YSK’NIN “FONKSİYON GASBI”!..

 

hukuksuzluğun karşısındayız_2

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından iptal edilmesi üzerine başlayan tartışmalar bitecek gibi değil.

 

YSK kararının gerekçesi tatmin edici bulunmuyor.

 

Kurul, sandık kurulları üyelerinin kamu görevlilerinden seçilmemiş olmasını, seçimlerin iptal nedeni kabul etmiş, fakat bu durumun ne şekilde seçim sonuçlarını etkilemiş olduğunu açıklayamıyor.

 

Açıklamak bir yana, bu konuda elinde hangi kanıtlar olduğunu bile söyleyemedi.

 

3 valiz içerisinde getirilen belgelerin ne olduğunu getiren bile bilmiyor!

 

Zor duruma düşürülen YSK’yı, TV kanallarında yandaş yazarlar savunmaya çalışıyorlar.

 

Saçmaladıkça daha çok batıyorlar tabii ki…

 

Madem seçimlerin iptalini gerektirecek bir kanunsuzluk hali vardı; neden ilçe belediye başkanlıkları, belediye meclis üyeleri ve muhtarlık seçimleri de iptal edilmedi?

 

İptal edilen Büyükşehir Belediye Başkanlığı oy pusulaları da aynı zarftan çıkmadı mı?

 

Pusulaların üçünü geçerli, birini geçersiz hale getiren olgu nedir?

 

YSK, bu soruyu yanıtsız bıraktıkça, haklı olarak tartışmalar da sürüp gidecektir…

 

***

 

Yandaşların en çok sarıldıkları gerekçe: Diğer üç seçim için itiraz edilmediğidir.

 

Bir bakıma, YSK’nın itiraz edilmeyen konuları kendiliğinden inceleyemeyeceğini vurguluyorlar.

 

Bugünkü yazımızın asıl konusu bu husus olsun.

 

CHP Milletvekili Muharrem Erkek bütün seçimlere itiraz ettikleri gibi, aynı sandık kurullarının Cumhurbaşkanlığı seçiminde de görev yaptığını ileri sürüp, o seçimin de iptalini istedi…

 

Belki geç kalındı ama haksız da sayılmazlar.

 

YSK’yı kendi mantığı ile köşeye sıkıştıran bu çıkış karşısında, nasıl bir karar verileceğini tahmin etmek bile imkânsız değil…

 

Reis, Birlik Vakfı’nın iftarında:

 

“YSK onlar da sağ olsun haklı kararımızı teyit ettiler” diyerek (1) bu konularda tek karar verici olduğunu ağzından kaçırdı.

 

Anlaşılıyor ki, YSK, Reis’in kararını teyit etti!..

 

YSK, onay makamı haline getirildi mi sonuç bellidir…

 

***

 

Gelelim asıl konuya:

 

YSK, itiraz konusu edilmeyen hususları re’sen inceleyebilir mi?

 

İnceleyebilir ve incelemelidir tabii…

 

Seçimlerin “kamu düzeni(2) ile ilgili olduklarına şüphe yok.

 

Doktrinde farklı anlatımlarla tanımlanan kamu düzenini, Yargıtay ihlal eden olgular üzerinden tanımlamış:

 

“Ahlak ve dürüstlük kurallarını toplumun temel ilke ve yargılarını adaleti, ahlak anlayışını Anayasada yer alan temel hakları ciddi şekilde sarsan ve aykırılık oluşturan olaylar kamu düzenini ihlal eden olgulardır.”

 

YSK’nın kararını, kamu düzeni ölçeğinde tartışmak mümkündür.

 

O, şimdilik ayrı bir başlık olarak kalsın.

 

Bundan başka bir tuhaflık daha vardır:

 

  1. madde Kurulun 7 asıl 4 yedek üyeden oluştuğunu söylüyor. (4)

 

Karar 7’e 4 çoğunlukla alındığına göre; iptal kararının alındığı toplantıya yedek üyeler de alınmış.

 

Bu durumda yedek üyeler de “asıl” üye olarak görev yapmışlar.

 

Yasa koyucu “asıl” üye, “yedek” üye ayırımını neden yapmış?

 

Son derece açıktır ki, asıl üyeliklerde boşalma veya mazeret nedeniyle toplantıya katılamama söz konusu olursa yerlerine sırayla yedekler çağrılır.

 

YSK uygulama ile kanunun içeriğini değiştirmiştir.

 

Bir bakıma Yasa Koyucu yerine geçmiştir.

 

Bunun adı “fonksiyon gasbı”dır.

 

Bu durumun bir an evvel bir yargı organında tespit ettirilmesi şarttır.

 

Verdikleri karar yok hükmündedir.

 

***

 

Şimdi de YSK’nın kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir olguyu kendiliğinden ele alıp alamayacağını inceleyelim…

 

Öncelikle YSK’nın görev ve yetkilerinin nelerden ibaret olduğunu görelim:

 

YSK’nın görev ve yetkileri 7062 Sayılı Yasanın 6. maddesi ile 298 Sayılı Yasanın 14. maddesinde sayılmıştır. (3)

 

Seçimin dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapmak ve yaptırmak, seçimin sonucuna etki edecek bütün yolsuzlukları inceleyip karara bağlamak, YSK’nın başlıca görevidir.

 

Temel ölçü; yapılan yolsuzluğun seçimin sonucuna etki edip etmediğidir.

 

O halde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine etki eden yolsuzluğun -her ne iseler- ilçe belediye başkanlıkları, belediye meclis üyelikleri ve muhtar seçimlerine nasıl etkisiz olduğu açıklanmalıdır…

 

YSK, kamu düzeni ile ilgili konularda şikâyet edilip edilmediğine bakmaksızın kendiliğinden gerekli incelemeyi yapıp, karara bağlamakla görevlidir.

 

Seçim sonucuna etki eden yolsuzluk ortaya çıkartıldıktan sonra, YSK bir bütün halinde bu yolsuzluğun sirayet ettiği diğer seçimleri de iptal etmek zorundadır.

 

Aksi halde, yolsuzluk yapılan seçimleri onaylama makamı durumuna düşer…

 

***

 

Kamu düzeni ile ilgili konularda yargı organları tarafların talepleri ile bağlı değildir:

 

Çocuğun velayeti ve iştirak nafakası ile ilgili bir konuda Aile Mahkemeleri, tarafların anlaşmalarına uymak zorunda değildir; kamu düzeni ile ilgili olduğu için, hâkim kendiliğinden araştırma yaparak, çocuğun yararını gözetecek şekilde, vicdanına göre kararını vermektedir.

 

Mülkiyet hakkı, en fazla korunan hak olmasına rağmen, “kamu yararı” söz konusu olduğunda, kamulaştırma yapılarak bu hakka kolaylıkla el atılabilmektedir.

 

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

 

Bir çocuğun velayet ve nafaka durumunu, kamu düzeninden kabul eden yasa koyucunun, 22 milyondan fazla çocuğun geleceğini ilgilendiren seçimleri kamu düzeninden saymaması düşünülemez.

 

Dolayısıyla, YSK seçim sonuçlarına etki eden bir yolsuzluk tespit etmişse, bu yolsuzluğun sirayet ettiği diğer seçimleri de iptal etmek zorundadır.

 

Ya da bu yolsuzluğun diğer seçimlere neden etkili olmadığını açıklamalıdır…

 

***

 

Vatandaşların, adalete ve demokrasiye olan inancının sarsılmaması gerekir.

 

Bu yüzden YSK, seçimleri; tarafsız, şeffaf ve güvenilir bir şekilde yapmak zorundadır.

 

Tüm oyların adil ve tarafsız bir şekilde değerlendirildiğine olan inancın sarsıldı mı, demokrasiye olan inanç sarsıldığı gibi Devlete olan güven de zedelenir.

 

Böyle zamanlarda, düşman devletler bizim seçimlerle ilgilenmeye başlayarak, birlik ve beraberliğimizin bozulması için ellerinden geleni yaparlar…

 

Herkes aklını başına devşirmelidir.

 

Başka Türkiye yok…

 

Av. Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

 

(1) https://www.milligazete.com.tr/haber/2500369/cumhurbaskani-erdogan-ysk-sagolsun-kararimizi-teyit-ettiler

 

(2) https://www.hukukdershanesi.com/wp-content/uploads/2018/06/Kamu-D%C3%BCzeni-Kavram%C4%B1.pdf

 

(3) 7062 Sayılı Yasa:

MADDE 6- Kurulun görev ve yetkileri şunlardır:

  1. a)Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak veya yaptırmak, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları incelemek ve kesin olarak karara bağlamak,

  1. d)Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin konular ile görev, yetki ve sorumluluk alanına giren hususlarda prensip kararları almak ve diğer düzenlemeleri yapmak,

298 Sayılı Yasa

MADDE 14-

  1. Seçimlerden sonra, kendisine süresi içinde yapılan, seçimin sonucuna müessir olacak ve o çevre seçiminin veya seçilenlerden bir veya birkaçının tutanağının iptalini gerektirecek mahiyette itirazları, altkurullara yapılan itirazların silsilesine ve sürelerine uygunluğunu araştırmaksızın inceleyip kesin karara bağlamak,

http://www.ysk.gov.tr/tr/ysk-gorev-ve-yetkileri/1493

 

(4) MADDE 4 – (1) Kurul, yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayılarının salt çoğunluğuyla seçilir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir