DOĞU’NUN ÇOCUKLARI

islam-isbirligi-teskilatindan-irana-sok_1

Almanya İçişleri Bakanlığı, 2015 yılında ailesiyle birlikte ülkeye giriş yapıp, hakkında kayıp ihbarı bulunan yaklaşık 6 bin çocuğun akıbetini bilmediğini açıkladı!

Almanya’ya gelen sığınmacı çocuklarından 8 bin 6‘sı, ailesi ya da yakınları tarafından kayıp olarak bildirilmişti…

Bu çocuklardan; 2 bin 171‘ine ulaşılırken, 5 bin 835 çocuktan haber alınamıyor…

Organ mafyası veya fuhuş çetelerinin eline düştüğünden korkulan Doğu’dan gelen sığınmacı çocuklar için, medeniyetin beşiği Batı’da kılını kıpırdatan yok!…

Son haftalarda Ensar Vakfı‘nda yaşananlar ile Avrupa’da kayıp olan bu çocukların başına gelenlerin hesabı, bu dünyada sorulabilecek mi bilmiyorum…

Bu büyük günahı işleyenlere, oylarıyla destek veren “Müslümanlar”, öteki dünyalarında “aldatıldık” diyerek, kurtarabilecekler mi?

“STRATEJİK DERİNLİK”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Stratejik Derinlik”ten vazgeçiyor!

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı, Rusya’ya gönderdiler…

Bugüne kadar Suriye’de “Eset’le olmaz” diyen asrın lideri, şimdi Esat’lı çözüme yanaşmış gibi…

İran’a göz kırptılar: Alt düzeyde sürdürülen temaslar, bir anda Cumhurbaşkanlığı düzeyine çıkartıldı…

AKP’nin “sıfır sorunlu” dış politikası değişiyor:

ABD’nin “kara gücümüzdür” dediği PKK/PYD‘ye karşı operasyonlar aralıksız sürdürülüyor…

ABD’nin Müslüman toplumları bölmek ve emperyalizmin hizmetine sokmak için görevlendirdiği has elemanı Vaiz Fetullah Gülen, terör örgütü lideri olarak kırmızı bültenle aranmaya başlandı…

Bir zamanlar yere göğe kondurulamayan Cemaat, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) olarak yargılanıyor…

Rus Lideri Putin, bir TV programında; Erdoğan için sorulan soruya, yardım isteyen herkese elini uzatacağı yanıtını vererek, iki ülke arasında uçak düşürülmesi ile başlayan krizi sonlandıracağı mesajını verdi…

ABD, işine gelmeyen bu gelişmelere çomak sokma görevini Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz’e verdi…

Kral, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın 13. İslam Zirvesi Konferansı için kalkıp İstanbul’a geldi…

Beklendiği gibi Selman, sonuç bildirisine damgasını vurdu…

Bildiriyi sanki İsrail için kaleme aldılar: İran’ı hedef tahtasına oturttular.

İran’ın bölge ülkelerinin içişlerine müdahalesinden duyulan üzüntüye dikkat çekildi… (1)

Destek verdiği Lübnan Hizbullah’ı, isim verilmeden terörist olarak nitelendirilip kınandı…

Buna rağmen:

Erdoğan ile Ruhani, Cumhurbaşkanlığı sarayındaki görüşme sonunda: “Suriye ve Irak’ın toprak bütünlükleri ve siyasi birliklerinin mutlaka korunması konusunda görüş birliği içinde bulunduklarını” memnuniyetle ifade ettiler…

Erdoğan: Dışarıdan yapılan dayatmalara karşı bölge içinden çözümlerin geliştirilmesini savundu.

7 mutabakat metni de imzaladılar.

ABD’NİN “İSLAM ORDUSU

Suudi Arabistan öncülüğündeki İslam Ordusu‘nun görev yeri: ABD ve AB’nin çıkarlarına zarar veren bölge ülkeleri olarak belirlendiği tartışmasızdır…

Acı olan, Birinci Dünya Savaşı’nda Türkleri arkadan vuran Arapların öncülüğündeki emperyalizmin bu vurucu gücüne, bizim de katılmış olmamızdır…

Halbuki Türk Ordusu, emperyalizmi ilk defa yenen ordu olarak tarihe adını yazdırmıştı…

İslam Ordu’sunun komuta kademesinde kimlerin oturduğu, bizimkilerin Suudi Kralı karşısında “esas duruş” göstermelerinden bellidir.

Kral Abdülaziz, Ortadoğu’da ABD çıkarlarını korumakla görevlidir ve Obama’yı temsil etmektedir…

Tam da komşularımız ile ilişkileri düzeltme adımları atmışken, Suudiler sonuç bildirisi ile hamlemizi sabote ettiler…

En ufak bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde; ayan beyan bellidir ki: İslam Ordusu, Suudilerin komutasında, İsrail’in hizmetinde ve ABD’nin emrindedir…

Bu sıralar, Türkiye’nin Suudilerin desteklediği muhalif gruplara Stringer füzeleri verdiği de söylenmektedir.

Bu iddia doğru çıkarsa eğer ve füzeler ABD ile Rusya gibi devletlere karşı kullanılırsa, bölge ülkeleri ile ilişkilerimizi kolay kolay düzeltemeyiz…

ABD’nin, Türkiye’yi böyle bir sonuca götürebilmek için Kral Selman’a o sonuç bildirgesini yazdırdığına kalıbımı basarım…

İslam İşbirliği Teşkilatı sonuç bildirgesi, tıpkı düşürülen Rus uçağı gibidir!

MUHALEFET SERTLEŞİYOR!

Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Hakan’ın programında; iktidar mensupları için “Hırsızların altına yattılar mı yatmadılar mı” sözlerini bilerek kullandığını söyledikten sonra, ses çıkartmıyorlar diye sivil toplum kuruluşlarından (STK) şikayet etti…

“Diliniz mi sürçtü” sorusuna, “Hayır, ben üniversitede konuşmuyorum, halka konuşuyorum, halkın anladığı dildir” diyerek, “altına yattılar” sözlerini sahiplendi!..

Dersimli, şimdi ana muhalefet görevini STK’ların yapmasını bekliyor.

Onlar muhalefet yapacak, kendisi iktidar olacak!

Beklentisi budur…

Geçmişte de “etkin muhalefet yapamıyor” eleştirilerine; “harakiri mi yapalım” diye yanıt veriyordu!

Ülkenin “darbe” koşulları içinden geçtiğini sanan Kılıçdaroğlu, STK’ları işin içine sokana ve karşı devrim yapıldığını anlayana kadar, AKP işi bitirir zaten…

Balyoz” ve “Ergenekon” davalarını görmezden gelen; hatta gizlice destek olan, “Türkiye’de şeriat tehlikesi yoktur” ve “Yargıda Cemaat yapılanması olduğunu söyleyemem” diyerek, eğitim ve öğretim birliğinin bozan 4+4+4 yasasına karşı gelmeyen Kılıçdaroğlu’nun, ülkenin bu noktaya gelmesindeki günahı, en az iktidar kadardır…

Artık kabul edelim:Küresel güçler, iki kaset operasyonu ile muhalefet partilerine ele geçirip kontrol altına aldılar.

CIA‘nın kucağında oturan Cemaat’in marifetiyle, Emniyet ve Yargı ele geçirdiler…

Yeni muhalefet partilerinin oluşmasını da işgal altında olan partiler engellediler…

İktidarın sahipleri, sahte deliller üreterek iki uyduruk dava ile üzerimize ölü toprağı serptiler…

Silahlı Kuvvetler’in yüksek rütbeli subayları ile yurtsever aydınları tutukladılar…

Süleymaniye’de başına çuval geçirilen Türk Ordu’su, bu kumpas ile iyice etkisiz hale getirildi…

Meclis’teki sözde muhalefet partileri, bütün bu olanları “yargı kararını beklemeli” diyerek seyrettiler!..

CHP’deki eksen kayma ve ihanet düzeyindeki aymazlıklara karşı, yapıcı eleştirileri “partiye zarar veriyor” veya “şimdi zamanı mı?” gibi, ilk bakışta haklı gözüken savunmalarla karşılayıp, sıradanlaştırdılar!..

Yabancı unsurları, muhalefet partilerinin yönetim kademelerine kadar taşıdılar; yılların deneyimli kadrolarını tasfiye ettiler!

Kim ne derse desin, bu dönemde AKP’nin tabanını aldatmasından daha ağırı, muhalefet partilerinde yaşandı…

Şimdi bu işbirlikçiler; “çıtayı yükseltmekten” ve “sertleşmekten” söz ediyorlar.

Anlaşılıyor ki, karşı devrim hukukunu tam olarak yerleştiremedi, biraz daha zamana ihtiyaçları var…

Hal böyle olunca, ayarlanmış muhalefete yeniden görev düşüyor, iş bölümünde halkı oyalamak onların ödevi idi…

Demek ki Yeni CHP ile Yeni MHP, yeni vitrinleri ile ve “sertleşme” numaraları ile bir süre daha halkı aldatmaya devam edecekler!

Türk halkı, dört defa yuttuğu bu dolmayı, bir kez daha yutar mı, yaşayıp göreceğiz!..

Cemil Can

DİPNOT:

(1) http://odatv.com/irandan-istanbuldaki-o-bulusmaya-cok-sert-elestiri-1504161200.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir