DAVUTOĞLU’NUN BAŞINI KENDİ “SIĞ” SİYASETİ YEDİ!..

ahmet-hillary

AKP’nin 7 Haziran yenilgisinden sonra, 1 Kasım’a kadar geçen süre içinde, oy oranını yüzde 49.5‘a çıkarmasında Ahmet Davutoğlu’nun payı olmadığını kimse söyleyemez…

5 Mayıs günü yaptığı veda konuşmasında; oy oranının yüzde 52, 53 hatta 54’e çıktığını iddia etti.

Kuşkusuz bu rakamların hepsi aynı anda doğru olamaz ama, AKP’nin oy oranında, bir miktar artış olduğu kesindir!

Bu açıdan bakıldığında; Davutoğlu başarılı bir genel başkandı denilebilir.

O halde, bütün siyasi partilerin genel başkanlarında bulunan; il ve ilçe başkanlarını görevden alma ve atama yetkisini, MKYK’da budamanın ne gereği vardı?

Demek ki, sorun, salt il ve ilçe başkanlarının görevden alınıp, atanması değildi…

Düşürülen Rus uçağının paraşütle atlayan pilotunu “biz vurduk(1) diye övünen Alpaslan Çelik, şimdi nerelerdedir?

Savaş silahları ile İzmir’de dolaşan ve kahramanlar gibi karşılanan ülkücü Çelik, neden tutuklandı?

Kim ne söylerse söylesin; öldürülen Rus pilot için verdiğimiz ilk kurban Alparslan Çelik ise, ikincisi Ahmet Davutoğlu’dur…

Nokta.

İddia ediyorum ki, Vladimir Putin, Alparslan Çelik’in tutuklanmasını yeterli bulmamıştır: “Rus uçağının düşürülmesi emrini bizzat ben verdim” (2) diyen Davutoğlu’nun da kellesini istedi!..

Aksi halde, gerginlik sürecekti, Erdoğan bunu göze alamadı:

Yüz turistten 96‘sı gelmedi, en önemli gelir kapılarımızdan biri, can çekişiyor.

Turistik oteller, birer birer satılığa çıkartıldı.

Narenciye ve sebze üreticilerimiz perişandır…

Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik (3) siyaseti yüzünden, etrafımızda bir tek dostumuz kalmadı…

ABD’nin gözden çıkarttığı Erdoğan’ın, tek dayanağı; yüzde 49.5‘lik kitle tabanıdır.

Bu tabanı bir tek ekonomik kriz dağıtabilir!

Yolsuzluk, hırsızlık, hukuk dışılık, partizanlık vs, vs…

Geçiniz efendim, geçiniz…

O konu defalarca test edilmiştir.

Açlık başlayınca, Erdoğan’ın altından dünya kayıp gidebilir…

Yüce Divan‘da yargılanmasını gerektirecek bir sürü suç dosyalanmışmış…

Geçiniz…

Savaş suçları” ve “saldırı suçları”na bakmakla görevli Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi, (4) Erdoğan’ın uykularını kaçırıyor mu?

FETÖ, “Ne istediler de vermedik” döneminde; ihtiyaç duyduğu kanıtları toplamış, dosyaları hazırlamıştır mutlaka.

Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin; Libya, Irak ve Suriye’deki tutumu yöneticilerin tümünü, çok rahatlıkla sanık sandalyesine oturtabilirler…

Bu işin, örneği çoktur ama şakası yoktur…

Onu da geçelim bir kalem.

Bilal İtalya’da barınamadığına göre, Erdoğan için başka Türkiye yoktur!

İçerideki tek seçeneği, yağan yağmurda beraber yürüdüğü yüzde 49.5’lik kitle tabanı, dışarıda ise ABD komplolarına karşı destek alabileceği Rusya gibi güçlü bir ülkedir.

Başkanlık Sistemi”ne geçiş ve bunu gerçekleştirebilmek için zorunlu görünen “yeni anayasa” çalışmasını da aynı kapsamda değerlendirmek gerekir…

Bu yüzden, Erdoğan’ın başarısız olduğu defalarca test edilen “Stratejik Derinlik Siyaseti”nden bir an önce kurtulması gerekiyor.

Dolayısıyla, yol arkadaşı Ahmet Davutoğlu gözünü kırpmadan feda edilebilir.

Üstelik bugüne kadar yaşanmış ve halkın onay vermediği, “açılım” gibi saçmalıkları da üzerine yıkıp, geçmişini sıfırlayabilir…

Paralel Yapı”nın günah keçisi ilan edildiği gibi…

Denebilir ki, Davutoğlu’nun başını yiyen, “derinlikli” sandığı, kendi sığ siyasetidir! (5)

Davutoğlu’nun FETÖ ile mücadelede ağırdan alması; yargı kararı ile olmadığı tespit edilen “Ergenekon” ile “FETÖ”yü aynı kefeye koyması, hangi safta yer aldığını göstermesi bakımından elbette önemlidir.

Nitekim, veda konuşmasında:”Hayatta inanmadığım hiçbir şeyi savunmadım, inandığım hiçbir şeyden de geri adım atmadım” sözleri ile kararlılığına vurgu yapmak zorunda kalmıştır.

Kabul etmek gerekir; Davutoğlu, icraatını inandığı gibi yapmıştı…

Ergenekon” mu vardır, yoksa “FETÖ” mü yoktur sorusunun yanıtını, açık açık veremediği için, tutumuna bakarak bulunduğu safı belirleyebiliriz:

Yargı‘da hala 5000 civarında “F tipi” hakim ve savcı olduğu söyleniyor.

Ordu içinde ise henüz temizliğe başlanmadı.

Bir tek Emniyet‘in üst düzeyindeki yapılanma dağıtıldı.

İlk fırsatı bulduğunda, Erdoğan’ın kellesini alacak olan “Paralel Yapı” pusudadır; yer altına çekildi, uygun zamanı bekliyor…

F Tipi”, neredeyse her birimde varlığını sürdürüyor!..

Oysa, Başbakanlık Makamı’nda oturan kişi, Erdoğan’a karşı birkaç başarısız hamle yapan CIA‘nın Türkiye’deki kolu FETÖ’nün varlığına inanmıyor!..

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi‘ne terör örgütü olarak giren Cemaat’i, tehlikeli görmeyen Davutoğlu’nun eline, siz olsanız Başbakanlık görev ve yetkilerini verir misiniz?

Devletin güvenlik siyasetinin hükümetinki ile örtüşmediği nokta, dananın kuyruğunun koptuğu yerdir…

Davutoğlu’nun azledilişini böyle değerlendirmek gerekir…

Davutoğlu, 24 Temmuz‘da başlayan “Türkiye-ABD Savaşı”nı da ciddiye almamış veya ABD’nin safındaki yerini terk etmemiştir.

Bu yüzden de milli kuvvetlerle karşı karşıya geldi.

Başbakanlıktan ayrılması bu nedenledir.

Nokta.

***

ABD, Türkiye’deki önemli bir adamını kaybetti…

İlk açıklamaları şöyledir: Davutoğlu iyi bir ortaktı(6)

Beyaz Saray’a yakın Foreign Policy dergisi ise haberi: “Amerika Ankara’daki adamını kaybetti” şeklinde verdi… (7)

Tercihini küresel güçlerden yana kullanan Davutoğlu’nun, “Cumhurbaşkanımıza son nefesime kadar vefa ilişkisini sürdüreceğim” (8) şeklindeki sözleri, bir anlam yüklü değildir!

Tıpkı Erdoğan’ın birkaç gün önce ve hiç sırası değilken söylediği:”600 bin insan katil, terörist Esad tarafından öldürüldü” sözlerinin bir anlamı olmadığı gibi… (9)

***

Gelelim muhalefet cephesine:

Ana muhalefet partisinin genel başkanı, Davutoğlu’nun görevden alınmasını “4 Mayıs saray darbesi” olarak nitelendirdi… (10)

Bir hafta önce PKK’ya karşı “orantısız güç” kullandığı için, askerin yargılanmasını isteyen bir rapor (11) hazırlatan Kılıçdaroğlu, hala hayal aleminde yaşıyor…

Ne var ki, “görev bilinci” ile hareket etmeyi ihmal etmiyor!

Sosyal medyada; “hükümeti devirmeye teşebbüsten” binlerce kişiyi tutuklatan Erdoğan, tek başına hükümeti devirdi, suç bile olmadı, şeklinde espriler yapılıyor…

Toplum mizaha duyarlı…

Kılıçdaroğlu’nun:“Kaderin bir cilvesi olarak demokrasi adına Davutoğlu’nu savunmanın kendilerine düştüğünü” söylemesi, (12) böyle durumlarda Karadenizlilerin söylediği “Şaşıran doğrusunu söyler” özdeyişini hatırlattı…

Ne yazık ki, bugün ülkemizde iktidarı savunan bir muhalefet var.

MHP Lideri Devlet Bahçeli de beklendiği gibi gider ayak: “Hükümete verdiğimiz fiili destek hukuki boyut alabilir” dedi… (13)

O zaman sormazlar mı adama:

Madem muhalefet de iktidarı destekliyor, muhalefete ne gerek vardı?

***

Davutoğlu, veda konuşmasında herkese hakkını helal etti!.. (14)

Türk halkı, 20 aylık başbakanlığı döneminde, Davutoğlu’nun ne kadar hakkını yedi?

Yine o bize hakkını helal ediyor, iyi mi!?

Üzerimizde kul hakkı olmadan, rahat rahat, huzur içerisinde ölebiliriz artık…

Kilis’e atılan “kaktuşa“ roketleriyle somutlaşan “Stratejik Derinlik” saçmalığını, Türkiye’nin başına bela eden bir adama, ana muhalefet partisinin genel başkanı:Hakkımı helal ediyorum diyor!.. (15)

Dersimli Kemal, Y-CHP’ye “tıpış tıpış” oy vermek zorunda kalan CHP’lilerin adına konuşuyor tabii, buna yetkisi var zaten!

Seyit Rıza’nın bile kemiklerini sızlatan torunu, CHP’lilerin fikrini almadan, hükümete haklarını helal edebiliyor!

Oylarımızı AKP’ye vermemizi istemediğine, şükrediyoruz!

Yeri gelmişken söyleyeyim: Ben ikisine de hakkımı helal etmedim, etmeyeceğim…

İktidar muhalefete, muhalefet iktidara hakkını helal ettiğine göre, bugüne kadar yapılan muhalefetin, göstermelik olduğu da ortaya çıkmıştır.

Gerçekte; Y-CHP ile Y-MHP‘nin, AKP iktidarlarına payanda oldukları bir kez daha görülmüştür.

Karşı devrimin iyice yerleşmesi için, kendilerine verilen görevleri hakkıyla yerine getirdiler.

Hendek Savaşları” da Türkiye’de safları iyice belirginleştirmiştir…

Biz, her zamanki gibi Türkiye tarafındayız…

ABD’nin kara gücü PKK ile birlikte, bu hainler o hendeklere gömülmedikçe, bu Millet rahat bir uyku uyuyamayacaktır…

Bizim için de başka Türkiye yoktur!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1)http://www.hurriyet.com.tr/ucak-dustu-komutan-aaya-acikladi-pilotlardan-biri-elimizde-40018089

(2) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/431535/Davutoglu__Ucagin_vurulmasi_emrini_bizzat_ben_verdim.html

(3)http://kutucugum.com/emel-supurur/e-kitap-a-harfi-12280/ahmet-davutoglu-stratejik-derinlik,27535.pdf

(4)http://www.ucmk.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=196&Itemid=45

(5) Davutoğlu’nun, Hakan Fidan’ı milletvekili yapmaya kalkışarak Erdoğan’ı Ak Saray’a hapsetme planı, başkanlık sistemine karşı durması, PKK ile yeniden masaya oturmayı seslendirmesi, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadeleyi savsaklaması vb. gibi olaylar, Erdoğan ile arasında güven bunalımı yaratmış olabilir, süreci hızlandırabilirler. Lakin bunların hiçbiri, Erdoğan’ın sır küpü ve suç ortağı Davutoğlu’nu feda etmeyi gerektirecek ağırlıkta kabul edilemez.

(6)http://www.ntv.com.tr/dunya/beyaz-saray-basbakan-davutoglu-abdnin-iyi-bir-ortagiydi,oU0_O37-hku0djWPRF4aaA

(7) http://odatv.com/amerika-ankaradaki-adamini-kaybetti-0605161200.html

(8)http://www.sabah.com.tr/webtv/turkiye/davutoglu-cumhurbaskanimizla-son-nefesime-kadar-vefa-iliskisini-surdurecegim

(9)http://www.ahaber.com.tr/gundem/2016/05/07/erdogan-600-bin-insan-katil-terorist-esad-tarafindan-olduruldu

(10) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/527169/_4_Mayis_Saray_darbesi.html

(11)http://www.aksam.com.tr/siyaset/chp-askerlerin-yargilanmasini-istedi/haber-512565

(12) http://www.aydinlikgazete.com/politika/28-subata-benzetti-h87207.html

(13)http://haber.sol.org.tr/toplum/bahceli-hukumete-verdigimiz-fiili-destek-hukuki-boyut-alabilir-155199

(14)http://www.haber7.com/ic-politika/haber/1933281-davutoglu-sesi-titreye-titreye-veda-etti

(15)http://www.haber7.com/ic-politika/haber/1933009-kilicdaroglu-davutogluna-hakkimi-helal-ediyorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir