FEYZİOĞLU’NA LİNÇ KAMPANYASI!..

Danıştay 146. yıl_1

Yargıtay’ın Adli Yıl Açılış Törenine davet ettiği Türkiye Barolar Birliği (TBB), oy birliği ile katılma kararı aldı.

Yargı erkinin üç ayağından biri olan “savunma”nın temsilcileri olan avukatlar adına TBB Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu törende bir konuşma yapacak.

Genel olarak yargının özel olarak da avukatların sorunlarına değineceğini tahmin edebiliyoruz.

Beş yıl önceki Danıştay’ın 146. Yıl Etkinliğine Başbakan olarak katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Feyzioğlu arasında geçen tartışmayı da hatırlıyoruz. (1)

Feyzioğlu, Reis’in toplantıyı terk etmesine neden olan sözleri, çekinmeden söylemişti. (2)

Başımızı hiçbir zaman hiç bir zeminde öne eğmedi.

Büyük olasılıkla TBB Yönetim Kurulu, bu yıl yapılacak olan törende TBB adına konuşacak olan başkanın hangi konulara temas etmesi gerektiğini de saptamıştır…

***

Başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir gibi büyük baroları, diğer barolar izleyerek arka arkaya açıklamalar yapıp; Yargıtay’ın Beştepe’de yapacağı törene TBB’nin katılmamasını ve Başkanın konuşma yapmamasını savundular.

Bunun anlamı son beş yıl olduğu gibi alternatif tören yapılmasıdır.

Galiba bu defa barolar şeytanın avukatlığını yapıyorlar!

Bunun ne işe yarayacağını ise açıklayan yok.

Ankara Barosu açıklaması ile bu soruya bir ölçüde “felsefi” bir yanıt verdi.

Dediler ki:

Asıl “Şehir hakkı” (3) tanımı ile ün yapan Henri Lefebvre, mekânı, “toplumsal ilişkilerin yeniden üretildiği yer” olarak tanımlamıştır.

“Savunmanın yeni adli yılın tarafı kendinden menkul siyasal iktidara ait bir mekânda karşılaması ise siyasi tahakkümün bir saray çatısı altında bizzat hukukçular tarafından yeniden üretilmesidir.(4)

***

Benim de bağlı olduğum Ankara Barosu’nun kurduğu bu ibretlik cümleyi, tercüme etmekte zorlanıyorum.

Anladığım kadarıyla demek istiyorlar ki:

Beştepe’deki törene TBB katılacak olursa, Erdoğan’ın siyasi tahakkümünün bu defa da hukukçular tarafından üretilmiş olmasına neden olurlar!

TBB, bu toplantıda Saray’ın değil kendi görüşlerini dile getireceğine göre, bu tahakkümü nasıl üretmiş olabilir, onu anlatamadılar.

Bu soruya esaslı bir yanıt verilmesini bekliyoruz…

***

Diğer yandan; Fransız Sosyolog, Felsefeci ve Neo-Marksist olarak bilinen Henri Lefebvre’nin “mekân” konusundaki tezi ne kadar doğru, onu da tartışmadılar.

Ankara Barosu, bu konudaki -saçma- fikrini Lefebvre’nin tartışmalı tezi ile savunma durumuna düştü.

Onlara göre artık avukatları filozoflar savunmalıdır!

Değerli Avukatlar:

TBB’nin Kültür Merkezi de bir kamu binası değil midir?

Yürürlükteki mevzuata göre; bütün kamu binaları ile ilgili her türlü tasarruf yetkisi Reis’in iki dudağı arasında değil mi?

Demek ki, bir KHK ile bu binaların tümünü TOKİ’ye bağlayabilir,

Onu hangi güç, nasıl engelleyebilir?

Reis’in böyle bir idari kararını, hangi yüce mahkemenin kararı ile durdurabilirsiniz?

O sözünü ettiğiniz mahkeme nerededir, söyler misiniz?

Bu ülkede gerçekten “bağımsız ve tarafsız” bir mahkeme olduğuna siz de inanıyor musunuz?..

***

Demek ki, mesele “mekân” değil, daha derinlerdedir.

Bu da bir siyasi partiye entegre olarak çalışanların çapını fazlasıyla aşar!..

Yasama, Yürütme ve Yargıyı Cumhurbaşkanına bağlayan ve gerçekte “geçersiz” ve “yok hükmünde” olan anayasa değişiklikleri ile ilgili referandum kararı alındığında harekete geçecektiniz.

O zaman mekânımız 780 bin km kareydi.

Ve son derece haklı bir zeminde bulunuyorduk.

En haklı davamızın bir hiç uğruna heba edilmesine ortak oldunuz.

Takıldınız bir proje olduğu kesinleşen Dersimli Kemal’in peşine, düştünüz İstanbul yollarına…

Hak, hukuk adalet”i, 80 milyon halk yerine, Y-CHP Milletvekili Enis Berberoğlu için istediniz.

Baroların, siyasette sıçrama tahtası olarak kullanılmasına ses çıkarmadınız.

Mühürsüz oyların” geçerli kabul edilmesi kararı üzerine, YSK’ya doğru yürüseydiniz ve seçim yenilenene kadar direnseydiniz bugünleri görmeyebilirdik.

Şimdi utanmadan, sıkılmadan Türk halkına Fransız Henri’nin “mekan” masallarını anlatıyorsunuz?..

Yürüyün oradan, anca gidersiniz.

Siz de onlar kadar suçlusunuz…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/feyziogluna-kizan-basbakan-toreni-terk-etti-26391061

(2) https://t24.com.tr/haber/analiz-feyzioglu-ile-5-yil-once-5-yil-sonra-tbb-baskani-yargi-bagimsizligi-gerekcesiyle-gitmedigi-cumhurbaskanligi-kulliyesi-nde-bu-kez-konusmaci,835262

(3) Henri Lefebvre ( d. 16 Haziran 1901 – ö. 29 Haziran 1991) Fransız sosyolog, entelektüel ve felsefecidir. Daha çok Neo-Marksist olarak bilinir. 1965 yılında Nanterre’deki üniversiteye geçmeden önce, 1961 yılında başladığı Strasbourg Üniversitesi’nde sosyoloji dersleri verdi. “Şehir hakkı” ilk olarak Henri Lefebvre tarafından 1968 tarihli Le Droit à la ville kitabında önerilen fikir ve slogandır.

“Şehir hakkı şehir kaynaklarına bireysel olarak erişme özgürlüğünden çok fazlasıdır: şehri değiştirerek kendimizi değiştirme hakkıdır. Dahası, bireysel değil ortak bir haktır çünkü bu dönüşüm kaçınılmaz olarak şehirleşme süreçlerini yeniden şekillendirecek kolektif bir gücün uygulanmasına dayanır. Şehirlerimizi ve kendimizi yapma ve yeniden yapma özgürlüğü, iddia ediyorum, insan haklarımız içinde en kıymetli ve en ihmal edilmiş bir haktır.” (Vikipedia)

(4) https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/ankara-barosu-da-yargitayin-davetini-reddetti-atamizin-huzurunda-karsilayacagiz-5285961/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir