TEK KAZANCIMIZ: ERDOĞAN’DIR!..

socisonrası_1

Donalt Trump Twitter’den yaptığı açıklamada:

Mutabakatı “büyük bir başarı” olarak niteledi ve “Güvenli bölge kuruldu. Ateşkes bozulmadı ve harekat sona erdi. Kürtler güvendeler, IŞİD mahkumları güvenlikli tutuluyor” dedi…

Birkaç gün önce de “ABD petrolü sağlama aldı” demişti…

Bunun ne demek olduğunu “uzman kılıklı salaklara” tane tane anlattı:

1.Petrol, 2. Askerlerimiz eve gelecek, 3. IŞİD emniyete alındı.”

ABD, askerlerini ve ağır silahlarını petrol bölgesine doğru çekme kararı aldı.

Petrol önemli tabii ki.

Trump’ın açıklamalarına inanacak olursak, Suriye’de ABD kazandı…

***

Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye ordusunun Türkiye sınırında 15 gözlem noktası kuracağını, Rusya ve Türkiye’nin (Kamışlı hariç) sınır hattında 10 km derinliğinde ortak devriye yapılacağını açıkladı.

(Biz 32 km için planlarımızı yapmıştık.)

Münbiç, Suriye ordusunun kontrolüne geçti.

Rus askeri polisine bağlı bir konvoy Kobani’ye ulaştı.

Rus Dış İşleri Bakanlığı:

Suriye’nin kuzeydoğusundaki petrolün Şam yönetiminin kontrolünde olması gerektiğini” açıkladı.

Bu anlatıma göre ise ABD Suriye’de istediğini alamadı, kaybetti…

***

Uzun zamandan beri aklımdan geçeni anlatıyorum:

Rusya’nın sıcak denizlere inmesinden sonra Türkiye’nin Rusya ile “stratejik ortaklık” kurması için bir sorun kalmamıştır.

AB, ABD ve NATO oldum olası bize ayak bağı olmuştur.

Bu ortaklığa bölge ülkelerinin de katılması ve hatta hep birlikte Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üye olunmasıyla ,ABD ve AB’nin bölgedeki etkinliği büyük ölçüde sona erdirilebilir ancak…

ABD’ye “model ortak” olmaktansa, Rusya ile “stratejik ortak”lık yapmak çok daha yararımızadır.

Ruslara güvenilir, Kurtuluş Savaşı’mız sırasında en etkili destekçilerimiz onlardı.

Tarihten gelen ve bölgede “liderlik” rekabeti olarak gözüken çekişmeler de Suriye politikamız nedeniyle ortadan kalkmıştır.

Rusya sıcak denizlerde yüzecek artık…

Tartus Üssü’nden (1) bir daha geri döndürülemezler…

***

Devam edelim:

Rusya dönüşü gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan:

Ülkemizin güvenlik kaygılarını teyit eden ve Suriye’ye barış ve istikrar getirmeyi hedef alan bu anlaşma, yoğun bir çalışma sonucunda beklenen neticeye varmış oldu” dedi…

O anlaşmaya (2) göz atalım:

Reis’in açıklamasındaki anahtar sözcükler; “barış” ve “istikrar”dır.

Neredeeeen nereye!..

Türkiye’nin “sınır güvenliği” ve “toprak bütünlüğü”nün, Suriye’nin istikrarına bağlı olduğunu nihayet anladık.

Bayağı pahalı bir ders oldu ama yine de sonuç güzel…

***

Değerlendirme yapabiliriz artık:

8 yıl “Esat rejimi”ni yıkmak ve yerine “İhvan rejimi” kurmak için PYD ile bile işbirliği yapan AKP hükumetleri, Suriye’ye “barış ve istikrar getirmek” için Barış Pınarı Harekatı’nı başlatması, Türkiye ve bölge ülkeleri için iyi olmuştur.

Lakin bu doğru karar, Erdoğan’ı muzaffer komutan yapmaz…

Buradan, hatasından dönen ve hatalarının bedelini halkına ödeten başarısız bir lider portresi çıkabilir…

Türk halkı, bütün siyasi hatalarını “kandırıldık” mazereti ile örtmeye çalışan Reis yerine, kandırılmayan ve kandırılması imkansız olan kurumlar ile çalışan liderleri, ne yazık ki henüz siyaset sahnesine çıkartmayı başaramamıştır.

Bugün geldiğimiz noktada, stratejik ve model ortağı olduğumuz ABD de bizi kandırdı!..

Ilımlı İslam” ambalajı ile süslenen “İhvan rejimini” Türkiye’ye transfer etmek fikri kimindi acaba?

Bu yolda en büyük yardımcı olarak AKP hükumetlerinin yanına verilen Fetullah Gülen Hareketini kim örgütleyip büyüttü?

FETÖ ile “suç ortaklığı” ülkemizi nereden nerelere getirdi!..

Ortadoğu’daki diktatörlükleri birer birer yıkıp, oralara “demokrasi getirme”nin hangi amaca hizmet ettiğini kaç yıl sonra gördük.

Stratejik Derinlik” denen siyasi yufkalık uğruna ödediğimiz bedeller bir yana, ödeyeceklerimiz de cabası…

***

Bu yolda:

Binlerce Mehmetçiği şehit verdik.

Yüzlerce sivil yurttaşımız hayatını kaybetti.

Bugün sınır güvenliğimiz ve toprak bütünlüğümüzün bir numaralı tehdidi olan PKK’nın Suriye kolu olan PYD/YPG’yikendi ellerimizle büyüttük.

4 milyon Suriyeliyi yıllarca bakmak zorunda kaldık.

Öyle ki, biz açlığa talim ettik; özelleştirmelerden elde ettiğimiz 62.1 milyar doların 40 milyar dolarını da bunlar için harcadık.

Suriye ordusundan kaçan askerleri eğittik, donattık ve maaş bağladık.

Adını Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) koyduğumuz bu kaçakların yeni adı: Suriye Milli Ordusu’dur (SMO) ve mevcutları 14 bin civarındadır.

Sınırlarımızı kevgire döndürüp; dünyanın pek çok ülkesinden gelen cihatçıları (3) Suriye’ye doldurup, radikal Islamcı örgütlere insan kaynağını da biz yarattık.

IŞİD’ın örgütlenmesine göz yumduk.

Kör-topal, iyi-kötü bir muhalefetimiz vardı, onu da bu hengame içerisinde kaybettik…

Hepsinden önemlisi:

Yüzyıllarca savaşarak önlemeye çalıştığımız Rusların, sıcak denizlere inmesine en önemli katkıyı biz sunduk…

Kim ne derse desin, Suriye’deki Tartus Üssü sayemizde kalıcı hale gelmiştir…

***

Mezhep politikası yaparak bölge lideri olacağız hayaline kapılıp, kaybettikçe kaybettik.

Sorsalar, kazan-kazan prensibine göre hareket ediyorduk.

Tek kazancımız:

Dünya lideri Erdoğan olmuştur!..

Değer mi değmez mi varın siz hesap edin…

O, artık bizimle aynı saftadır ve çok şükür baş komutanımızdır…

Şimdi sıra bu sahneleri yaşamamıza vesile olan ikinci adama gelmiştir.

Davutoğlu’nu da kazandık mı işimiz tamamdır…

Bu iki büyük siyaset adamını kazanmak uğruna, ödediğimiz bedele bence değer!..

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://tr.sputniknews.com/tags/keyword_Tartus_ussu/

(2) https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/son-dakika-ruslarla-10-maddelik-anlasma-aciklandi-5405245/

(3) BM raporlarına göre; 110 ülkeden 40 binden fazla cihatçı Suriye ve Irak’a gelmiştir. King’s College London’daki Uluslararası Radikalleşme Çalışmaları Merkezi (ICRS) tarafından hazırlanan Temmuz 2018 tarihli çalışmada; 80 ülkeden 41 bin 490 IŞİD mensubunun çatışmalarda yer aldığı vurgulandı. Bunların 18 bin 852’si Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan, 7 bin 252’si Doğu Avrupa’dan, 5 bin 965’i Orta Asya’dan, 5 bin 904’ü Batı Avrupa’dan 1010’u Doğu Asya’dan ve 1063’ünün de Güneydoğu Asya’dan geldiği belirtiliyor.

Haziran 2014’te 163 Türk’ün IŞİD’e katıldığı Türk medyasında yer aldı. ICRS’ye göre bu rakam Aralık 2013’te 500’e ulaştı. (En çok katılım Adıyaman’dandı.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir