EN ETKİLİ SİYASİ ÇÖZÜM BOYKOTTUR!..

Erken seçimin mimarı Bahçeli; erken seçimin gerekçesini:

Türkiye’nin 3 Kasım 2019’a kadar dayanmasının kolay olmadığına işaret ettikten sonra; “Ya normal tarih beklenecek, ya da milli mecburiyet ve ortaya çıkan meşru gerekçelerden dolayı seçimler erkene çekilecektir” şeklinde açıkladı.

Asıl gerekçe; “milli mecburiyetler”dir, “ortaya çıkan meşru gerekçeler”in ne olduğunu anlayan beri gelsin!..

Biri bana milli mecburiyetlere bir örnek versin, söz veriyorum oyum onun veya göstereceği adayındır!..

Bir sorun daha var:

Her neyse o milli mecburiyet, seçimle nasıl ortadan kaldırılacaktır?

AKP, başka bir partinin iktidara gelip bu sorunu çözmesini mi bekliyor acaba?

Hiç olmadığı kadar Mecliste güçlü temsil edilen bir parti, seçimleri erkene almakla daha da mı güçlü olacak?

AKP’nin MHP ile birlikte Anayasayı değiştirecek kadar güçleri varken, daha ne kadar milletvekili istiyorlar?

Diyelim ki Meclis’teki 600 milletvekilliğini kazandılar, şimdikinden farklı ne yapacaklar?

Söylesinler, oyum onlarındır!..

***

Bu sorulara cevap aramadan; erken seçimin hukuki olup olmadığını araştırmadan ana muhalefetin, hodri meydan çekmesini bir türlü anlayamıyorum.

AKP’nin karşı devrimi gerçekleştirirken yollarını temizlemekle görevli elemanı Dersimli Kemal’in:

24 Haziran’da hepimiz daha güzel bir Türkiye’ye uyanacağız. Daha hoş görülü Türkiye’ye uyanacağız. Birlikte yaşamanın ne kadar değerli olduğunu öğreneceğiz(1) demesi, iktidarın ipe sapa gelmez gerekçelerini kabul ettiğini gösteriyor…

Aynı zamanda hukuksuz seçimlere de meşruiyet kazandırıyorlar.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, hukuksuzluklara işaret ettikten sonra:

Seçimlerde Cumhuriyet güçleriyle birlikte olmaya hazırız(2) şeklindeki sözleri de ne yazık ki, seçimlerin meşru bir zeminde yapılacağı kanısını güçlendiriyor…

İşaret ettiği hukuka aykırılıkların tümü güme gitti!..

***

Meclis’te ihtiyaç duyduğu çoğunluğa ve desteğe sahip iken; “Erken seçim neden?” sorusuna, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği yanıttan; ne demek istediğini anlamak mümkün olamadı:

Erdoğan:

Gerek Suriye’de yürüttüğümüz sınır ötesi operasyonlar gerek Suriye ve Irak merkezli olarak bölgemizde yaşanan tarihi önemdeki hadiseler Türkiye’nin bir an önce belirsizlikleri aşmasını zorunlu hale getirmiştir.” dedi.(3)

YSK Başkanı Sadi Güven’in açıklaması ise, Anayasa ihlali için ilk adımın hükümet tarafından atılmasını bekliyoruz der gibi:

100 bin imza ile ilgili çıkacak bir uyum yasasını bekliyoruz. Çeşitli ihtimallere göre biz hazırlığımızı yaptık. Meclisten çıkacak yasaya göre de genelgemizi hazırlayıp gereğini yapacağız” ne demek? (4)

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, sanki Mecliste grubu bulunmayan partilerin aday göstermelerini imkânsız hale getirmek görevi verildi:

Vatandaşlar il ve ilçe seçim kurullarına giderek cumhurbaşkanı adayları için imza verecekler“ dedi. (5)

Cumhurbaşkanı adayı göstermek isteyen yurttaşların, bizzat ilçe seçim kurullarına başvurmaları şeklinde yapılacağı anlaşılan düzenlemenin, 3071 Sayılı Yasaya aykırı olacağı tartışmasızdır. (6)

Yetmiyormuş gibi; bir de yanlarında ikametgâh ilmühaberi götürmeleri şart koşuluyor.

Yasa taslağı hazırlandı önümüzdeki hafta Mecliste görüşülecek…

***

Gelişmeler aynen böyledir.

Şimdi yazılı hukuk kurallarına bakalım, yasalarımız ne diyor:

Temel Hak ve Özgürlüklerden olan Seçme ve Seçilme Hakkının “bağımsız” olarak kullanılması zorlaştırılıyor.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi; 100 bin imza toplama zorunluluğu, bu hakkın bağımsız olarak kullanılmasını önemli ölçüde kısıtlamakta, hatta imkânsız hale getirmektedir.

Anayasanın 67. maddesinde belirtilen bu hak; ancak temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenen kanunlarla kullanılabilir.

Öte yandan, seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmazlar. (7)

Bu açık hükümler karşısında; çıkartılacak olan “uyum yasalarının” 24 Haziran seçimlerinde uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

***

Anımsayalım; Kılıçdaroğlu, 16 Nisan 2017 Anayasa Referandumu sonuçları ile ilgili olarak:

Referandumda 51.2 ‘Hayır’ çıktı. YSK’ya çöreklenmiş yapı dedi ki ‘evet’ çıktı. Biz bunu meşru kabul etmiyoruz” demişti. (8)

Yani; ana muhalefet partisi, gayrimeşru ilan ettiği anayasa değişikliklerine göre yapılacak seçime katılmakla; hem kendini yalanlamış olmaktadır hem de 16 Nisan Referandumu ile 24 Haziran seçimlerine meşruiyet sağlamış olacaktır…

Hâlbuki Parlamenter Sistem’den Başkanlık Sistemi‘ne geçişe olanak sağlayan maddeler, Anayasamızın ilk dört maddesine aykırılık teşkil ettiği için, teklif bile edilemeyeceği için hukuken YOK hükmündedirler.

Ayrıca; Yasama-Yürütme-Yargı arasında; egemenliğin eşit şekilde kullanılması kuralı olarak tarif edilen Kuvvetler Ayrılığı İlkesine de aykırı olan bu değişiklikler, Anayasamızın başlangıcında belirtilen temel ilkelere aykırı olmakla, yine YOK hükmündedir… (9)

***

24 Haziran’da yapılacak olan seçimlerin, hukuksuz ve gayrimeşru olduğunu 16 Nisan Anayasa Referandumu ile birlikte anlatmak en doğru stratejidir.

Ana muhalefet partisinin Referandumdan sonra yaptığı ve doğru oldukları hukukçular tarafından da onaylanan açıklamaların; (10) YOK sayılması acaba halka nasıl açıklanacaktır?

298 Sayılı Yasanın 98. maddesi; üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan zarfların geçersiz olduğunu, 101. maddesi; arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oy pusulaları geçersiz olduğunu hüküm altına almış iken; (11) YSK’nın bu amir hükümlere aykırı olarak; mühürsüz zarf ve pusulaları geçerli kabul etmesi ve bu şekildeki zarf ve pusulaların sayısını da tespit etmemesi, halkoylamasının meşruiyetini ortadan kaldırmıştır…

***

OHAL altında seçime gitmek Anayasanın 67. Maddesinde belirtilen:

Seçimlerin serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yapılması ilkesine aykırılık teşkil eder…

Nitekim bazı siyasi partilerin propaganda ve imza toplama çalışmaları mülki idare amirleri tarafından daha şimdiden engellenmiştir.

PKK’ya destek veren HDP’ye 60 milyon Hazine yardımı yapılması başka bir çelişkidir.

Erdoğan’ın devlet olanaklarını kullanarak propaganda yapması karşısında, diğer adayların kendi olanakları ile kampanyalarını yürütmek zorunda kalacak olmaları, seçimlerin “eşitsiz” koşullarda yapılacağını göstermektedir.

Y-CHP’nin Aytun Çıray’ı İYİ PARTİ’ye göndermesinden sonra, 15 milletvekili daha transfer etmesi, CHP açısından tam bir rezalettir ve seçimlerde iddialı olmadığının kabulü anlamına gelir.

Siyasi geleceğini başka bir partinin faaliyetlerine bağlayan ana muhalefet partisi, kararsız kitlelere güven veremez.

AKP içerisinde kümelenen ve oranı yüzde 20’lere yaklaşan “kararsızların” en az yüzde 13’ünün desteğini alamayan CHP, hiçbir şekilde birinci parti olamaz!..(12)

Bütün bu yaşananlar ülkeyi yönetemeyen AKP’nin karşısında, yönetmeye talip bir ana muhalefetin olmadığını göstermektedir.

Meşruiyeti tartışmalı bir Anayasa, bağımsızlığı şüpheli YSK ve Anayasa ile yasaları tanımayan bir hükümetin isteğine uyarak seçimlere katılmak; AKP’ye taze kan pompalamakla eş anlamlı olacaktır…

Aynı zamanda siyasi intihardır…

Bu aşamada boykot en etkili çözümdür.

Bırakalım ülkeyi bu hale getirenler, ne halleri varsa görsünler!..

Satacakları bir şey kalmadığına göre, sonunda aç kalacak olan kendi seçmenleri onları götürecektir!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/kilicdaroglu-24-haziranda-guzel-bir-turkiyeye-uyanacagiz-40812479

(2) https://www.ulusal.com.tr/gundem/dogu-perincek-cumhuriyet-gucleriyle-birlikte-olmaya-haziriz-h198740.html

(3) https://www.sabah.com.tr/gundem/2018/04/18/son-dakika-cumhurbaskani-erdogandan-erken-secim-tarihi-aciklamasi

(4) http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ysk-baskani-guvenden-100-bin-imza-aciklamasi-190309h.htm

(5) http://www.yenicaggazetesi.com.tr/100-bin-imza-ve-secim-tuzaklari-47117yy.htm

(6) DİLEKÇE HAKKININ KULLANILMASINA DAİR KANUN

MADDE 3 – Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler

MADDE 4.-(Değişik: 4778 – 2.1.2003 /m.26)Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir.

(7) ANAYASA

II. SEÇME, SEÇİLME VE SİYASİ FAALİYETTE BULUNMA HAKLARI

MADDE 67– Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.

(Değişik: 4121 – 23.07.1995) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler.

(Değişik: 4121 – 23.07.1995) Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir.

Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.

(Değişik: 4121 – 23.07.1995) Silahaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler,(Ek ibare: 4709 – 3.10.2001 /m.24) “taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç” ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamazlar. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde(Değişik ibare: 4709 – 3.10.2001 /m.24)”oy kullanılması ve”, oyların sayım ve dökümünde seçim emniyeti açısından alınması gerekli tedbirler Yüksek Seçim Kurulu tarafından tespit edilir ve görevli hâkimin yerinde yönetim ve denetimi altında yapılır.

(Ek fıkra: 4121 – 23.07.1995) Seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir.

(Ek son fıkra: 4709 – 3.10.2001 /m.24)Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.

(8) https://www.cnnturk.com/turkiye/chp-lideri-kilicdaroglundan-16-nisan-iddiasi-referandumda-51-2-hayir-cikti-yskdaki-cete-evet-cikti-dedi

(9) ANAYASA

BAŞLANGIÇ

(Değişik: 4121 – 23.07.1995) Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

(Değişik ibare: 4709 – 3.10.2001 /m.1)“Hiçbir faaliyetin” Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, milli sevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.

(10) http://www.iha.com.tr/haber-kilicdaroglundan-halkoylamasi-sonuclarina-iliskin-aciklama-637858/

(11) 298 SAYILI YASA

MADDE 98-(Değişik: 5980 – 8.4.2010 /m.19)Sandık, yukarıdaki maddelerde belirtilen iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, oy verme yerinde hazır bulunanların gözü önünde, sandık kurulu başkanı tarafından açılır.

Sandıktan çıkan zarflar, sandık kurulu başkanı tarafından yüksek sesle iki defa sayılır. İki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem yapılır ve o seçimde kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilir. Tespit edilen zarf sayısı, o seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerine işlenir.

Bütün zarflar sayıldıktan sonra, geçerli olup olmaması yönünden kontrol edilir.

Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan, tamamı yırtılmış olan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan zarflar geçersiz sayılır. Ancak, zarfın üzerinde, herhangi bir şekilde leke veya çizik olsa bile, bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığının kesin olarak anlaşılamaması halinde, bu zarflar geçerli sayılır. (Değişik son cümle: 7102 – 13.3.2018 /m.9)

Geçerli olmayan oy pusulaları

MADDE 101 –(Değişik madde ve başlığı: 5980 – 8.4.2010 /m.21)Aşağıda yazılı;

1. Sandık kurulunca verilen ve o seçim için düzenlenmiş biçim ve renkte olmayan,

2. Arkasında “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı bulunmayan,

3. Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan,

(12) http://www.chp-muhalefethareketi.biz.tr/2018/03/uskudari-gecen-iki-suvari/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir