BÜYÜRKEN KÜÇÜLÜYORUZ!..

Bahçeli, 31 Mart seçimlerinde “tehlikeler” olduğunu hissettikten sonra:

Önlem alınmazsa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ölümcül darbe alacağını” söyleyerek, bir kez daha her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alan Reis’in, ayaklarının altına serdi kendini…

Hazret, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin “ölümcül darbe” almasını önlemeye çalışıyor!

Sistem darbe alırsa, yeniden Parlamenter Sistem’e döneceğimizden korkuyor galiba.

Çünkü Parlamenter Sistem’de MHP’nin tek başına iktidara gelme ihtimali var.

Onu yok ediyor sağlığında!…

***

Gerçekten de Parlamenter Sistem’de, MHP’nin iktidara gelmesi en güçlü ihtimaldi.

Zira yüzde 70’den fazlası muhafazakar-sağ görüşlü olan seçmenin, gidebileceği başka parti yok ki.

Üstelik, milliyetçilik dünya çapında yükselişe geçmişken.

Bahçeli, MHP’nin tek başına iktidar olma olasılığını bilerek ve isteyerek yok ediyor!..

Sanki AKP’yi iktidarda tutma görevi verildi.

Ve o görevi yerine getirmek için, ülkücüleri aşama aşama hadım edip, etkisizleştirdi…

Nerede o:

Omuzlarında siyah palto, ellerinde tespih çeviren, ayaklarında yumurta topuk ayakkabı olan Bozkurtlar!

Nerede o:

“Komünistler Moskova’ya, Milliyetçi Türkiye” diye ensemizde slogan atanlar…

Hani “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman”dınız, yer yarıldı da içine mi girdiniz?..

Yoksa Moskova’ya mı göçtünüz?..

***

Reis, AB’nin Türkiye’ye yaptığı mali yardımların 2017 yılı için olan 123 milyon Avroluk bölümüne ilişkin anlaşmayı onayladıktan sonra:

AİHM’nin verdiği kararlar bizi bağlamaz. Terör örgütü ile ilgili verdiği birçok karar var. Bizim de yapabileceklerimiz var. Karşı hamle ile işi bitiririz” dedi…

Yardım anlaşmasını onaylayan Erdoğan, resmen “Türkiye’de hak ve özgürlüklerin eksik olduğu” uyarısını da kabul etti.

Bundan sonraki, karşı hamle ile “işi bitiririz” sözlerini, AKP seçmeninden başka ciddiye alan olmaz…

Reis, 31 Mart Yerel Seçimleri için AKP tabanına, “Eyyy! AB” mesajını veriyor…

“Yerler mi?” diye sorarsanız, “yerler” diye cevap veririm.

Defalarca denenmiştir, oradan biliyorum…

***

Dersimli Kemal, muhafazakar-sağ görüşlü adayları belediye başkan adayı göstererek, görevinin son bölümünü başarı ile tamamlama derdindedir.

Kim vermiş ona bu görevi, görevi nedir” diye mi sordunuz?

Küresel güçler (emperyalizm) tarafından Deniz Baykal’a yapılan kaset operasyonundan sonra, bir projeyi uygulamak üzere CHP’nin başına getirilen Kılıçdaroğlu, büyük ölçüde partiyi dönüştürdü.

Nokta.

Şu dönüştürme işini bir türlü anlamadınız gitti, değil mi?

Önce, Atatürk İlkeleri ile 6 Ok’a yürekten bağlı yurtseverleri parti yönetiminden ve partiden uzaklaştırdılar.

Sonra, kadrolarını PKK/HDP’ye yakın olanlardan seçerek; CHP’yi HDP’nin yedeği haline getirdiler.

Bundan sonra CHP, Y-CHP olarak anılmaya başlandı.

Eşek baştan aşağıya boyandı bir kere, tanıyamazsınız!

Soros’un adamlarının, Cumhurbaşkanlığına Cumhuriyet düşmanı, gerici Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstererek başlattığı “sağcılaşma süreci”ni (yani dönüşümü), Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına MHP’li Mansur Yavaş’ı aday göstererek sürdürdüler…

Bu seçimlerde de CHP’li olmayan daha fazla sayıda kişiyi aday göstererek, CHP tabanına, CHP’li olmayanlara (sağ görüşlü siyasetçilere) oy vermeye alıştıracaklar.

Bir ara “Alışırsınız, alışırsınız” demişti ya bir amca, o cinsten işte…

Sonrası kolay:

Yalama olan seçmen, artık kendiliğinden oyunu götürüp CHP’li olmayan adaylara verebilir.

Böylece, CHP yönetiminde başarılan “dönüşüm” tabanda da tamamlanır.

Sağcılara oy vererek, CHP’yi iktidara taşımak” formülüne sıcak bakan ne kadar da “yurtsever” varmış!

Dersimliye, bu hizmetlerinin karşılığında Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığının verilmesi gerekir.

Bence az bile kalır…

***

Bir üst paragrafta yazdıklarımın pek çok kanıtı vardır.

En sonuncusunu söyleyerek bitiriyorum:

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için şart koştuğu sandığa, Dersimli’nin itiraz gerekçesi en önemli kanıtımdır.

Ne diyor Dersimli Kemal, sadece CHP’lilerin seçeceği bir adayla İstanbul’u alamayız ki!

Yani İstanbul’u alabilmek için, sağ görüşlü bir aday göstermek durumundayız demek istiyor.

Ayrıca sandık koymak için İl Yönetimi yetkilidir de demiş.

Külliyen yalan konuşuyor.

Önseçim, eğitim yoklaması veya merkez yoklaması gibi seçenekler, tamamen Parti Meclisi’nin yetkisindedir…

Açın tüzüğe bakın bir kere Allah aşkına!

Size bir soru daha:

Sağ görüşlü belediye başkanı seçince, CHP belediye başkanlığınız kazanmış mı oluyor?

Kafa budur işte!…

***

Bu kadar siyaset yeter.

Gelelim Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) tarafından verilen resmi rakamlara:

Geçen yılda; 15 bin 216, bu yılın ilk yarısında 6 bin 741 olmak üzere son 18 ayda; 21 bin 597 çocuk gebeliğe zorlandı.

Tercüme edelim:

Bu ülkede, bir buçuk yılda 21 bin 597 çocuk tecavüze uğramıştır!..

Bir defadan bir şey olmaz” mı dediniz!

Bir defa mı dedim?!

Son 6 yılda, 142 bin 298 çocuk “anne” oldu, hadi gözünüz aydın!

Bunların çoğu dini nikah ile evlendirilmiş…

Ona da şükür, ya nikahsız olsalardı, ne olurdu o çocukların hali!..

Türbanları başlarındaydı tabii!..

Bir günde tecavüz edilen kız çocuğu sayısı ortalama 40‘tan fazla…

Hava tahmin raporu gibi kayıtlara girmiş!..

2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı.

15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı 15 bin 937‘ye ulaştı.

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle açıklanmış bu rakamlar…

Utandınız mı?

Suya sabuna dokunmayan pis herifler!..

***

Erkek çocuklar için kayıt tutulmuyormuş galiba.

Osmanlı’da onlarla “eğleşmek” ayıp sayılmıyormuş.

Peki, erkek çocukları “bademlemek İslam kültüründe var” diyenlere ne demeli!?

Oğlancılık” padişahlardan kalma bir zaafımızdır öyle mi?…

Ensar Vakfı’nda olanları İslami hayat tarzına uygun bulanlara, bin kez lanet olsun…

***

CHP’nin hazırladığı rapora göre; dünyada cinsel istismar, taciz ve tecavüz olaylarında üçüncü sıradayız.

İstismar davaları, son 10 yılda yüzde 700 artmış.

Türkiye’de 2 milyona yakın çocuk işçi var; her 10 çocuğun 8’i kayıt dışındadır.

482 bin 188 çocuk ise eğitim dışı kalmış.

1 milyon çocuk, tarikatların elinde “eğitim” görüyor.

Özel eğitim kurumlarının 3’te 1’i tarikatlara bağlı.

Tarikat yurtlarında kalan öğrenci sayısı:224 bini bulmuş…

Nasıl da büyümüşüz ama, değil mi?..

Cemil Can

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir