden ve yaşayarak öğrenebilen bu güruh, daha düne kadar PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye oy verilmesini ve bu şekilde AKP’nin iktidardan düşürülebileceğini savunuyordu.

Şimdi arkasında CIA’nın olduğu bir darbe girişimini iktidarın sahneye koyduğu bir oyun gibi gösteriyorlar.

Emperyalizmin ordusunda, parasız askerlik yapmak böyle olsa gerek…

Cemil Can

YENİ TUZAKLAR ÖNÜMÜZDEDİR!

hakimiyet_milletindir_1

FETÖ‘cülerin darbe girişiminde bulundukları 15 Temmuz akşamı Büyükada’da bir toplantı yapıldı.

CIA‘nın Türkiye uzmanı Henry Barkey’in başkanlığında yapılan toplantının konusu, “İran ve komşuları” idi…

Toplantıda İran’la ilgili bir tek cümle konuşulmadı, komşularından ise sadece Türkiye ele alındı…

Dört senaryo masaya yatırıldı:

Birincisi erken seçimdi.

Tabii ki, Erdoğan’ın durumu tartışıldı.

İnişe mi geçer, daha mı güçlenir sorusuna yanıt arandı…

Üst akıl” dilediği zaman erken seçim düğmesine basacak kadar duruma hakim mi acaba?

İkincisi, Türk hükümeti Suriye’ye girerse, gelişmeler hükümetin lehine mi aleyhine mi gelişir sorusuydu.

“Üst akıl” işine geldiği zaman Türk Ordusunu Suriye’ye sokacak kadar içimizde mi?

Üçüncü konu tehlikenin henüz geçmediğinin ipuçlarını veriyor:

Bu başlıkta hangi grupların darbe yapabileceği tartışıldı.

Hangi grup darbe yaparsa, kamuoyu desteğini alır ve toplumsal meşruiyeti sağlar sorusuna yanıtlar arandı.

Demek ki, “üst akıl”, TSK içerisinde kendilerine bağlı, birden çok grubun varlığını ve darbe yapmaya hazır tutulduklarını duyuruyor!

Blöf mü, gerçek mi bilinmiyor tabi.

Gerçekse, tehlike geçmiş değil…

Genel kanı, ABD’nin desteği olmadan Türkiye’de darbe yapılamayacağıdır.

Bir de biliyoruz ki, ABD’nin (A) planı yanında; (B) ve (C) planlarının da bulunur.

Dördüncü başlık, Türk dış politikasının İran’a doğru kayması halinde, NATO ile ilişkilerin nasıl değişeceğiydi.

İran’dan kasıt Şangay İşbirliği Örgütü‘dür, o belli…

Bu aşamada, Türkiye’nin ray değiştirmesi söz konusudur ve bunu ABD darbeden önce öngörmüştür.

Türkiye’nin çıkarlarının NATO’dan ayrılmak ve Doğu ülkelerinin yanında yer almak olduğunu çok iyi biliyorlar.

Bu cesur girişimi AKP yapabilir mi?

Zayıf olasılık olarak görünse de, ABD işi şansa bırakmaz; bizi engellemek için başımıza kim bilir daha ne belalar saracaklar…

Türk halkının 15 Temmuz’dan bu yana meydanlardaki nöbet tutuşu, antiemperyalist bilincin yükselişini gösteriyor.

Özlemini duyduğumuz onurlu bir duruştur…

Hükümetin bu ortamı siyasi ranta dönüştürmeye çalışması halinde, bu görüntü bozulur ve küresel güçler, yeni planlarını devreye sokmak için aradığı ortamı bulabilirler…

Hainler hep böyle günler için görevlidir!

***

TSK’nın yeniden yapılandırılması, MİT’te yeni model, tehlikeli girişimlerdir.

Kuvvet komutanlıklarının MSB’na bağlanması, askeri okulların kapatılması, GATA’nın Sağlık Bakanlığı’na devri, YAŞ’in yapısının değiştirilmesi, darbe yapılmasını önleyemez!

Eskiden darbelerin nedeni, İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi gösterilirdi.

Kaldırıldı.

Darbeler önlendi mi?

Şimdi de darbe girişiminin nedeni “emir-komuta” gösteriliyor…

Tam aksine, darbeyi önleyen emir-komuta olmuştur.

Darbe girişimi içerisinde olmayan askerler, emir-komuta içerisinde darbecileri durdurmuştur.

Demek ki, emir-komuta, darbe nedeni olarak gösterilemez!

Siyaset üstü olması gereken milli kurumların, siyasetçilere bağlanması, zaman içerisinde bu kurumlara siyasetin sirayet etmesi sonucunu doğurur ki, askerliğin olmazsa olmazı olan emir-komutanın yok olmasına neden olurlar..

Bu sıralar kullanılan en ahmakça sözlerden biri de “ordunun sivilleştirilmesi”dir.

TSK’nin Cumhurbaşkanına bağlanması, askeri okulların kapatılması, İmam Hatiplilerin komuta kademelerine taşınması, Topçu Kışlası’nın yeniden yapılmaya çalışılması gibi ihtiraslı düzenlemeler, milli birlik ve beraberliğimizi bozar…

Kurumları darbecilerden temizliyoruz diyerek, siyasilere bağlamak akıl işi değildir!

Darbenin baştırılmasının yarattığı hoşgörüden yararlanarak; Erdoğan’ın fiilen uygulamakta olduğu “Başkanlık Sistemi”ne hukuki alt yapı hazırlamaya kalkışmak, milli güçlerin bölünmesine yol açar…

Milli birliğin ortak paydası, tam bağımsızlık ruhudur.

Bağımsızlığımızın sağlanması için vatanın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü merkeze koymak şarttır…

Atatürk İlkeleri milli birliğimizin temel harcıdır.

15 Temmuz’dan bu yana sokakları dolduran Türk halkı, elinde Türk bayrağı ve Atatürk posteri ile asil duruşunu göstermektedir…

Küresel güçler, birliğimizi bozamadı mı kaybedeceklerini bilirler…

O halde, Türk halkının birlik ve beraberliğini bozmaya hizmet eden bütün girişimlere karşı durmak gerekir…

Bu tür hareketlerin kökü dışarıdadır.

AKP, mevcut durumu fırsata çevirme gafletine düşerse eğer, bu defa da ABD,“Cumhuriyeti kurtarma” bahanesiyle yedekte beklettiği gruplarından birini sahaya sürebilir…

Bu halde, aranan “meşruiyet ve halk desteği” bulunmuş olur!

TRT 1’den aynı bildiriyi yeniden okutabilirler…

Bu tuzağa düşmemenin tek yolu; hukuka saygılı olmak, fırsatı ganimet bilmemek, fabrika ayarlarımıza geri dönmek, birlik ve beraberlik ruhunu zedelememektir…

Bu konudaki en büyük görev, hiç kuşku yok ki, hükümete düşer…

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan itiraf etti.

Onu duymazdan, anlamazlıktan gelme lüksümüz yoktur!

“Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. Bir ortak yanımız var dedik. Aslında bu yapının bambaşka niyetleri, aracı, örtüsü olduğunu görmedik, göremedik” dedi.

Erdoğan diyor ki, Allah ile aldatıldık…

Devam ediyor itiraflarına:

“Bunlara yardımcı oldum. Hainlerin gerçek yüzlerini ortaya dökemedim. Rabbim de Milletim de bizi affetsin”…

Bu cümle, aynı zamanda terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçunun açık bir ikrarıdır.

Af dilemek zaten suçluluğun kabulüdür bir bakıma…

Ama Cumhurbaşkanı sorumsuzdur!

Cemil Can

FETULLAHÇI SENSİN!

Bilim_Sanat

Fetullahçı darbe girişiminden sonra AKP’nin destek verdiği Taksim’de yapılan Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi‘nde ana muhalefetin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 10 maddelik bir manifesto (1) okumuştu:

“Darbeye de diktaya da karşıyız… Varsa darbenin dış destekçilerini de kınıyoruz” demişti…

Dersimlinin Cumhuriyet Halk Partisi adına yaptığı bu açıklama sorunludur:

Bu mudur “Yeni CHP”?

Hani Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)?

Bu darbenin CIA neresindedir?

ABD’yi aklamak senin üstüne vazife midir!?

***

Sahi, CHP içerisine Fetullahçıları kim yerleştirdi?

Parti Meclisi’ne Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın açılış konuşmasını yapan zatı (2) seçtirmek için delegelerin önüne kim yatmıştı?

Kılıçdaroğlu’nun “CHP’ye sızan paralel yapılanma var mı?” sorusuna NTV’de verdiği yanıt itiraf gibidir:

“Bizim bir istihbarat örgütümüz yok devletteki gibi, kim paralelci, kim değil bilmiyoruz” … (3)

Yakıştı mı?

Galiba, Kılıçdaroğlu partimizin üyelerini tanımıyoruz, onları bize MİT tanıtsın demek istiyor!

Bu açıklama bir öncekinden de sorunludur.

Halbuki, birbirini en iyi tanıyan CHP’lilerdir; yıllardır miting meydanlarında, mahalle çalışmalarında, sandık başlarında partinin başarısı için omuz omuza vererek çalıştılar; bir ailenin üyeleri gibidirler…

Herkes birbirini tanır.

Bu yüzden de CHP’yi; “ana kucağı” ve “baba ocağı” gibi bilirler.

Aralarına değil ajan, başka partiden biri bile sızamaz, hemen farkedilir…

CHP’yi tanımayan, bir tek Kılıçdaroğlu’dur.

Örgütten gelmeyen, partili de olmayan, TESEV’in kurucu üyesi, SOROS’un elemanı Dersimli Kemal’in bile, CHP’li olmayanların partiye iliştirilmesinde yönetimlerin ne kadar zorlandığını bilmeyen yok!..

CHP’ye üye olmak hiçbir zaman kolay olmadı.

Hele de Baykal ile Önder Sav’ın dönemlerinde..

Dersimli Kemal, bu talihsiz açıklaması ile CHP’ye Fetullahçılar’ın sızmış olabileceğini ima ediyor…

Yine zeytinyağı gibi üste çıkma peşinde!

***

En son sözü baştan söyleyelim:

Hükümetin FETÖ’ye karşı yaptığı operasyonları engellemek için milletvekillerini seferber eden kim idiyse,(4) CHP’deki Fetullahçı odur!

Halktv‘nin başına Fetullah’ın gazetesi Bugün’ün yazarı Hakan Aygün’ü (5) ben mi getirdim?

FETÖ ile ilişkisi ifşa olan (6) ve Cemaat’e karşı başlatılan operasyona çok üzülen (7) Ekmeleddin İhsanoğlu’nu, CHP’lilerin önüne Cumhurbaşkanı adayı olarak ben mi koydum?

Bu adam sensin Kemal Kılıçdaroğlu…

Masken düştü, daha fazla gizlenemeyeceksin…

***

İslam İşbirliği Örgütü bile Fetullahçı yapılanmaya terörist dedi, Kemal efendi ise, darbe girişiminin üzerinden 10 gün geçtikten sonra FETÖ diyebildi…(8)

Dersimli Kemal’in gerekçesi:

“Elimde belge yoktu, onun için FETÖ diyemedim” idi… (9)

Benzerliğe bakın; Fetullah Gülen’in iadesi için ayak direyen ABD de sürekli Türkiye’den belge istiyor…(10)

Bu saçma savunma; insanın aklına “Rüşvetin de belgesi mi olur” sözünü getiriyor…

Kafa boş olunca ya da işbirlikçi veya koruyucu konumunda olunursa belge istenir tabi!..

Aralarındaki hiyerarşik yapılanmayı bile, ABD Dolarının seri numarası ile belirleyen bu ihanet şebekesinin üyeleri, tankları sivil insanların üzerine sürerek ve kurşunlayarak 264 kahraman yurttaşımızı şehit ettiler; TBMM’ni, MİT’i ve Emniyet’i bombaladıktan sonra, herşeyi de itiraf ettiler…

Ana muhalefetin lideri, bu hainlere “terör örgütü” diyebilmek için hala “belge” görmek istiyor.

Kim ne derse desin, Türkiye’nin en büyük şanssızlığı, bir kaset operasyonu ile CHP’nin ele geçirilmesidir…

***

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Joseph Votel, “Amerika’nın iyi ilişkiler içinde olduğu askeri liderlerin” FETÖ’cü darbe girişimi nedeniyle tutuklandığını söyledi.

Aynı toplantıda ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James B. Clapper: “Evet doğru muhataplarımızın birçoğu tasfiye edildi ya da tutuklandı” dedi… (11)

ABD’nin Ortadoğu’daki operasyonlarını yürüten bu generale; RTE ve Başbakan sert çıktı, Dersimli’den “çıt” çıkmadı…

Darbe girişimine kadar CHP’lilerin sırtında yük olarak taşıdığı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, artık Türkiye’nin kurtulması gereken bagaj haline geldi…

Yargıda Cemaat yapılanma olduğunu söyleyemem” diyerek (12) sahiplendiği FETÖ’yü darbe girişiminde bulunmasına rağmen sahiplenmeye devam eden bir lider CHP’nin başına hiç yakışmıyor!

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Manifesto:

“Madde 1: …Darbe girişiminin sorumlularını varsa iç-dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz. Madde 3:.. Hep birlikte ve her zaman ne darbe ne dikta yaşasın tam demokrasi demeliyiz.”

http://www.imctv.com.tr/kilicdaroglundan-10-maddelik-taksim-manifestosu/

(2) Fetullah Gülen’in onursal başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen Abant Platformu’nun açılış konuşmasını yapan Gediz Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İştar Gözaydın Savaşır, Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Parti Meclisi’nin Bilim Yönetim ve Kültür Platformu’na, aday gösterilmiştir.

http://odatv.com/images/resimler/AnXJlU-ez2ZxIYUXCcl26E5cJ5Q3giSk9ea1o0I_alrX.jpg

(3) http://www.ntv.com.tr/turkiye/kemal-kilicdaroglu-ntvde,l_HpmY0KdEWFGWlVtBR9OA

(4) Tarih 14 Aralık 2014

CHP Cezaevi Komisyonu üyeleri, CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağababa, Parti Meclisi Üyesi ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ve Muğla Milletvekili Nurettin Demir 14 Aralık günü yapılan operasyonlar hakkında yazılı bir basın açıklaması yaptı.

O açıklama şöyle:

“Bugün“Gülen Cemaati”ne, “Hizmet Hareketi”ne yakın yazılı ve görsel basın kuruluşlarına yönelik yapılan operasyon, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP kadrolarının yaratmaya çalıştığı algının aksine;

Ne terörle mücadeledir,

Ne bir suç örgütünün çökertilmesidir;

Ne geçmişteki hukuksuz gözaltı, soruşturma, yargılama ve infazlardan hesap sormaktır,

Ne de demokrasi I tarihimizin utanç tablosu Ergenekon, Balyoz, ODA TV, KCK, Askeri Casusluk ve diğer siyasi davalarla yüzleşmedir.”

http://odatv.com/cemaat-operasyonu-basladi-1412141200.html

CHP VE HDP’DEN AÇIKLAMA…


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Zaman’a kayyım atanmasına sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu “Bir gazetenin yaşaması önemlidir. Gazeteyi batırmak değil yaşatmak asıl demokrasilerde siyasal iktidarın görevidir. Ama maalesef böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Üzülmeyin. Bu tür baskılar gelir ve geçer. İnsanoğlu demokrasiden özgürlükten yana hep kazanımlar elde etmiştir. Zaman zaman bu tür olaylar olur ama bunları da aşmasını bileceğiz artık” dedi.


HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, Zaman gazetesine kayyım atanmasına ilişkin olarak “Darbe sürecinin bir parçası olarak değerlendiririz” yorumunu yaptı.


Avrupa Birliği Eski Bakanı Ali Haydar Konca, “Muhalefetin tek bir ‘m’si bile ağza alınmasın, herkes aynı telden çalsın, kimse gerçekleri görmesin, toplum suskun olsun isteniyor” diye konuştu.


CHP İzmir Milletvekili ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Eski Başkanı Atilla Sertel, “Türkiye’de gerçekleri yazan tek medya kuruluşu bırakmayıncaya kadar sanıyorum bu çabalarını sürdürecekler. Ama çare tükenmiyor, çare tükenmez. Mutlaka başka çareler bulur insanlar ve artık haberleşmenin, iletişimin elektronik ortamda sağlandığı ülkemizde muhalefet sesini duyurmanın yollarını bulacaktır” şeklinde konuştu.

https://www.evrensel.net/haber/274111/zaman-gazetesine-kayyim-atandi?utm_source=maxad_native&utm_medium=widget&utm_campaign=insite_link

Selin Sayek Böke, “Bank Asya operasyonu bizzat hükümetin yol açtığı bir skandaldır” dedi.

Y-CHP Milletvekili Mahmut Tanal; “Bank Asya’ya yapılan siyasi gaspa karşılık”, TBMM Başkanlığına dilekçe verip maaşımın Bank Asya’ya yatırması için talimat vereceğim” diye tweet attı.

http://www.aydinlikgazete.com/politika/chpden-cemaate-bank-asya-destegi-h62341.html

(5) Hakan Aygün, 14.04.2009 tarihli Bugün gazetesindeki köşe yazısında şöyle diyordu:

Ergenekonculardan nefret eden halk AK Parti’ye yöneliyor.”

Halk darbeci Ergenekonculardan tiksiniyor.” demişti.

http://www.aydinlikgazete.com/pensilvanyadan-kilicdarogluna-hakan-aygun-ricasi-makale,57793.html

(6) http://www.ahaber.com.tr/gundem/2016/07/27/ekmeleddin-ihsanoglu-feto-iliskisi-ifsa-oldu

(7) http://odatv.com/cok-uzuldum-2207141200.html

(8) http://odatv.com/ve-kilicdaroglu-feto-dedi-2607161200.html

(9)http://www.izlenenhaber.com/makale/yazdir/485/

(10) http://www.ntv.com.tr/dunya/binali-yildirim-abd-surekli-bizden-belge-istiyor-deliller-acik,cdiWpePkskGA-0v9bns_IA

(11) http://www.ikincibolge.net/yazarlar/muyesser-yildiz/hulusi-akar-o-madalyayi-iade-etmek-zorunda/6897/

(12) http://www.dunya48.com/mehmet-farac/7996-mehmet-farac-chpdeki-asil-kavga-nerede

BİR İTİRAZINIZ MI VAR?

savas-pilotu-kerime-kumas-tutuklandi-0

Gazeteler yazdı:

İlk türbanlı rektör gözaltına alındı.”

Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Ayşegül Saraç’ın evinde yapılan aramada, polis bazı belgelere el koydu. Saraç, geçen yıl başını örterek Türkiye’nin ilk kadın rektörü olmuştu…

Gazeteler yazdı:

İzmir Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda uçuş eğitimlerini tamamlayan 48 pilot arasında ilkteğmene” olarak mezun olan Savaş Pilotu Kerime Kumaş tutuklandı.”

15 Temmuz gecesi İstanbul üzerinde F-16 ile uçuş yapan pilotlardan biri, işte bu Yüzbaşı Kerime Kumaş’tı…

Gazeteler yazdı:

Eşi Sinop Garnizon Komutan Vekili Albay Temil Çetinkaya olan Sinop eski Valisi Yasemin Özata Çetinkaya tutuklandı.”

Vali Yardımcısı Ekrem Yaman’a, bu haber doğru mu diye sordular:

Yaman, “Doğrudur, ayrıntıları bilmiyorum” dedi…

Fetullahçı Gülen Örgütü (FETÖ), türbanı ve kadınları amacı için çok kötü kullandı!..

Gazeteler yazdı:

FETÖ’ye mensup pilotlar, GATA’daki doktorlar sayesinde Hava Kuvvetleri’ne yerleşti…

FETÖ”cü askeri hekimlerin verdiği “Uçuşa elverişli değildir” raporuyla, 60’tan fazla yurtsever pilotluktan atıldı, 300’den fazla pilot da haksız baskılara dayanamayıp istifaya zorlandı…

15 Temmuz gecesi havalanan ve Türkiye’yi bombalayanlar, yurtseverlerin yerine alınan bu Fetullahçılardı (fetullahçı) pilotlardı!..

Gazeteler yazdı:

GATA’da 3 tabip tuğgeneral gözaltına alındı.”

FETÖ’nün vurucu gücü Ordu ve Emniyetin içindedir, doğru….

Ama asıl gücü; 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ekindedir: (1)

Örgütün malvarlığının değeri, 1 milyar doların üzerindedir…

Karşımızda Gladyo vardır…

O listeyi tüm yurtseverlerin mutlaka gözden geçirmesi gerekir.

Belki de bu listeye eklenmesi gereken; gözden kaçmış veya unutulmuş başka kuruluşlar vardır.

Türkiye’nin geleceği ve Türk halkının bekası için, bu ihanet yuvalarının kısa sürede kurutulması gerekir.

Cehennem’e çevrilmek istenen bu Cennet vatanın üzerinde; 35 özel sağlık kurum ve kuruluşu, 934ilk ve orta öğretim kurulu,109öğrenci yurdu, 104 vakıf, 1125 dernek, 15 yüksek öğretim kurumu (vakıf üniversitesi), 2 işçi konfederasyonu ve 29 sendika FETÖ için faaliyet gösteriyordu… (2)

FETÖ’nün, kendi halinde, mütevazı ve silahsız bir Cemaat olduğunu savunan aymazlar; 15 Temmuz günü, üstelik de silahların en modernini ve en hasını gördüler…

Bu ahmaklar sürüsü; Fetullah Gülen’i, devleti ele geçirmek ve TSK’yı bitirmek için CIA’nın kullandığını ileri sürenleri ise “din düşmanlığı” yapmakla suçluyorlardı…

Din ve dince kutsal sayılan değerlerin, emperyalizmin hizmetine nasıl sokulduğunu bir kez daha gördük…

Laiklik ilkesinin önemi şamar gibi suratımıza indi!

FETÖ ile “mensubiyeti”, “iltisakı” (3) ve “irtibatı” olanların, geciktirilmeksizin güvenlik kuvvetlerine veya Cumhuriyet savcılıklarına bildirilmesi, bugünün birinci derecedeki vatandaşlık ödevidir

FETÖ, dünya tarihinde görülmüş en büyük hırsızlık örgütüdür, çocuklarımızın geleceğini çaldılar…

Fetullahçılar, Devletin yaptığı bütün sınavlarda, (4) soruları çalarak taraftarlarına verdiler…

Hak edenlerinyerine, kendilerine militan olarak yetiştirecek kişileri kazandırdılar…

İlkokul mezunu sümüklü bir müezzini önder kabul edenler; ya gerçekten ahmaktır ya da akıllarından zoru vardır!

Kim ne derse desin, onlar kendilerini nasıl tarif ederse etsin, kesinlikle vatan hainliği damgasını yediler!..

Gazeteler yazdı:

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; ‘Darbe girişimi sonrası en güçlü destek aldığımız ülkelerden biri Rusya‘dır’ dedi…

Meğer, 17 saniyelik sınır ihlali yaptığı için, neredeyse harbe tutuşacağımız Rusya’nın uçağını da FETÖ mensubu teröristler düşürmüştü…

Gazeteler yazdı:

23 Temmuz 2016 tarihi itibariyle FETÖ soruşturmasında 4 bin 60 kişi tutuklandı.”

Devamı gelecek tabii…

ABD’nin geriye kaç adamı kaldı, tam olarak bilinmiyor…

Ama savaşın ABD ile Türkiye arasında geçtiğini herkes biliyor artık…

Kuşkusuz emperyalizmin Türkiye’de yiyeceği darbe, Ortadoğu halklarına da rahat bir nefes aldıracaktır…

FETÖ’nün temizlenmesi yönünde yapılacak düzenlemeleri ve uygulamaları kolaylaştırmak amacıyla ilan edilen OHAL’e, amacından uzaklaşmadıkça elbette ki bir itirazımız olamaz!

Yoksa sizin bir itirazınız mı var?

Kuvayi Milliye ruhuyla yürürsek bu yolları, kesinlikle “İkinci Kurtuluş Savaşı”mızı da kazanacağız…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?

home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/07/20160723.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/07/20160723.htm

(2) işte o liste

(3) İltisak: Kavuşma, bitişme, birleşme.

(4) Kamu Personeli Seçme Sınavı, Üniversite Seçme ve Yerleştirme Sınavı, Polis Akademisi navı, Harp Okulları Sınavı, Astsubay Okulları Sınavı, Anadolu Liseleri Sınavı, Tıpta Uzmanlık Sınavı, Yabancı Uyruklu Öğrenciler Sınavı, Akademik Personel Sınavı, Kaymakamlık Sınavı, Hakim-Savcı Adaylığı Sınavı ve Diyanet İşleri Müezzinlik Sınavı.

 

ALLAH İLE ALDANANLAR!..

teslim_1

15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine “tıpış tıpış” oy verdiğimiz Cumhurbaşkanı adayı Ekmelettin İhsanoğlu da konuştu:

Duygularını gizleyemeyen MHP Milletvekili Ekmelettin, “Hakim ve polislere yönelik lekeleme kampanyası var(1) diyerek Cemaat’e sahip çıktı…

Konuşanlardan biri de eski ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell‘in özel Kalem Müdürü Lawrence Wilkerson.

Rus resmi haber ajansı Sputnik’e konuşan Wilkerson, CIA Direktörü John Brennan‘ın darbe girişiminde rolü olduğunu kabul etti.

CIA ya darbeye karşı tavsiyelerde bulundu, ki bu zaman zaman olur, ya da zorla etki etmek için sürecin tam ortasında veya ikisinin arasında bir yerinde konumlandı” dedi. (2)

Evet CIA sürecin tam ortasındaydı…

CNN İnternational’e konuşan ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Jim Jeffrey, ise Türkiye’yi tehdit etti:

Erdoğan’ın otoriter tavırları devam eder ve Türkiye anayasası bölünmüş, zayıflamış ve işlevsiz hale gelmiş olarak kısıtlanmaya devam ederse buna ihtiyacımız olmaz. Bu durum değerlerimizin ihlal edilmesidir. ABD harekete geçecektir(3) dedi…

ABD’nin nasıl harekete geçtiğini gördük!

Demek ki, geride daha çok elemanları var, yeni denemelere girecekler…

Conilerin “değerlerimiz” dediği ABD çıkarlarıdır.

Onların başka değeri yok ki!

Örneğin; Suudi Arabistan’da hangi değerlerini yaşatmaktadırlar, söyleyebilirler mi?

Gelişmekte olan ülkelere “demokrasi” ve “özgürlük” getirme söylemleri sadece, çıkarlarını korumanın ambalajıdır.

Amerikalılar çıkarlarını korumak için, dünya halklarına yaşamı zehir etmekte en ufak bir tereddüt göstermezler.

Vahşi kapitalizmin dünya jandarması durumunda olan bu emperyalistlere, ne yazık ki, her ülkenin hainleri hizmet ederler…

ABD’nin gücü de buradan geliyor zaten… (4)

Hainleri nasıl ve nerelerde yetiştiriyorlar, kullandıkları araçlar nelerdir?

Bu soruların yanıtını, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla itirafçı olan Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Yaveri Levent Türkkan’ın beyanlarından öğreneceğiz…

Cemaat’in hedeflerinde; muhafazakar fakir ailelerin zeki ve başarılı çocukları var.

Bu çocuklara oltayı ortaokulda atıyorlar.

En elverişli mekanlar, pansiyonlar…

Buralarda “abi” ve “ablalar” ağlarına düşürdükleri çocuklara tuvaletlerde abdest aldırarak, namaz kıldırmayı öğretiyorlar…

Sonra da “Cemaat Evleri”ne götürüyorlar…

Cemaat evlerinde, Gülen’in bilimsellikten uzak, beyin yıkama amacıyla hazırlanmış kitapları okutuluyor…

Ağa düşürülen öğrenci daha sonra, askeri liseye yönlendiriliyor, bu okullara da örgütün yardımı ile giriyorlar.

Sorular cevap şıkları işaretlenmiş halde getirilip dağıtılıyor.

Bu yöntemle, binlerce çocuğun geleceğini çaldılar…

Kamu Personeli Seçme Sınavları, üniversiteye giriş sınavları ve ÖSYM’nin yaptığı bütün sınavlarda hep aynı şeyi yaptılar…

Hak edenlerin yerine hep onlar kazandılar.

Yaptıkları hırsızlığın en nitelikli olanıydı.

Ilımlı İslam” diye isimlendirdikleri sahte dinleri, bu tür işleri yapmaya izin veriyordu demek ki!..

Cemaat, askeri liselerde okuyanlara görev vermiyordu…

Onlardan tek istedikleri deşifre olmamaktı.

Bir de “ima ile namaz kılmak” tabii ki… (5)

Ilımlı İslam”ı yaymakla görevli, ilkokul mezunu müezzin Fetullah Gülen Hoca Efendi, namazı da örgütünün amacına göre değiştirdi!

Gülen’in müridi Piyade Yarbay Levent Türkkan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında ayrıntılı bir ifade verdi:

Son güne kadar abilerine itaat ettiğini, verilen emirleri harfiyen yerine getirdiğini söyledi…

Aldığı son görevi; Org. Hulusi Atar’ı “enterne etmek”ti, (6) silahını çekti, bu görevini de yerine getirdi.

Sağır sultanlar bile duydu; darbecilere lojistik desteği ABD verdi.

TBMM’ni bombalayan savaş uçaklarına yakıt vermekle görevli tanker uçaklar İncirlik’ten havalanmıştı…

8 kargo uçağı ile Malatya Hava Alanı’na indirilen silah ve bombaların TSK’da kaydı yok!

Washington, darbe girişimde gönüllü görev alan adamlarına, Doğu ve Güneydoğu’daki sivil direnişin durmaması halinde, PKK ve PYD’li teröristleri devreye sokarak yardımı sürdüreceği sözünü de vermişti.

ABD’nin kara gücü kim bilir hangi dağda hazır bekletiliyordu!

Türkkan’ın itiraflarından Genelkurmay Başkanını düzenli olarak dinlediğini ve dinleme cihazını abilerine teslim ettiğini öğreniyoruz.

Cemaat, daha önce de “Arınç’a suikast” yalanını uydurarak, TSK’nın Kozmik Oda‘sına girmişti…

Türkkan’ın hazırladığı kayıtlar ile Kozmik Oda’dan çalınanlar şimdi Pensilvanya’dadır…

Oradan da “üst akıl”ın eline geçecekler…

Bu eylemlerin, askeri casusluk olduğuna en ufak bir kuşku yoktur!

Fetullah Gülen bir casustur, Cemaat’i de CIA emrindeki bir casusluk örgütü…

Levent Türkkan, ifadesinde “Bu yapı ve bu yapıya mensup olanlar için vatan haini tabiri az gelir, bu yapı sahipleri cani ruhlu kişilerdir” diyor…

Doğrudur, yaşayarak gördük!

Ayan beyan ortadadır ki, Cemaat’in ağına düşenler, Allah ile aldanmaya hazır tiplerdir.

Cemaat’in abileri ise, Allah ile aldatmayı adeta bir yöntem olarak benimsediler.

İslam dinini, vahşi kapitalizmin hizmetine sunan bu ihanet çetesinin tek panzehiri ise laikliktir

Bu korkunç deneyime rağmen, hükümetimiz laik eğitimden ödün verirse, dünyanın cenneti olan Türkiye’yi yaşanmaz/yaşanamaz hale getirir…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1)http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/ihsanoglundan-f-tipine-operasyon-aciklamasi-cok-uzgunum-h32963.html

(2) “ABD’nin çıkarlarına “düşman” olarak gördüğü hükümetleri değiştirmek için siyasi ya da askeri araçları kullandığını söyleyen Wilkerson, şöyle devam etti:

Bizim yaptığımız gibi gizli operasyonları adet haline getirdiğinizde, bizim gibi bir kez ‘Yeni Roma’ olduğunuzda bunun olmadığını düşünmeyin; kaçınılmaz şekilde bu operasyonlara yakalanıyorsunuz.”

Wilkerson ayrıca, ABD eski Başkanı Donald Reagan döneminde CIA’nin 58 gizli operasyon gerçekleştirdiğini de hatırlattı.”

http://rudaw.net/turkish/world/200720166

(3) http://us.cnn.com/2016/07/18/politics/turkey-us-coup-military-relationship/index.html

(4) http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/hasan-karakaya/icimizdeki-haini-yok-et-disimizdaki-haini-kahramanlastir-12878.html

(5) Belli azaların namaz kılmaya muktedir olmaması durumunda kılınan namaz türüdür. Namazı zihinden düşünüp, duaları içinden okumakla kılınır. Özürsüz olarak kılınan ima namazı caiz değildir. Fetullah Gülen Cemaati silahlı kuvvetler mensubu olmayı, namaz kılmak için gerekli ve zorunlu bir uzvun eksikliği ile eş değerde görmektedir.

http://www.incemeseleler.com/fikhi-meseleler/1575-ima-ile-namaz-nasil-kilinir.html

(6) “Gözaltına almak” anlamında kullanılmaktadır.

 

Altan Öymen’e açık mektup

(SURİYELİLERE VERİLMESİ DÜŞÜNÜLEN TOKİ EVLERİ, PKK VE FETÖ İLE MÜCADELEDE YAŞAMINI KAYBEDEN GÜVENLİK KUVVETLERİNİN AİLELERİNE VERİLMELİDİR…)

demokrasi_1

Altan Abi;

CHP gibi bir devlet kuran partiye genel başkanlık yapmış tecrübeli bir gazetecisin.

Yakın geçmişte, Nagihan Alçı ile Nazlı Ilıcak’ı tartışma programlarına katılarak kuru fasulye gibi nimetten saydırdın.

AKP ve Cemaat’i kutsayan televizyonlarda program yapmaya ihtiyacın mı vardı?

Tartışmalarınızı izleyenlere sor bakalım, söylediklerından akıllarında ne kaldı?

Çoğu izleyicinin; Nazlı Ilıcak ile Nagihan Alçı’nın beyin yıkamaları kafalarına kazındı.

Ne söylersen söyle artık; ne karşılığıdır bilmem ama bu tutumunla onlara bu programları yaptıranların hizmetine girdin…

Adeta HALKI CAHİL BIRAKMA PROGRAMLARINDA SOLU TEMSİLEN GÖREVLİ GİBİSİN…

Acele etme birazdan açıklayacağım.

Niyetin öyle olmasa da bu çizgini sürdürdükçe, karşı tarafın (gericilerin) fikirlerinin anlaşılıp yerleşmesi için çaba göstermiş sayılacaksın…

Altan Abi;

Hiç kusura bakma ama karşı tarafa çalışıyor gibisin!..

Bugün CNN Türk’teki Didem Arslan Yılmaz’ın programında; Doc, Mehmet Şahin, Merve Şebnem Oruç, Abdülkadir Selvi ve Nevzat Çiçek’le 15 Temmuz darbe girişimini tartışıyordunuz, sizi baştan sona izledim…

Yemin ederim arkam açıldı, utandım…

Yerin dibine girdim desem yeridir.

Muhatapların darbecilere “idam cezası” verilmesini tartışalım diyordu.

Sizi bu konuyu tartışmaya zorladılar, karşı koyamadın…

Bu basit konuda bile zorlandın…

O programlara katılmaya mecbur musun Altan Abi?

Evrensel ceza hukuku prensiplerinin idam cezasının konulmasına engel olduğunu da mı bilmiyorsun?

Bırak bari bu tür programlara bilen biri katılsın.

Önümüzü neden kesiyorsun?

Bir ara Taraf gazetesinde yazan, Abdullah Öcalan’ı terörist değil de politikacı olarak kabul eden, cemaatlerin Kemalist olduğunu savunan Sabah gazetesinin özürlü yazarı Nevzat Çiçek, bu darbe girişimine karışanların bir kısmının Kemalist olduğunu söyledi…

Sustun…

Yoksa ne dediğini duymadın mı?

Oldu mu Altan Abi?

Bu bir aldatmacadır, öyle şey olmaz da diyemedin…

Altan Abi;

Bu çoluk çocuk takımı, seni kum torbası yerine kullanıyor.

Lütfen böyle basit oyunlara bir daha gelme!

Bir kere, Kemalistler, asla ve asla darbelere evet demezler.

Çünkü Kemalistler DEVRİMCİDİR...

Devrim ise, darbeden çok farklı bir şeydir.

Devrim”i halk yapar…

Devrimin arkasında, meşruiyetini kaybetmiş iktidara karşı halkın meşru DİRENİŞ HAKKIvardır..

Bu konuyu dipnotta biraz daha açıyorum.

(Oradan okuyabilirsiniz)

İdam cezası“na gelince;

Mevcut hukukumuza göre, ceza kanunları geriye doğru yürümezler!

Yani ceza kanununa; “darbeye teşebbüs edenler idam edilir” şeklinde bir hükmü konulsa bile, bu hüküm uygulanamaz.

Ayrıca, hiç kimse işlediği zamanki cezadan daha fazla bir ceza ile cezalandırılamaz.

Bu da evrensel bir ceza hukuku prensibidir.

Öte yandan, imzaladığımız Uluslar arası sözleşmeler de, yeniden idam cezasını koymamıza engeldir.

(2 nolu dipnotta onun da açıklaması vardır.)

Bunların hiçbirini de mi bilmiyorsun?

Yoksa orada aklına mı gelmediler?!

Kabul et Altan Abi, yaşlanmışsın..

Galiba B12 vitamini eksikliği de yaşıyorsun!

Bu nedenle de farkında olmadan, hükümetin popilist politikalarına alet oluyorsun.

Hükümetin idam cezasını yeniden gündeme getirmesi, darbe girişimine karşı koyan ve bu nedenle yaşamını kaybedenlerin ailelerinin gazını almak içindir.

Bu kadarını da anla lütfen.

AKP yapmayacağı/yapamayacağı, yapsa da bu darbecilere uygulanma imkanı olmayanidam cezasını geri getirme tartışmasını başlattığı yerde, sizin daha etkili bir karşı tezinizolmalı.

Bu işi yapmak ana muhalefetin görevidir, kabul ediyorum.

Hadi onlar yapamıyor diyelim, eski genel başkanımız olarak sen yap.

Yalvarıyorum ne olur!

İdam cezasına bu ortamda karşı gelenler, kolaylıkla darbecileri desteklemeklesuçlanabileceği için; bu noktada Y-CHP topa giremiyor diyelim…

Büyük olasılıkla da öyledir.

Siz hükümete şu öneriyi getirilebilirsiniz:

3,5 milyon Suriyeliye vereceğiniz TOKİ konutlarını, PKK ile mücadelede ve bu darbe girişimine karşı koyarken yaşamını kaybedenlerin ailelerine verin diyebilirsiniz…

Aslında CHP‘nin yapması gerekir, hala da geç kalmış değil…

Bu zır cahil adamlarla program yapmaya ihtiyacın mı var?!

Yapma Altan Abi, gözünü seveyim…

Sana saygımızı neredeyse yitireceğiz, bari tartışacağın insanları doğru seç…

Saygılar…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

1.) Direnme Hakkı ile Meşru Savunma bir birine çok yakındır. Halkın iradesi ile -önceden belirlenmiş kurallara uyarak- halkı yönetme hakkını elde eden siyasi iktidarlar, bazen keyfiliğe yönelir, temel anayasal kuralları çiğnerler ve giderek de otoriterleşirler. Devletin zor kullanma gücünü de elinde tutan despotların elinden devlet yönetimini geri almak zorlaşır. Yöneticiler; adaletli seçim yapmaz, seçimlere hile karıştırırlar. Kamu gücünü halka karşı kullanırlar, hak arama yollarını kapatırlar. Tek adam yönetimine doğru giden bu tür iktidarlara karşı halkın meşru direnme hakkı vardır. Çünkü halk iktidara verdiği yönetme yetkisinin iradesine aykırı kullanılmasını başka yollardan engelleyecek durumda değilse bu yola başvuru. İstismar edilmesi kolay olan bu konuyu birkaç örnekle açıklamak istiyorum:

a.) 15 Temmuz günü Türk halkı direnme hakkını kullanmıştır. Her ne kadar bu hak, siyasi iktidara karşı kullanılmamış olsa da, yine de direnme hakkının kullanılmasıdır. Devlet meşru güçleri ile darbeyi engelleyememe durumunda kaldığı için, hükümet doğrudan halkın olaya müdahil olmasını istemiştir. Halkın meydanlara inmesi meşru bir hakkın kullanılmasıdır.

b.) Kurtuluş Savaşı‘mızın kahramanlarının Saray’a başkaldırışı ve Anadolu’da Milli Mücadele’yi başlatmaları da halkın direnme hakkının kullanılmasıdır. Devletin ve halkın çıkarlarını korumayan Saray hükümeti, Sevr’i imzalayarak ve teslim olmayı öğütleyerek halkın çıkarlarına aykırı icraatlar yapmış hukuka aykırı emirler vermiştir. Bu nedenle devleti kuran halk yönetimi dinlenmemiş ve direnme hakkı kullanılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştır . Direnme hakkı, hem Saraya hem de itilaf devletlerine karşı kullanılmıştır.

c.) Gezi Direnişi’nde de halk direnme hakkını kullanmıştır. Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesi ve yerine AVM yapılmasına itiraz etme olayında sembolleşen bu direnişi hiçbir örgüt yönetmemiştir. Tamamen halkın vicdanında şekillenen direnişin nedenlerini daha derinlerde aramak gerekir. AKP iktidarının keyfi icraatları halkı bıktırmıştı. Bilinç altında biriken tepkiler, beklenmedik bir anda direniş olarak dışarı vurdu. AKP hükümetleri her ne kadar aksi görüşteyse de, gerçekte bu direniş de haklı ve meşrudur. Türk halkı, kamu kaynaklarının talan edilmesine, adaletsizliklere, partizanlıklara, hırsızlık ve yolsuzluğa karşı olan tepkisini Gezi olayları özelinde dışa vurmuştur. Bir tür enerji patlaması yaşanmıştır.. Halkın çıkarları ve iradesi hilafına yapılan icraatlara başka türlü “dur” diyemeyeceğine inanan halk, sokağa çıkmak zorunda kalmıştır.

Görüldüğü gibi halkın meşru direnme hakkının arkasında daima Millet iradesi olarak ifade edilen gerçekte seçmenin iradesi hilafına yapılan icraatlara duyulan tepki vardır. İradenin asıl sahibi olaya el koymakta, vekalet verdiği yöneticilere verdiği yetkiyi geri aldığını ifade etmektedir.

2.) 2002 yılında TBMM’nde çıkarılan Avrupa Birliği uyum yasaları ile “yakın savaş hali ve terör suçları” hariç idam cezası kaldırılmıştır. Daha sonra Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 13 Numaralı Protokolü kabul ederek tüm idam cezalarını kaldırdı. Türkiye de 2004 yılında Anayasa’da yaptığı bir değişiklikle, bu protokole uygun olarak tüm idam cezalarını hukukundan çıkartmıştır…

Dolayısıyla ulusal ve uluslararası hukuka saygılı bir devlet idamı bir daha geri getiremez….

Cemil Can

İTİRAZIM VAR!..

tank

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, askerlerine:

Tüm hazırlıklarınızı yapın; TBMM’ne, Genelkurmay’a, Jandarma Genel Komutanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne ve özellikle de Gölbaşı’ndaki Özal Harekat Dairesi Başkanlığı’na savaş uçakları ve skorski helikopterlerle bomba yağdıracaksınız. Sizden kaç kişiniz ölürse ölsün, önemli değil! Bu kurumlarda, girişiminize karşı koymaya kalkışanları ‘vurabilirsiniz’ emrini verdim.. Çıkacak çatışmalarda bir kısım halk da ölebilir. O da önemli değildir. Benim istikbalim ve başkanlığım için bu kadarını yapacaksınız” dedi…

Darbe senaryosu”nda gönüllü olarak görev alan asker ve polisler; bu kanunsuz emre, harfiyen uydular ve Erdoğan’ın düğmeye basması ile 15 Temmuz akşamı harekete geçtiler!

Erdoğan’ın keyfi yerine gelsin, “başkan” olsun diye; ölümü göze alan, onun başkanlığı için kendini feda etmeye hazır, kendi yurttaşlarına mermi atacak kadar gözü dönmüş, sonunda vatan hainliği ile suçlanıp ömür boyu hapse atılmayı göze alacak kadar akılsız, ne kadar -Haşhaşi- militanı varsa, tümü bu senaryoda rol aldı!..

Böyle bir ahmakça senaryoyu, akıl süzgecinden geçirmeden, inanabilirler diye halkın önüne koydular!

Nasılsa halkın yarıya yakını Erdoğan’dan nefret ediyordu, bu kadarı yeterdi…

Darbeye katılan o Haşhaşilerin isimlerini tek tek yazmaya yerim müsait değil.

Ama pek yakında, gerçekler ortaya çıkacak ve kim olduklarını göreceksiniz.

Demek ki, TSK içerisinde Tayyip Erdoğan’a taparcasına bağlı subaylar vardı ki, onun böylesine tehlikeli oyununda, bilerek ve isteyerek rol aldılar?

Dünya tarihinde ilk defa emperyalizmi yenen Türk Ordusu bu hale mi geldi diyorsunuz?

Ve bir tek siz; bağımsız, özgür ve de akıllısınız!

Öyle mi?

Erdoğan’ın özlemini duyduğu “Başkanlık Sistemi”ne geçebilmek için Anayasa değişikliği yapması gerekiyor.

Bunun için de 400 milletvekiline ihtiyacı var, AKP’nin halihazırdaki milletvekili sayısı 317 kadar, yetmiyor…

Cumhurbaşkanı “sahte darbe”yi bastırıp, muzaffer Başkomutan olarak baskın bir seçim kararı alırsa, AKP 400 milletvekili ile bir defa daha iktidara gelip, ihtiyaç duyulan rejim değişikliğini yapabilir…” diyorsunuz…

Bizim aklı evvel, her şeyi en iyi bilen, ağzı laf yapan, eli kalem tutan, akıllı mı akıllı “solcu”larımızın, sıcağı sıcağına yaptıkları analizlerin özeti bu mudur?

Çok çok mantıksız olmamakla birlikte, uzak olasılıktır bu hikaye, gerçekleşmesi imkansızdır bu senaryodur…

Kaldı ki, Erdoğan’ın böyle tehlikeli oyunlara ihtiyacı yoktur.

Onun ihtiyacı duyduğu desteği, siz zaten verdiniz ve vermeye de devam ediyorsunuz!

Mevzilendiğiniz siperleri düşman kazdı!

Bu kafalarınızla yapabileceğiniz bir şey kalmadı.

Bari ayak bağı olmayın; yerinizde oturun ve olacakları izleyin.

Halkın feraseti sizlerden kat kat üstündür çünkü…

Az önce aktardığım senaryoya göre; Ordumuzun ve Emniyetimizin içerisinde; Erdoğan’ın bu b.ktan senaryosunun başarısı için; ölümü göze alan, kendi yurttaşlarını öldürmek için gözünü kırpmayan; generaller, albaylar, yarbaylar, binbaşılar, yüzbaşılar, üstteğmenler, teğmenler, erbaşlar ve erler var!..

Öyle mi?

İşin içerisinde CIA yok tabii!

Fetullahçı Terör Örgütü, zaten müttefikleri!

AKP’yi iktidardan düşürebilmek için, 40 bin insanın ölümünden sorumlu olan terör örgütü PKK’nın, TBMM’ndeki uzantısı HDP’ye oy verilmesi çağrısını yapanlardır bu geri zekalılar!

Bunların sözünün hiçbir kıymeti harbiyesi kalmadı…

Gerçek bir muhalefet olmadan, Devlet olanaklarını kullanan AKP’yi, bu şekilde oyunlarla iktidardan düşürmenin imkânsız olduğunu hala anlayamadı bu zavallılar.

Vatan hainlerine ve teröristlere destek vererek, vatanseverliği AKP’ye bırakanların, her zeminde hezimete uğrayacağı kesindir artık.

Bu güruh, hala da akıllanmışa benzemiyor.

Türk halkının gerçek sorununun iktidar değil, muhalefet olduğunu göremiyorlar bir türlü:

5 Haziran seçimleri ile iktidarını kaybeden AKP’yi, yeniden iktidar yapan bu temel eksiklikti.

Y-CHP, 2010 yılından beri dile getirdiği; yolsuzluk, hırsızlık, partizanlık, hukuksuzluk ve kamu kaynaklarının yağmalanması şeklindeki doğru tezlerinden neden vazgeçti?..

AKP ile koalisyon kurabilmek için, “devri sabık yaratmayacağız, geçmişin hesabını sormayacağız” diyerek taviz üstüne tavizler neden verdi?

Cumhuriyet’i kuranların partisi CHP’nin duruşu böyle bozuldu.

İktidar ortağı olabilmek için bir domalmadıkları kaldı…

Bu tutumun halka verdiği iki mesaj oldu:

Birincisi:

CHP’nin bugüne kadar AKP hakkında söyledikleri doğru değildir, yani Kılıçdaroğlu meydanlarda yalan söylemişti!

İkincisi: AKP’nin yolsuzlukları ile yağmasına Y-CHP de ortak olursa, tüm hukuksuzları görmezden gelebilirdi!..

Üçüncü bir seçeneği gösteren varsa söylesin, burada yazacağım.

Onlar için takip eden bir satırı boş bırakıyorum.

….

Böylece Kemal Kılıçdaroğlu iki ucu b.klu değneği eline alarak, psikolojik üstünlüğü AKP’ye kaptırdı ve Atatürk’ün CHP’sini iktidar alternatifi olmaktan çıkarttı.

Kendisi de Dersimli Kemal oldu, PKK’nın hizmetine girdi…

MHP ise, her zamanki gibi koltuk değnekliğine devam etti.

MHP’nin “asla HDP ile bir araya gelmeyeceğini ilan etmesi”, AKP’siz hükümet kurulması formüllerinin tümünü ortadan kaldırdı.

Bu arada PKK, yeniden eylemlerine başlamıştı, onların programı ise çok daha farklıydı.

Kürdistan”ı kurmak için savaşıyorlardı…

Bunun için yıllardır emperyalist dedikleri ABD’nin kara gücü olmayı da kabul ettiler.

Nihayet, ABD’nin Ergenekon ve Balyoz davaları ile TSK’yı kafeslemek istediğini ve FETÖ’nün bu ihanetin içinde olduğunu hükümet gördü.

Bu Türk halkı için iyi bir şeydir…

Ortaklar arasındaki çıkar çatışması işi bu noktaya götürdü diyenler de var.

Doğru da olabilir…

Sonuçta hükümet, teröristlerle müzakereyi kesti, terörle mücadeleyi Ordu’ya bıraktı…

Başını yiyecek “açılım süreci”nden vazgeçti, ABD’nin çıkarlarına endekslenen dış politikasını değiştirmeye karar verdi…

Bu arada FETÖ’nün de tasfiyesine başlandı; Yargı önemli ölçüde temizlendi, Emniyet kontrol altına alındı.

Bunlar da Türk halkının yararına olan iyi gelişmelerdir…

Bu noktada muhalefet, özellikle Y-CHP en büyük ikinci hatasını yaptı:

Görevini yaptı diyenler de var tabi…

FETÖ’ye kol kanat gerdi, PKK’nın hendek savaşlarına; insan hakları ihlal ediliyor, TSK orantısız güç kullanıyor diyerek, destek verdiler.

Yetmezmiş gibi bir de hazırladıkları ihanet raporları ile Türkiye’yi yabancı devletlere şikâyet ettiler…

Kısaca; Türk halkının muhalefet yapsın diye Meclise gönderdiği milletvekilleri, görevinin gereğini yapmadılar, böylece Y-CHP itibar üzerine itibar kaybetti…

Şimdi yerlerde sürünüyorlar…

Düşünebiliyor musunuz, ana muhalefetin liderine cenaze tönerlerinde domates fırlatılıyor, önüne dolu mermi atılıyor!

Dersimli Kemal liderliğindeki CHP’nin halkta karşılığı kalmadı…

Kim ne derse desin, AKP’nin iktidarda kalmasını sağlayan başlıca olgu; muhalefetin güven vermez bu duruşudur.

Halk biraz da şöyle düşünmüş olabilir:

AKP’liler 14 yıllık iktidarları boyunca kamu kaynaklarını talan etmişler. Doğru. Artık doymuş olabilirler, iktidarda bunların kalması daha iyidir. Belki bir daha hırsızlık yapmaya ihtiyaç duymazlar. Muhalefetteki bu açlar gelirse eğer; devletin yeniden talanı başlayabilir.

Bu düşüncelerle, halk kötü seçeneklerden en iyi olanını AKP’yi seçmiştir…

Böyle olduğu için, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli yönetimindeki partilerle AKP’yi iktidardan düşürmek olanaksız hale geldi…

Dolayısıyla, bu siyasal ortamda AKP’nin ne gerçek darbeye, ne de sahte darbe girişimlerine ihtiyacı olamaz!

Yakında gerçekler bütün çıplaklığı ile ortaya çıkacak ve hep birlikte göreceğiz.

CIA ile işbirliği yaparak, Devletin bütün organlarına sızmış olan Fetullahçı Terör Örgütü’ne 17/25 Aralık olaylarından sonra ağır darbeler indirildiği tartışılmaz bir gerçektir…

Ağustos’da yapılacak YAŞ toplantısında, Ordu’dan tasfiyeler de başlayacaktı.

Bir başka gerçek de CIA’nın içimizdeki elemanlarının, darbe yapacak kadar hazırlıklı ve organize olamadıklarıdır…

Ne var ki, yeteri kadar zamanları da kalmamıştı…

Bu nedenle, erkenden harekete geçmek zorunda kaldılar; başka seçenekleri yoktu.

Zarları fırlattılar:

Düşeş” bekliyorlardı, “hepyek” geldi…

Şimdi halk ellerinde Türk bayrakları ile sokaklardadır…

Bizim aklı evveller, olup biteni ancak pencereden seyredebiliyor!

Atatürklü bayrağı alıp, sokaklara inmek akıllarına nedense hiç gelmiyor…

Biraz da yürek ve inanç işidir…

Darbe girişiminin bastırılmasından sağlanacak siyasi rantı, AKP’nin toplamasına itiraz ediyorlar!

Haklıdırlar…

Cemil Can

 

CIA’NIN DARBE TEŞEBBÜSÜ!..

o herif

Tarih 2 Haziran 2016.

Bir gazeteci günlük basın toplantısı sırasında ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby’ye soruyor:

“Türkiye, Gülen Cemaatini terörist olarak görüyor, siz de mi bu şekilde düşünüyorsunuz?”

Kirby, ABD adına yanıt veriyor:

Fetullah Gülen Cemaatini terör örgütü olarak görmüyoruz. Bu Türkiye’nin iç meselesidir.” (1)

Tarih 9 Şubat 2016.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; ABD’nin, PKK’nın Suriye kolu olan PYD ile ilişkisi üzerine:

“Ben miyim senin ortağın, yoksa Kobani’deki teröristler mi?” diye soruyor.

Yanıt yine Kirby’den geliyor:

Biz, PYD’yi terör örgütü olarak tanımlamıyoruz” diyor. (2)

Toprak bütünlüğümüzü ve Cumhuriyetimizi tehdit eden silahlı iki örgütün de arkasında ABD var…

ABD’nin dostumuz olmadığı son derece açık.

Ortadoğu halklarına kan kusturan ve terör örgütlerini silah olarak kullanan bu en büyük terörist devletin, topraklarımız üzerinde faaliyet göstermesine kesinlikle izin verilmemelidir.

Bu nedenle İncirlik Üssü derhal kapatılmalıdır.

Silahlı olmadığı için Cemaatin terör örgütü sayılamayacağını savunanların, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) ağzı ile konuştukları tartışmasız olarak kanıtlandı.

FETÖCÜ subaylar 15 Temmuz 2016 akşamı; Türk Ordusu’nun uçaklarını, helikopterlerini, tanklarını, toplarını, mermilerini ve askerlerini örgütün kendi iğrenç amaçları için kullandılar.

Bu olaydan itibaren hiç kimse FETÖ’nün terör örgütü olmadığını savunamaz!

Dolayısıyla bu örgüt mensupları hiçbir eyleme katılmamış olsa bile, tümünü örgüt üyesi olmaktan dolayı tutuklamak olanaklı hale gelmiştir…

FETÖ bir ihanet örgütüdür.

Türkiye Cumhuriyeti’ne kastetmiştir.

Türk Ordusu’nu ABD’nin güdümüne sokmak için ihanet içerisine girmiştir.

Darbenin muhatabı hükümet değil, Devlettir.

15 Temmuz darbe girişimine katılan FETÖCÜ subayların, askerliğin olmazsa olmazı; emir-komutanın gereğince, kullanılan er ve erbaşları kimse suçlayamaz!

Askerlikte emir-komutaya uymamak diye bir şey söz konusu edilemez!

Çünkü güvenlik güçlerimiz de emir-komuta ile darbe girişimini bastırmışlardır.

FETÖ ile örgütsel ilişki içerisinde olduğu geçerli kanıtlara bağlanmadıkça; darbe girişiminde kullanılan askerleri kimse suçlamamalıdır.

Onların durumu darbeyi bastıran rütbesiz askerlerden farklı değerlendirmek doğru değildir…

Bu bağlamda, teslim olan askerin kafasını kesen (3) IŞİD kılıklı herifler, derhal yakalanıp cezalandırılmalıdır…

Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

 

 

 

 

Biz kazanacağız…