O KOLTUKTAN KALKILACAK BAŞKA YOLU YOK!..

563347_401992143193003_668289651_n

15 Temmuz’un üçüncü yıldönümünde Ana Muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu:

Doğrudan darbe girişimidir” dedi…

Daha önce söylediği:

Ön görülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan kontrollü darbe(1) teşhisinden geri dönülmesini iyi bir gelişme olarak değerlendirmek gerekir.

CIA’nın ürettiği ve üç yıldır tekrarlatılan “kontrollü darbe” yalanını ağzında pelesenk edenlerin durumu hakkında bir şey söylemeye gerek yok.

Siyasette sadece liderini takip edip, beyinlerini tatile çıkartanların başına böyle şeyler gelebiliyor…

***

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş:

Belediye şirketlerinin yönetimini elimize alamadık. Halen genel sekreter ataması için Bakanlıktan onay bekliyoruz” diyerek yakınıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da derdi aynı.

Son açıklamasından anlaşıldığına göre, belediye şirketlerinin ancak yüzde 90’nını kontrol altına alabilmiş.

O da yalvara yakara istifalarını sağlayabilmiş…

23 Haziran Seçimini “zafer” olarak kutlamaya kalkışanlar bunalımda!..

***

Y-CHP’nin “etkili muhalefet” yapma yerine, yerel iktidar olanaklarından yararlanarak iktidara gelme hesabı içerisinde olduğunu fark eden AKP, bu seçeneğin işletilmesine izin vermeye niyetli görünmüyor.

Y-CHP, gerçek anlamda muhalefet yapabilseydi eğer, Cumhuriyetin temel niteliklerine aykırı olan düzenlemelere doğrudan karşı çıkarak ve uygun eylemler sıralayarak halka güven verebilirdi belki.

Örneğin:

Anayasa’nın Cumhurbaşkanı seçilebilmek için “yüksek öğrenim yapmış olmak” hükmü yürürlükteyken, Erdoğan’ın bu koşulu taşıyıp taşımadığını kontrol etmeden seçime katılmayacağını, seçilse bile onu tanımayacağını ve gayrimeşru olarak o makamda oturduğunu kabul edeceğini ilan edebilirdi.

Aynı şekilde; 2010 ve 2017 Anayasa değişiklikleri ile ilgili referandumları; Anayasanın “değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez hükümlerine aykırı” olduğu ve/veya “geçersiz oyların geçerli sayılarak” sonuçların ilan edildiği gerekçeleri ile tanımadığını açıkladıktan sonra, her iki referandum, Anayasa’ya ve seçim mevzuatına uygun olarak yenilenene kadar, şiddete dayanmayan eylemlerle protesto edebilirdi…

***

Yok hükmünde” olan yeni Anayasaya göre seçilen Cumhurbaşkanının icraatlarının da “yok hükmünde” olduğu tartışmasızdır.

Bu durumda ana muhalefetin, muhalefeti blok halinde harekete geçirerek, demokratik eylemlerle iktidarı hukuk sınırları içerisinde tutmaya zorlaması olanaklı hale gelebilirdi.

İlk bulduğu fırsatta (7 Haziran 2015 seçimlerinde) AKP ile koalisyon kurmaya hazır olduğunu, geçmişe sünger çektiğini, devri sabık yaratmaya niyetli olmadıklarınıpeşinen ilan eden ana muhalefetin, siyasi iktidarın meşruiyetini zaten kabul ettiğinden, hukuk dışı yürüyen süreci geri çevirmesine olanak yoktu…

***

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Ayyıldız Partisi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversite diplomasının “sahte” olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılması talebini reddetti.

Sahtelik iddiası” ceza hukukunun konusudur ve hiçbir kimse ya da makam konusu suç teşkil eden bir olayı ilgili makamlara ihbar etmeme (2) ayrıcalığına sahip değildir.

YSK, bu konuyu araştırmak görevimiz içerisinde değildir diyerek işin içerisinden çıkamaz.

Kurula yapılan başvurularda; ekli evrakların gerçek olup olmadığını araştırmak en başta YSK’nın görevi olmakla birlikte, iddiaları soruşturulmak için ilgili makamlara iletme görevi de vardır.

Aksi halde suçu ve suçluyu gizleme durumu söz konusu olur.

Cumhuriyet savcılıkları da gazete ve televizyonlarda yer alan bu haber üzerine re’sen harekete geçmek zorundadır…

***

YSK Ayyıldız Partisi’nin başvurusunu reddediyor ve Cumhuriyet Savcılıkları da kendiliğinden harekete geçmiyorsa, demek ki Erdoğan’ın üniversite diploması gerçektir.

Öyleyse neden paylaşılmıyor, onu da anlamak mümkün değildir.

Bu konu ile ilgili olarak sorulan sorulara (3) neden yanıt verilmiyor acaba?!.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın bu konudaki açıklamalarının Erdoğan’ı yıpratmak amacıyla yapıldığını kabul edelim; CHP milletvekilleri Tur Yıldız Biçer ile Barış Yarkadaş’ın aynı doğrultudaki açıklamalarını, “kişisel görüşler” olarak kabul edebilir miyiz?

Öyleyse, CHP’nin kurumsal olarak görüşünü açıklamak gerekmez mi?

***

CHP Yönetimi, Erdoğan’ın diplomasının “sahte” olduğunu düşünüyorsa, son Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı seçilme koşullarından (4 yıllık) “yüksek öğrenim yapmış olmak” koşulu değiştirilmek istendiğinde (4) bu konuyu kamuoyunun gündemine taşıyabilirdi?

Erdoğan’ın diploması sahte ise, zaten Cumhurbaşkanı sıfatı ile yaptığı tüm işlemler “yok hükmünde”dir.!

Ana muhalefetin burada durması ve sonuç alana kadar direnmesi gerekirken, olayı soğutmaya bırakma hakkı yoktur.

Tersine hareket, hukuksuzluğa meşruiyet kazandırmak, ortak olmakve ortam hazırlamaktır!..

***

Noterler Birliği’nin Erdoğan’ın üniversite diplomasının aslını görmeden, fotokopi üzerinden onaylayan noter kâtibine soruşturma açmayan İstanbul 15. Noteri Necla Akgün’e uyarma cezası vermesi, şüpheleri iyice artırmaktadır.

Asli gibidir” onayı yapıldıktan sonra, asıl belge üzerine tarih ve yevmiye numarası yazılarak sahibine verildiğine göre, Noter Kâtibinin diploma aslını görmediği, nereden biliniyor?

Necla Hanıma verilen uyarma cezası da hukuksuzdur!

Necla Hanımın verilen cezaya itiraz etmesi halinde dahi, diploma aslının ilgili adli makamlara ibrazı zorunludur.

Bu yolun neden işletilmediğini de anlamak mümkün değildir…

YSK’nın diplomanın sahteliği iddiasının araştırılması talebini “görev ve yükümlülüğü olmadığı” gerekçesiyle reddetmesi de anlaşılır gibi değildir; en azından yetkili ve görevli makamları harekete geçirme görevini yerine getirebilirdi.

Bu kadar şüpheli durum ortada dururken, Y-CHP’nin eylemsiz kalması anlaşılır gibi değildir.

Ya CHP adına konuşup diploma meselesini gündem yapanlara sahip çıkılmayacak ya da hukuka sahip çıkılarak ve gereken neyse onu yapacaktır…

Aksi halde, hak edilmeden oturulan Atatürk’ün koltuğundan kalkılıp eve gidilecektir…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://issuu.com/vuralegemensarigoz/docs/87360

(2) Suçu bildirmeme suçu, işlenmekte olan veya işlenmiş olmakla birlikte sonuçlarını sınırlama imkânı bulunan herhangi bir suçun yetkili makamlara bildirilmemesi ile oluşur. TCK m.2787-280 arasında düzenlenmiştir.

(3) https://www.youtube.com/watch?v=4yBMhy47pZM

(4) https://www.yenicaggazetesi.com.tr/yeni-anayasa-teklifinde-baskan-icin-universite-diplomasina-gerek-yok-152638h.htm

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir