KULLANILMAKTAN KURTULAMAYANLAR!..

gulsun-bilgehan

Çok bilmiş HDP Milletvekili Leyla Zana’ya, “Türk” sözcüğü fena halde batıyor.

Sanki “Türkiye” sözcüğü içinde “Türk” yokmuş gibi; yemin töreninde “Türk” kelimesini “Türkiye” olarak okuyor!..

Zana, “Millet” sözcüğünü (1) “insan topluluğu” olmaktan çıkartıp, coğrafi bir kavram olan “ülke” ile ilişkilendirdi…

Başımıza dil bilimci kesildi…

Anayasamızın 81. maddesinde; TBMM üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler” der… (2)

Görüldüğü gibi birinci cümle, emirdir ve şekli belli ediyor…

Bu şekle uymayan kişi, yemin etmemiş ve göreve başlamamış sayılır.

Bu konuda tartışma yoktur…

Bir başka açıdan bakıldığında; milletvekillerinin ilk görevinin yürürlükteki Anayasa üzerine andiçmek olduğu anlaşılıyor.

Yemin Anayasanın emridir.

HDP Milletvekili Leyla Zana, Anayasaya uygun şekilde yemin etmeyerek, Anayasanın amir hükmünü çiğnemiştir…

Olaya bu açıdan bakmak gerekir…

Bir o kadar tuhaf kaçan, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağlı’nın; Zana’nın saçmalamasını “demokratik bir tutum” (3) olarak gösterme çabasıdır…

Battıkça batıyorlar…

Bundan böyle, HDP’den Anayasaya sadakat beklemek, ceviz ağacından karpuz beklemeye benzer…

En üst kurallar bütünü olan Anayasa hükümlerini, çiğnemeyi “hak” gören bir anlayışın, yasa hükümlerini çiğnemekte de bir sakınca görmeyeceği açıktır…

Dağdaki Eşkıya Meclis’e girerse, olacağı budur elbette…

Barajı atlaması için HDP‘ye oy verme çağrısı yapan, zeka fukaralarının, bu durum karşısında ne düşündüklerini çok merak ediyorum…

PKK tarafından kullanılmışlar demek oldukça hafif kalıyor…

“Zana’nın yemini”ni değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Benden almayın(4) şeklindeki cevabı ise, hiç mi hiç yakışık almadı.

Daha ilk günden, Anayasanın amir hükmünü ihlal eden bir milletvekiline, ilk tepkiyi göstermesi gereken Cumhurbaşkanı olmalıydı…

Dolayısıyla Erdoğan’ın tutumunu, Leyla Zana’ya “gizli destek” olarak kabul etmek hatalı bir değerlendirme olmayacaktır…

Leyla’nın hareketi de AKP’ye atılmış pastır tabi…

Y-CHP ve Y-MHP bu konuda ne dediler?

Belli değil…

Onları kurultay korkusu sardı…

AKP adına eski Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin konuştu.

Şahin, bu fırsattan yararlanarak, anayasa tartışmalarını başlattı…

Anlaşılıyor ki, tartışma eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın “Bu Anayasayı tanımıyorum(5) noktasından sürdürülmeye devam edecektir…

Ayan beyan görülüyor; Cumhuriyeti yıkmak için Kürtlerin kullanılacağı kesinleşti!..

***

AKP’nin hedefi; anayasanın “başkanlık sistemi” ve “federasyon”a elverişli hale getirilmesidir…

Dolayısıyla, Dersimli Kemal’in iktidara gelmesinin bir anlamı ve gereği kalmadı.

Kılıçdaroğlu’nun “CHP iktidarında ‘Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı mutlaka getireceğim(6) vaadini, AKP yerine getirecektir…

Demek ki, Zana’nın “Türk Milleti” ifadesini “Türkiye Milleti” olarak okuması, sadece bir işaret fişeğiydi…

Şimdi ortaya çıktı ki, genel seçimlerden önce Selahattin Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız(7) sözleri, HDP’ye barajı atlamak için söylenmişti.

Nitekim, bugün “Başkanlık sisteminin tartışılmasına karşı değiliz” diyerek, amaçlarını açık seçik belli etmişlerdir… (8)

Bu olayda da ayrılıkçı Kürtler, “doğrultu tutarlılığı” yerine, “sloganlara” bakarak oy kullanan Atatürkçü düşünceden uzaklaşmış Amerikan solcularını, fena halde kullandılar!..

Kullanılmak onlar için kader gibidir!..

***

Kullanılmaktan kurtaramayan bir başka kesim de Devlet Bahçeli’nin ülkücüleridir…

Ülkü Ocakları (ve Alperen Ocakları) üyeleri; Türkmenler, Irak (Telafer) ve Suriye’de (Halep ve Rakka) katledildiğinde sokağa çıkmamışlardı!..

Oturdukları yerden “çıt” bile çıkartamadılar…

Varlık nedeni, AKP’nin iktidarını devam ettirmek olan Bahçeli’nin, “Ülkücüleri kimse sokağa çekemez(9) şeklindeki emrine, yıllardır harfiyen uyuyorlar…

Ülkücüler:

Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirilirken de evlerinde oturmuşlardı…

ABD askerleri, Süleymaniye’de kozmik bilgilerimizi ele geçirip, Türkmen liderleri tek tek öldürdüğünde, dut yemiş bülbüle dönmüşlerdi…

Suriye’de IŞİD ve PYD, Türkmenleri yurtlarından ettiğinde, duymazdan geldiler!

Soydaşlarımız, Türkiye’de mülteci statüsünde bile değiller, çoğu kavşaklarda mendil satıyor, dilencilik yapıyorlar…

Ege Denizi’nin serin sularında ailece boğulmalar, yarışma gibi izleniyor…

Ülkücülerde yine “tık “ yok!..

Denebilir ki, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı; Türkmendağı ve Bayırbucak bölgelerinde sivil halk kalmadı…

Son kalan Türkmenler de, Suriye Ordusu’nun kontrolündeki bölgede yaşıyorlar…

Türkmenlerin3 yıl önceden terk ettiği bu coğrafyada, Cihatçı Gruplar (Fetih Ordusu ve El Nusra) şimdi at koşturuyorlar…

“Cihatçı Johne”un arkadaşları kafa kesiyor oralarda…

Gerçek durum böyle iken, Suriye Ordusu ile Rusya’nın bu bölgeyi kontrollerinde tutan Cihatçı Gruplara operasyon başlatması, Ülkücüleri neden rahatsız etti?

Başbakan Davutoğlu’nun “Türkmen” vurgulu açıklamalarından sonra, Ülkücüler sokağa döküldüler?

Ne oldu size hangi dağda kurt öldü?

Bu zavallılar, Irak Türkmenlerine kucak açan Suriye için küresel güçlerin uydurduğu “Ruslar Türkmenleri katlediyorlar” yalanına hemencecik nasıl da inanıverdiler…

Ülkücüler, Devlet Bahçeli’nin genel başkanlığında, dünyada ne olup bittiğinin o kadar uzağında kaldılar ki, ellerindeki yumurtaları bile Rusya Konsolosluğu yerine, Hollanda Konsolosluğu’na fırlattılar!..

Ne biçim kullanıldılar ama!..

Komik duruma düşürülmüş olmalarını çok önemli değil, küresel güçler tarafından kullanılmış olmalarını kabul edemiyorum!

Çünkü onlar da bu vatanın çocuklarıdır!..

***

CHP genel başkan adaylarından Umut Oran, Kılıçdaroğlu’nun kendisinden “partinin tartışılmaması ve yıpratılmamasını” istediğini açıkladı…

Dersimli’nin bu konuşmada “parti” sözcüğü ile kastettiği, hiç kuşku yok ki, kendisidir…

Yoksa CHP’nin ilkeleri bellidir…

Bu ilkeleri tartışanlar, 6 Ok‘u benimsemiyor demektir ki, öyleleri CHP ile yolunu ayırmış kabul edilir…

Onlara da “bizi eleştirmeyin” diyemezsiniz artık…

Buradaki en hassas konu, 6 Ok’u benimsemeyenlerin halen CHP yönetimde bulunmasıdır.

Dersimli Kemal, bunu gizlemeye çalışıyor aslında, kurultaydan önce bu hususun tartışılmasını o nedenle istemiyor…

Anlaşılan, CHP’yi köklerinden kopartan ve kuruluş felsefesinden uzaklaştıran ihanet şebekesinin görevi henüz bitmedi…

6 Ok’u “yeniden yorumlayarak” değiştirmek isteyen, “1930’ların CHP’si değiliz(10) diyerek, CHP’yi, CHP olmaktan çıkartan, HDP’ye benzeten ve küresel güçlerin hizmetine sunan TESEV (11) üyesi Kemal Kılıçdaroğlu’dur…

Bu gerçeği tartışmanın ise tam sırasıdır

Tek özelliği adam kullanmak olan Kılıçdaroğlu, rakipleri ile görüşüp; partiyi koruyormuş gibi yaparak, kendini tartıştırmayı önlemek istiyor…

Bakalım kaç aday adayı kendisini kullandıracak!..

***

Dikkatimi çeken hususlardan biri de; Kurtuluşun ve Cumhuriyetin ikinci adamı olan İsmet Paşa‘nın torunlarının, dedelerinin mirasına sahip çıkamayışıdır!..

Aklın alacağı şey değil; İsmet Paşa’nın torunu Ayşe Gülsün Bilgehan, CHP’ye ihanet eden Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin, kendisini vitrin süsü yapmasına izin veriyor…

Seçilme şansı sıfır olan TBMM Başkanlığı’na, adaylığının konulmasına onay verdi…

Böylece, CHP’deki işgal mangasının arkasına, İsmet Paşa’yı yerleştirme gafletine düşmüş oluyor…

“Açılım”a sınırsız kredi veren Dersimliye, Paşa’nın kredisini veriyor!..

Uyarmak görevimizdir:

İsmet Paşa’nın torunu Ayşe Gülsün Bilgehan’ın; CHP’li olmayan, liberal solcuların ve küresel güçlerin elemanlarının arasında ne işi olabilir?

Buna ihtiyacı mı vardır!

Devam ediyoruz:

Dersimli, Atatürk ile İsmet Paşa için söylenen “İki sarhoş” sözüne karşı mı gelmişti?

1930’ların CHP’sine ve CHP’nin iki tartışmasız liderine saygı mı gösteriyor?

Atatürk ve İsmet Paşa’nın CHP’sini, Fetullah Gülen Cemaati ile PKK gibi iki hain örgütün hizmetine sunan bir adama, kendini ve şanlı tarihimizi kullandırmaya ne hakkınız var!?

İnönü’nün torunu Ayşe Gülsün Bilgehan!

Aklını başına devşirmelisin…

Dersimli Kemal, Dersim İsyanı’nı başlatan, vatan haini Seyit Rıza‘nın, Atatürk ve İsmet Paşa tarafından “haksız” yere asıldığı yalanlarına karşı sesini yükseltti mi hiç?

Hayır!..

Tam aksine, sessiz kalarak, bu yalanlara destek verdi!..

Önderlerimizin saygınlığını, bu saygısız heriflerin arkasına koyamazsın!

Buna hakkın yoktur!..

“Sevgili torunum;

Böyle zamanlarda, en az seni kullanmak isteyenler kadar cesur olmak zorundasın, hatırlatıyorum…”

Yoksa yarın çok geç kalırsın, adaylığını derhal geri çek!…

Kullandırtma kendini…

Bizi taklit edenlerin zaten bir adayı vardır:

Ekmeleddin yedekte neden bekletiliyor!?…

Hiç düşündün mü?

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Millet:

Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus.

(2)Andiçme :

MADDE 81- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:

Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

(3) http://tv.haberler.com/figen-yuksekdag-leyla-zana-tekrar-yemin-7887431-videosu/

(4) http://www.haberturk.com/gundem/haber/1154645-cumhurbaskani-erdogana-leyla-zananin-yemini-soruldu

(5) https://www.youtube.com/watch?v=vQ_Z07LgP8Y

(6)http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/dersimli-kemalim-ben-devrimci-kemalim-ben-h60364.html

(7) https://www.youtube.com/watch?v=GCTFFxR9YDo

(8) http://www.birgun.net/haber-detay/demirtas-baskanlik-sisteminin-tartisilmasina-karsi-degiliz-ama-95669.html

(9) http://www.cumhurhaber.com/yusuf-ozel-kimse-ulkuculeri-sokaga-cekemez/4579/

(10) https://www.youtube.com/watch?v=ZBCDzpQOlYk

(11) https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_Ekonomik_ve_Sosyal_Et%C3%BCdler_Vakf%C4%B1

demirtas_1

“OYBİRLİĞİ İLE” !..

paris-te-korkunun

12 gün sonra Silvan’daki sokağa çıkma yasağı kaldırıldı.

8 güvenlik görevlimiz şehit, 10 terör örgütü üyesi etkisiz hale getirildi…

40 bin insanımızın ölümünden sorumlu PKK‘nın Suriye Kolu PYD‘nin yöneticilerini, yakın geçmişte Fransa Cumhurbaşkanı Hollande sarayında kabul etmişti!..

Kafa kesen dünyanın en acımasız diğer terör örgütü IŞİD ise, 6 ayrı noktada gerçekleştirdiği saldırılar ile Paris’i kana buladı…

Terörün son kurbanı Fransa oldu.

Ölü sayısı 129‘a ulaştı.

Paris Başsavcılığı’nın açıklamasına göre, ölen 7 teröristten 6‘sı canlı bombaymış!..

Yaşarken ölüdürler, ölürken canlı!..

Terörü silah olarak kullananlar, sonunda terörün mağduru oluyorlar…

Bize terör örgütü ile “masaya oturmayı” tavsiye eden Fransa’ya, IŞİD ile masaya oturmayı önermenin tam zamanıdır!

Strateji uzmanlarına göre, ABD, Suriye’de yan çizmeye çalışan Fransa’nın, safını kesin olarak seçmesi için bu eylemi yaptırmış…

Kesin bir şey söyleyebilmek imkansız tabi…

Hollande’den önce Obama’nın saldırı ile ilgili açıklama yapması akla bu ihtimali getiriyor.

11 Eylül saldırısından sonra, başlatılan Haçlı Seferleri‘nin ikincisi yoldadır, diyenler de var…

Irak ve Suriye’yi parçalamak için böyle bir sefere ihtiyaç duyuluyor!

Bir diğer görüş, Suriye’de doğal sınırlarına kadar ilerleyen IŞİD, terörü Avrupa’ya ihraç etmeye çalışıyor.

Ancak bu şekilde gündemdeki yerini koruyabilir…

Suruç ve Ankara katliamları, Rus uçağının Mısır’da düşürülmesi, Charlie Hebdo baskını ve Paris’teki son korkunç saldırı, bu fikrin doğruluğunu güçlendiriyor…

Kim ne derse desin, Türkiye’nin başkanlık yapacağı G20 zirvesinin gündemini bile IŞİD belirledi…

Toplantıda öncelikli olarak “küresel terör” konuşulacak…

Avusturya’nın başkenti Viyana’da, Suriye’deki “iç savaş”a çözüm bulmak için yapılan zirvede, ABD Rusya’nın formülünü kabul etti: 6 ay içerisinde geçiş süreci başlayacak, yeni bir anayasa ve 18 ay içerisinde adil bir seçim yapılacak…

El Nusra ve IŞİD için operasyonlar sürecek…

Küresel güçler, hiç bir şekilde ellerini teröristlerin sırtından çekmiyorlar…

Emperyalistler, Irak’ın kuzeyindeki petrol rezervlerini ele geçirmek için akla gelmedik eylemlere başvuracaklar ve her zamanki gibi yine terörü kullanacaklar…

Bu yüzden kınama mesajları inandırıcı olmuyor…

***

Kumpas davası yürürken, ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffery, “Askeri yetkililere karşı gerçek delillerin kullanılmadığını ve amatörce tahrif edilmiş sahte belgeler olduğunun farkındaydık. Özellikle Balyoz, amatörceydi ve biz insanların, sahteliği bu kadar açık olan kanıtlarla yargılanmasına şaşıp kalmıştık” dedi…

Bu açıklamayı itiraf kabul ediyoruz!

Ne var ki, FETÖ üyesi savcı ve yargıçlar, hiçbir şeyin farkına varamamış gibi davranıp, yurtseverlere en ağır cezaları verdiler.

Gerçek hukukçular, bu kararları içlerine sindirmediği için, bir tek onlar şaşırıp kalmamışlardı…

Şaşırıp kalan ABD yetkilileri, hiçbir zaman bu duruma seslerini çıkarmadılar, çünkü kumpasın tam merkezinde onlar oturuyorlardı…

Kumpasın birinci dercedeki suç ortağı AKP’nin, “aldatıldık” savunmasına Türk halkı, itibar mı etti, yoksa öncelik sıralamasındaki yerini mi değiştirdi, onu yakın zamanda anlayamayacağız…

Bunun için ilk genel seçimlere kadar beklemek gerekiyor…

***

Kaset komplosu ile CHP‘nin başına getirilen Dersimli Kemal, 5 yıl içerisinde kadrosunu örgütün her kademesine yerleştirdi…

Öyle ki, 1 Kasım seçimlerinden sonra “İstifayı hiç aklıma getirmedim” diyecek kadar adamlarına güveniyorşimdi.

Pişkinliği için bir şey demiyeceğim.

Küresel güçlerin elinde ne kadar piştiği, sözlerinden belli oluyor…

Benim asıl tuhaf karşıladığım; bu kadar kısa süre içerisinde sorgulamayan, yargılamayan, emir erinden farksız, Haşhaşi vari militanların ne zaman ve nerede yetiştirilip, CHP’ye yerleştirildiğidir…

Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in, CEPA AVM arkasında ruhsatsız yükselen kayınpederinin kardeşine ait 20 katlı bina yüzünden vurulmasını haber yapan, CHP yanlısı yayınları ile tanınmış internet gazetesi Halkın Habercisi‘nin sahibi, İlyas Güven Eroğlu hakkında disiplin soruşturması başlatıldı!…

Dersimli Kemal, bu haber yüzünden Eroğlu için “sözde CHP’li” demiş, Çankaya Belediyesi’nden ihale alamadığı için Taşdelen’e “iftira” attığını ima ettikten sonra, Eroğlu gibileri partiden “temizleyeceğini” söylemişti…

Haber üzerinden bir hafta bile geçmeden, Güven Hastanesi doktorları, Taşdelen’in isteği üzerine; muayene edilmeden ve filmi çekilmeden, o raporu verdiklerini kabul edip, gerçeği itiraf ettiler…

Dolayısıyla; yalancının Alper Taşdelen, iftiracının da Kemal Kılıçdaroğlu olduğu doktor raporu ile sabit hale gelmiştir…

Böyle bir durum karşısında; “kişiliği oturmuş, onurlu insanlar ne yapar?” sorusunu elbtte ki, sormuyorum!

Pişkinliğe bağlı olarak, kimin ne yaptığı zaten görülüyor.

Dersimli, yaklaşan CHP Kurultayında yeniden genel başkanlık için hazırlıklarını yapıyor…

Peki, başkentte ikamet eden CHP Ankara İl Örgütü ne yapıyor?

Hiç merak ettiniz mi?

Ben ettim. Sansür uyguluyorlar:Yüzde yüz haklı olan ve doğru haber yapan intrnet gazetesi Halkın Habercisi’nin sahibi İlyas Güven Eroğlu’nu “kesin ihraç” istemiyle ve “tedbirli” olarak üstelik de “oy birliği” ile disiplin kuruluna sevk ettiler… (13 Kasım 2015 tarihli Aydınlık)

CHP disiplin hukukunda, “tedbirli” sözcüğü, soruşturma sonuçlanana kadar, ilgili üyenin üyelik haklarını kullanamaması sonucunu doğuruyor…

Eroğlu’nun seçme ve seçilme hakkını da elinden aldılar!..

Benim asıl dikkatimi çeken; bu haksız ve hukuk dışı kararın “oy birliği” ile alınmış olmasıdır…

Bu iğrenç karara bir tekiniz bile muhalefet şerhi koyamadınız!

Hepinize yazıklar olsun…

Atatürk’ün partisinin Başkent örgütünde;Haksızlık, hukuksuzluk ve tetikçilikte, “oy birliği” sağlanmış durumdadır…

Gözünüz aydın olsun!

Benim gözümde; CHP Ankara İl Yönetim Kurulu otuz üyesi, hediyelik eşya imalatçılarının ağaç tornasından çıkmış kül tablaları gibidirler.

Üstlerine sadece kül silkelenir…

Parti işlerinde genellikle beyinlerini kullanamazlar!

Ne yapmaları gerektiği önceden belirlenmiştir…

Bu belirleme ile uyumlu olarak, sadece parmak kaldırıp indirebilirler!

Bu nöbetçi taharet ekibi, Dersimli Kemal’in verdiği CHP’lileri partiden “temizleme” görevini yerine getirmeye kararlı görünüyor…

Bunların unvanı “yönetim kurulu üyesidir” ama yönettikleri bir şey yoktur aslında.

Kararlar daima Genel Merkez’den getirilir.

İnfaz timi, sadece parmağını kaldırıp indirir.

Adaletten nasibini almamış, gözü kara ve kalın kafalı ne kadar partili varsa bu göreve taliptir.

İnfaz timinde etkisiz eleman olarak bulunmaya pek heves ederler…

Masum insanların boynuna yağlı ipi geçiren, “zavallı bir çingenenin kıllı örümceğe benzeyen eli” gibidirler!..

Kurultay delegeleri çok mu farklıdır?

Onları da pek yakında göreceğiz!..

***

İyi ki, 5 Haziran seçimlerinden sonra AKP, Y-CHP ile koalisyon hükümetini kurmadı!..

Yoksa, bunların “oy birliği” ile yapacağı işler aklıma geliyor da uykularım kaçıyor!..

İyi ki de olmadı!..

Bu tür fırsatsızların eline küçük fırsat geçtiğinde; memleketin anasını ağlatırlar:

“Oy birliği” ile 17/25 Aralık yolsuzluk iddialarını aklayabilirler,

“Oy birliği” ile FETÖ’yü masum hale getirebilir,

“Oy birliği” ile Devleti talan edenleri, sınav sorularını çalarak çocuklarımızın geleceğini karartanları, masum ilan edebilirler.

“Oy birliği” ile itibarlı insanları itibarsızlaştırıp, “gizli tanık”lara itibarlarını iade edebilirler…

Kanıt mı istediniz?

Gösterelim:

“Devri sabık yaratmayacağız” ve “geçmişin intikamını almayacağız” diyerek, geçmişe sünger çekmeye hazır olan Kılıçdaroğlu’nun sözleri kanıttır.

Onun bu gözü dönmüş ekibi ise, kraldan daha fazla kralcıdır…

***

Bu nedenlerle diyorum ki:

Kılıçdaroğlu ile Bahçeli,partilerinin başında durdukça, AKP’yi eleştirmemiz bir işe yaramamaktadır.

Nitekim, 5 Haziran seçimlerinde, halkın iktidardan düşürdüğü AKP’yi, yine bu iki iş birlikçi iktidara taşımıştır.

Belli ki, kendilerini göreve getiren küresel güçler, onlardan bunu istemişlerdir…

Görevleri ayan beyan bellidir…

Bahçeli, hiçbir şekilde HDP ile bir araya gelmeyiz diyerek, AKP’siz hükümet kurma formüllerinin tümünü işlemez hale getirmiştir…

Kılıçdaroğlu ise,AKP ile koalisyon yapmaya çalışarak; onu yeniden iktidar yapmak için adeta kapılarında yatmıştır…

Bu yüzden, AKP’den kurtulmadan önce, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’den kurtulmamız gerekiyor…

Gerçek bir muhalefet partisi yoksa, iktidara ne kadar muhalefet yaparsak yapalım, sonucu değiştiremiyoruz!..

Cemil Can

paris

CHP’DEKİ ERKEK ARILAR!..

arilar

1 Kasım seçimlerinde hezimete uğrayan muhalefet partileri, başarısızlığın nedenlerini tartışılmak istemiyorlar…

İstifa taleplerine kulakları tıkalı…

Gündemi değiştirmek için AKP‘nin dümen suyunda habire top çeviriyorlar.

Bu yüzden, anayasa değişikliği tartışmasına balıklama atladılar…

Anayasadan “Türk” sözcüğünün çıkartılması, “başkanlık sistemi”, “yerel yönetimlerin güçlendirilmesi” görüntüsü altında, federasyona olanak sağlayan değişikliklerin yapılmasına bile itirazları yok…

Kandil’den önde gidiyorlar!..

Seçimlerden önce, Selahattin Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” sözleri ile sempati ve oy toplayan HDP de çark eden oldu…

Demirtaş, “Yönetim modeli elbette değişmeli” diyerek, anaya değişikliğine destek vermeye hazır olduklarını ifade etti…

PKK’nın darbe üstüne darbe almasını görmezden gelip, “Güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemde, güçlendirilmiş yerinden yönetim” için yeni anayasa istedi…

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, “Başkanlık sistemi dahil tüm modelleri tartışabiliriz” dedi…

Anayasa değişikliğine Y-CHP‘nin Genel Sekreteri Gürsel Tekin de katıldı…

***

Muhalefet partilerinin tabanında ise başka kazan kaynatılıyor:

Çankaya Belediyesi Başkanı Alper Taşdelen ile ilgili iddialar, Dersimli Kemal’i fena halde sarstı.

Arka arkaya yaşanan gelişmeler karşısında, Kılıçdaroğlu da ne yapacağını şaşırdı.

Yaşamkent’te Yaşar Kemal’in adı verilen parkın açılışında; Çankaya Belediyesi’ndeki yolsuzluk iddiaları dile getiren internet gazetesi Halkın Habercisi’ne saldırdı.

Gazete sahibi İ. Güven Eroğlu’nu açıkça tehdit etti…

Gazetede yer alan iddialar, belgelere bağlı ve yenilir yutulur gibi değil!

İyice köşeye sıkışan Dersimli, Ermeni soykırım yalanını ilk tanıyan devletlerden olan 3,5 milyon nüfuslu, Uruguay’ın Devlet Başkanı Jose Mujica ile bir görüşme yaparak gündemi değiştirebileceğini düşündü sanırım…

Yemedi tabi…

Görüşme sonrasında yaptığı açıklama ise şaşırttı:

“Yargının bağımsız olmadığı, medyanın özgürce haber yapamadığı, baskının toplumun her kesimine egemen olduğu bir sistem içerisinde bu tür davaların adaletle sonuçlanmasını bekleyemezsiniz, faili meçhulleri eğer yargı kararı ile kapatırsanız o ülkede demokrasiden ve özgürlükten de insan haklarından da söz edemezsiniz” dedi…

Bu açıklamasında; özgürce haber yapılmasını savunun Kılıçdaroğlu, göreve geldiği günden bu yana, kendisine koşulsuz destek veren Halkın Habercisi gazetesinin, üstelik belgelere dayalı olarak yaptığı haberin “iftira” olduğunu ileri sürdü!..

Kılıçdaroğlu’nun bir gün önce talep ettiği “medyanın özgür haber yapması” talebi uçup gitti!

Kumpasçıların işi olduğu şüphe götürmeyen “Faili Mechuller Davası”nda emekli Albay Cemal Temizöz ile ilgili olarak verilen bearaat kararı da Dersimliye battı!..

Başından beri FETÖ örgütüne kol kanat geren; “Ergenekon” ve “Balyoz” davalarına ses çıkartmayarak destek veren Dersimli’nin “dürüstlük” maskesi tamamen düştü…

Kılıçdaroğlu’na göre; faili meçhuller yargı kararı ile kapatıldılar!..

Hazretin “Ergenekon” ve “Balyoz” davaları için de görüşü aynıdır aslında. Ona göre, darbeciler yargı kararı ile aklandılar!

Lakin bu düşüncesini açık edemiyor.

TSK’yı toptan karşısına almak yürek ister…

***

PKK’nın “Cilo Eyaleti” olarak isimlendirdiği Hakkari’nin Dağlıca bölgesinde; Buzuldağı, İkiyaka Dağları ve Doski Vadisi teröristlerden temizlendi...

Dersimli Kemal üzüntüsünden yasa battı!..

Teröristlerin temizlenmesi konusunda ağzını açmayan Kılıçdaroğlu, CHP’li iş adamlarına saldırıyor…

Halkın Habercisi Yönetim Kurulu Başkanı, Ankara 1. Bölgeden üç dönem milletvekili adayı olan İlyas Güven Eroğlu’nu, Çankaya Belediyesi’nden ihale alamadığı için, yalan haber yapmakla suçluyor…

Eroğlu’nu “Sözde CHP’li” olarak küçümseyen Dersimli, “Size sözüm söz, onların tamamını CHP’den temizleyeceğim” dedi…

TSK, Doski Vadisinden teröristleri, Dersimli CHP’den halk partilileri temizlemeye kararlı görünüyor!

Halkın Habercisi, CEPA AVM’nin arkasında ruhsatsız olarak yükselen ve Alper Taşdelen’in kayınpederinin kardeşine ait olduğu söylenen 20 katlı bina yüzünden vurulduğunu ve bu adli olayın Güven Hastanesi yetkililerince -sahte belgeler düzenlenerek- kamuoyundan gizlendiğini ileri sürmüştü… (1)

Kabul etmek gerekir, araştırmacı gazetecilik böyle yapılır…

Y-CHP’nin tombaladan çıkan son Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu iddiaların inandırıcı kanıtlarla çürütülmesine ortam hazırlayacak yerde, suçluluk psikolojisi içerisindeki insaların davranışını sergiliyor…

Saldırganlaştıkça daha da küçülüyor!..

***

O kadar şaşkın ki, seçim sonuçlarını değerlendirirken bile yalana başvurdu:

3 milyon 223 bin 262 seçmen artışından CHP’ye düşen yüzde 25 (805.815 oy eder) seçmen artışını yok sayıyor…

Seçmen artışından gelen 591 bin 864 kişilik artışı, oyların artması gibi göstermeye çalışıyor.

Son derece açık ki, CHP oylarında 213.951 azalma olmuştur…

Kılıçdaroğlu, hesap uzmanlığına güvenerek CHP tabanını ve halkı aldatabileceğini sanıyor…

“Dürüstlük” yaldızı üzerinden akıp gitti…

O kadar olsa iyiydi.

Y-CHP’ye verilen oyları: “CHP’li seçmen, partideki değişim sürecini onayladıklarını gösterdi” şeklinde değerlendiriyor… (2)

Dersimli Kemal’in “değişim” dediği yozlaşma; CHP’nin köklerinden kopartılıp, PKK/HDP’ye yaklaştırılması, Atatürkçülerin partiden uzaklaştırılması, Kemal Derviş’in ekonomik politikalarının CHP eliyle uygulatılması ve ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesine karşı çıkan yurtseverlerin oyalanmasını ifade ediyor…

Onun, “Biz mazlumların yanındayız” sözleri ve TSK‘nın operasyonları sonunda inlerine girilen PKK ile bilgi kirliliği yaratarak Türk halkına örtülü savaş açan Cemaat‘i kastetdiği son derece açıktır…

Adam iyice kafayı yemiş…

Eve kadar nasıl gidip gelebiliyor?!

***

CHP’nin karakteristik özelliği; antiemperyalist ve antifaşist oluşudur.

Bu özelliğini, “Tam bağımsızlık” yanlısı olması ve laiklik ilkesine bağlılığı izler…

Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki Y-CHP, çok değil 5 yıl içerisinde bu niteliklerini tamamını yitirdi…

Bu yüzden, yükselen Amerikan karşıtlığının yarattığı sinerji, 1 Kasım’da AKP’ye yaradı…

TSK’nın 24 Temmuz’da, ABD’nin “kara gücü” olarak görev verdiği PKK/PYD ile IŞİD‘e karşı başlattığı operasyonların meyvesini de doğal olarak AKP yedi…

AKP’nin seçim başarısının arkasında bu gerçeklerin yattığını, kimse inkar edemez…

***

Dersimli Kemal, Atatürk çizgisinden şaşmayan partililerin mecburen verdikleri oyları, CHP’de başlattığı tasfiyeye verilmiş onay gibi gösteriyor…

Bunun anlamı tasfiyeye devam edeceğidir.

Belli ki, istifa edip bir yere gideceği de yok!..

Kılıçdaroğlu komutasındaki işgal birliği, arı kovanındaki erkek arılar gibidir:

Asla bal üretemezler…

İğneleri olmadığı için savaşa da girmezler.

Hazırdan yerler…

Başlarında bir kaç bekçi arı bulunur; öylece kovanın bir köşesinde oturup; çiftleşmek için kraliçe arının uçuş gününü beklerler…

CHP içerisindeki erkek arıların, kovandan uzaklaştırılma zamanı geldi de geçiyor!..

Söylemekten dilimde tüy bitti ama yinelemeye devam edeceğim:

Kemal Kılıçdaroğlu ile Devlet Bahçeli’den kurtulmadan AKP iktidarından kurtulmak olanaksızdır…

Cemil Can

DİPNOT:

(1) http://www.halkinhabercisi.com/

(2) http://www.egeekspress.com/page.php?id=3147

“ÖZDE CHP”LİLER!..

Kılıçdaroğlu’nun özde CHP’lileri!

Kılıçdaroğlu’nun özde CHP’lileri!
7 Kasım 2015 19:48

 CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu,  Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in kurşunlanmasının ardından bugün, Çayyolu’nda Yaşar Kemal Parkı’nın açılış törenine katıldı ve Halkın Habercisi Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Güven Eroğlu’nu  hedef alarak “Belediye başkanımıza yönelik olarak son derece çirkin iftiralar var. Anlamak mümkün değil. Bu kadar açık yalan üzerine haberler nasıl yapılabilir. Bunlar da sözde CHP’li. Size sözüm söz, onların tamamını temizleyeceğim, tamamını. Biz neyle uğraşıyoruz, onlar neyle uğraşıyor, bizim derdimiz Türkiye, onların derdi nasıl ihale alabilirim, nasıl, ‘eee ben CHP’liyim’, yok kardeşim öyle bir şey, ona izin vermeyeceğiz.” dedi.

H&H ÖZEL HABER

İşte Halkın Habercisi Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Güven Eroğlu’nun CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun sözleri üzerine yaptığı açıklama:

Size göre özde CHP’lilik partiye getirdiğiniz Mehmet Bekaroğlu, Muhammet Çakmak, Sezgin Tanrıkulu, Murat Özçelik, İlhan Kesici, Sinan Aygün, Faruk Tunay, Seline Doğan, İhsan Özkes  gibi isimlerden oluşuyorsa,“özde CHP’li” olmak yerine “sözde CHP’li” olmayı tercih ederiz.

247511_10150199684314304_6153522_n

Ben CHP’den, Ankara 1.bölge 2007 yılında 14.sıradan, 2011 yılında 8.sıradan, 2015 yılında 18.sıradan milletvekili adayı oldum ve halen CHP Çankaya ilçe ve Ankara il delegesiyim.

227976_158863054178636_6408265_n

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun park açılışında şahsımı hedef alarak yaptığı konuşmayı üzüntüyle dinledim. Ben de bir CHP üyesi olarak park açılışında bizzat bulundum. Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in kayınpederi tarafından kurşunlanması haberimiz  doğrudur. Belgeleriyle beraber yargıya intikal eden olay çok kısa sürede yargı kararıyla da kesinleşmiş olacaktır.

251773_164504436947831_313129_n

Bu konuda Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in vurulmasından önemli Ankara’nın göbeğinde CEPA AVM olarak da bilinen iş merkezinin arsasında kısa sürede yükselen ruhsatsız 20’yi aşkın katlı rezidansın nasıl ve kimlere güvenilerek yükseldiğidir.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu park açılışındaki konuşmasında “Başka bir belediye başkanı olsaydı buraya rezidans yapardı ” ifadesini kullanmıştır.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun CEPA AVM arsasında yükselen rezidansın ruhsatsız bir şekilde yükselmesini, başkan Taşdelen’e sorması gerekirken bizi suçlaması manidardır.

Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun da üyesi olduğu Akçalı Konut Yapı Kooperatifi’nin Çayyolu Bölgesi’ndeki arsalarının 7500 konuttan 30.000 konuta nasıl çıktığını Alper Taşdelen’e sorması gerekirken bizi suçluyor.

197978_151035704961371_2324335_n

Aynı bölgede Sukent Yapı Kooperatifi’ne ait imar değişikliği ile büyük rantın kimlere sağlandığını Alper Taşdelen’e sorması gerekirken bizi suçluyor.

Arı Kolej’lerine ait arsaların 150 villadan 750 villaya nasıl çıktığını Alper Taşdelen’e sorması gerekirken bizi suçluyor.

Daha bunun gibi Çankaya Belediyesi’ndeki rant skandallarını Alper Taşdelen’e sorması gerekirken bizi suçluyor.

Sayın Kılıçdaroğlu bizi suçlayarak gerçeklerin üstünü kapatamazsınız…

Biz ekip arkadaşlarımızla CHP içerisindeki tüm çarpıklıklara son verene kadar parti içi demokrasiyi işletene kadar, sizin parti içi iktidarınız yerine halkın iktidarını kurana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Genel başkanımız Kılıçdaroğlu’nun bu olayı kapatmak için panik havası içinde park açılışına katılması şahsımı kuşkulandırmaktadır. Acaba Taşdelen’in göz yumduğu CEPA AVM arsasında yapılan ruhsatsız rezidansın uzantıları daha farklı kişilerle mi ilişkili? Biz ruhsatsız residansın neden yapıldığını soruyoruz? Şahsımı suçlayarak Çankaya Belediyesinden iş alamadığımız için bunları yazdığımızı söylemesi çok üzücüdür.

1514940_666932266705043_411307913_n

Ben bir işadamı olarak ortağı olduğum 13 firmamla 4 binin üzerinde çalışanımla 30 yıldır Ankara’da alnı açık başı dik çalışmalarımı sürdürüyorum. Bugüne kadar ne bu dönemde ne de önceki dönemlerde Çankaya Belediyesi’nin hiçbir ihalesine ne katıldım ne de teklif verdim.

Genel başkanımızın açıklamalarıyla Çankaya Belediyesi’ndeki bu çarpıklıklar, bu yalanlar kapanmaz.

251047_165576190173989_5401469_nSayın Genel Başkanımız sözde CHP’li olduğumuzu, bizim kökümüzü CHP’den kazıyacağını söylüyor. Bizim kökümüz CHP’nin temellerine dayanmaktadır. Kendisi gibi DSP’den aday olup daha sonra CHP’ye gelmiş durumda değiliz. Benim babam Zeki Turgut Eroğlu 77 yılında CHP İstanbul milletvekilidir. Hayatımız boyunca CHP’mizin Atatürk ilke ve devrimleri ışığında yükselmesi ve partimizin iktidar olması için çalıştık.

Son olarak Genel Başkanımıza şunu ifade etmek isterim:Bizim köklerimizi CHP’den kazımaya ne onun gücü yeter ne ömrü yeter.

AKP’NİN BAŞARISI MI!..

evet

Halk TV’den seçim sonuçlarını izliyorum.

Anadolu Ajansı‘nın (AA)verdiği bilgileri kullanmıyorlar.

Sözde uzmanlar, Fetullah Gülen Terör Örgütü‘ne (FETÖ) ait Cihan Haber Ajansı’ndan (CHA) gelen bilgilerdeğerlendiriyorlar…

Bu işi yaparken de Fetullah’ın ajansı, “doğru” bilgileri verdiğini söylemeyi ihmal etmiyorlar!

Y-CHP, Cemaat ve HDP/PKK’nın yanında saf tuttuğunu gizlemiyor!

AKP’nin başarısının nedeni budur.

Dilerseniz bu başarıya; muhalefetin başarısızlığı da diyebilirsiniz…

TSK, 24 Temmuz’dan bu yana, toprak bütünlüğümüzü korumak amacıyla, emperyalistler adına vekaleten savaş yürüten (PKK/PYD, El-Nusra, IŞİD vb. gibi terör örgütleri) piyonlarla savaşıyor

Mehmetçik, Güney sınırımızda “İkinci İsrail” kurulmasın diye şehit oluyor…

NATO ve Şangay İşbirliği Örgütü‘nün (ŞİÖ)bütün dikkati Türkiye ve Ortadoğu’nun üzerindedir.

Nredeyse “Üçüncü Dünya Savaşı” çıkmak üzere…

Rusya Hazar Denizi’nden, ABD uçak gemilerinden belirlediği hedeflere füzelerini yolluyor…

Ege’de her Allah’ın günü mülteciler boğuluyor…

Çocuk cesetleri balık ölüleri gibi kıyılarımıza vuruyor…

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde PKK yollara bombaları döşüyor…

Askerimize ve polise pusu kuruyor…

Anadolu’nun dört bir köşesine doğru, her gün şehit cenazeleri yürüyor…

Muhalefet (Y-CHP, MHP ve HDP) tüm bu olup bitenleri “Saray Savaşı” olarak niteliyor…

Ele geçirilmiş ve ayar verilmiş muhalefet; bu koşullarda bile efendilerinin ağzından konuşuyor.

Yurt savunmasını, emperyalizme karşı verilen savaşı küçümsüyor

Çocuklarımızın ölüleri üzerinden siyaset yapıp, ceylan koltuklara oturma hesabı yapıyorlar!?

Y-CHP, TSK’ya kumpas kuran Cemaat ile işbirliği içerisindedir…

Zaten Cemaat de çoğu yerde Y-CHP adaylarını destekleyeceğini açıkladı…

FETÖ‘nün sesi; BUGÜN ve KANALTÜRK televizyonlarına kayyum atanması sırasında, Cemaat’in militanlarına kol kanat gerenler Y-CHP milletvekilleriydi…

Şerefli Türk subaylarına o aşağılık kumpaslar korulurken, aynı adamların dilleri çizmelerine kaçmıştı!

Ordu darbecilerden temizlenmeli”, “Yargı çözer, yargıyı beklemeli” diyorlardı…

Doğrudan Amerika’dan kumandalı olan bazı Y-CHP milletvekilleri, Abullah Gül ve Bülent Arınç öncülüğünde gelişmeyi bekledikleri ve AKP’nin başarısız olması halinde ortaya çıkmayı düşünün “5. parti girişimi” ile koalisyon yapmak için pazarlıklarına başladı bile!..

Ne var ki, Atlantik ötesinden estirilen rüzgar, hedef alınan kitleyi pek etkilemedi…

Antiemperyalistler, Cumhurbaşkanı seçiminde olduğu gibi, mecburen yine Erdoğan’ın arkasında yerlerini aldılar!.. (1)

Cemaat öncülüğünde yürütülen “yolsuzluk ve hırsızlık” iddialarının gereğini yapmak ileri bir tarihe ertelendi…

Denebilir ki, bu suçlamalara prim vermediler.

Haklıydılar…

Çünkü bu iddiaları neredeyse bütün seçimlerde kullanan ana muhalefet; devr-i sabık yaratmayacağız, intikamcı olmayacağız diyerek, kendi temel iddialarının “dayanaksız” olduğunu kanıtladı…

Yoksa ana muhalefet partisi, iktidarın yolsuzluklarını görmezden gelebilir mi?

Koalisyon ortağı olmak için hırsızlıkları yok sayan karaktersizlere, Devlet teslim edilebilir mi?

1 Kasım seçimlerinde, AKP’nin başarısından mı söz edeceğiz, yoksa muhalefetin başarısızlığından mı sorusuna yanıtı bu çerçevede aramak gerekir…

Antiamerikancı, antiemperyalist rüzgarları yeniden yelkenine dolduran Erdoğan, sandıkta karşılığını aldı…

Kimse halkı aptal, enayi yerine koymasın…

Halk ne yaptığını çok iyi biliyor…

MHP’den 4 puan, HDP’den 2.7 puan alan AKP’ye yaklaşık 2 puan da kararsızlardan geldi…

8 puanlık artışı, anket şirketleri açıklayamayabilirler…

Kim ne derse desin, AKP bütün şehirlerde oylarını artırdı…

Bunun nedenleri ve nasıl olduğunu uzmanlardan dinlemeye gerek yok!

Oyları verenlere sormak gerekir…

Ben sordum.

Aldığım cevapları özetliyorum.

Tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi, bu seçimlerde de antiemperyalistler, vatan savunması gibi yüce bir görev için Erdoğan’ın arkasında durdular…

Y-CHP, MHP ve HDP’yi küresel güçlerin oyuncağı gibi görüyorlar…

Türk halkı, AKP ile hesaplaşmayı, yeni dürüst siyasetçiler veya partilerle başka bir bahara ertelemiştir…

Öncelik sırası, yurt savunmasına verilmiştir…

Cemil Can

DİPNOT:

BAĞIMSIZLIK MI HIRSIZLIK MI?

http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/2014/08/bagimsizlik-mi-hirsizlik-mi/

AKP’NİN İKİ ESERİ: BÖLÜNMÜŞ YOL, BÖLÜNMÜŞ HALK!

bolunmus_yollar_11

İktidarların bir ülkeye yapabileceği en büyük iki kötülük: “Bölünmüş yol” ile “Bölünmüş halk”tır…

13 yıllık AKP iktidarı sonunda her ikisini de gördük…

AKP iktidarında; Cumhuriyetin 92 yıllık maddi kazanımlarını sattılar

Elde edilen (52 milyar TL) paradan, bu kazanımların yapılması için alınan borçları ödemedikleri gibi, yaklaşık 3 kat daha fazla borçlandılar…(1)

“Bu kadar parayı ne yaptınız?” sorusuna, AKP’nin vereceği yanıt: “Bölünmüş yol yaptık” olacaktır!..

Başka dikili bir ağaçları yok!..

“Bölünmüş yol”; bir ülkeye yapılabilecek en büyük ihanettir!..

Ülkeyi sömürüye açmanın en etkili yoludur…

Demiryolu taşımacılığı için dışarıya hiçbir bağımlılığımız yoktu…

Bu alan bilinçli olarak ihmal edildi…

Dünya otomobil devlerinin, başka bir söyleyişle emperyalistlerin desteklediği siyasetçiler, yönetime getirildi.

Onlar da diyetlerini bölünmüş yol yaparak ödediler…

Halbuki, dünyanın en kaliteli kömürleri bizdedir…

Kömür yakıtı ile bile trenleri çalıştırmak mümkün…

Gelin kalan demirdir ve o da yeteri kadar vardır…

Ülkeyi baştan sona demir ağlarla örüp, petrole olan bağımlılığımızı azaltsaydık, ülkemizi dünya otomotiv sanayinin pazarı olmaktan kurtarabilirdik…

Adeta dünya otomobil devlerinin ayakta kalması için ülkemizi feda ettik…

Şimdi neredeyse her evde bir otomobil var…

Bunların; yakıtı, yedek parçası, sigorta ve muayene masraflarını topladınız mı korkunç rakamlar bulursunuz…

Birkaç yıl bu harcamaları yapmadığınızı düşünün, biriktireceğiniz parayla metroları ve demiryollarını tamamlayabilirsiniz…

Ülkemizde Temmuz 2015 itibariyle araç sayısı 19 milyon 541 bin 369 olarak tespit edildi…(2)

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında bu sayı 8 milyon 655 bin 170 idi…

AKP’nin 13 yıllık iktidarı boyunca yaklaşık 11 milyon otomobil trafiğe çıktı…

Haliyle trafik sıkıştı…

AKP sıkışan trafiği rahatlatmak için ha bire bölünmüş yol yaptı!

Bu dönemde, otomobil üreticileri ile ithalatçılar bayağı rahatladı…

Otomobil ithalatı yerine, şehirlerimize yer altı metroları yapılsaydı, şehirler arası yollara hızlı tren konsaydı, bu kadar otomobili kim ne diye alsın ki?

Otomobilli bir ailenin, otomobili için ayırdığı bütçe neredeyse diğer tüm giderlerinden daha fazladır…

Metro ve hızlı trenin olduğu bir ülkede, bu kadar paranın tasarruf edilmesi ile refah düzeyimizde önemli bir yükselme olacağı tartışmasızdır…

Çılgınlar gibi otomobil satın almasaydık, bankalara bu kadar borçlu olmayacaktık…

Benzer bir diğer sömürülme aracı cep telefonlarıdır

Ninni yerine geçmek üzere bebeklerin bile ellerine akıllı telefon tutuşturulmuştur…

Telefonlar için ödenen (konuşma ve internet) ücretleri topladığınızda, ortaya akıl almayacak rakamlar çıkıyor…

Neredeyse tüm ailelerin ikinci sıradaki giderini bu kalem oluşturuyor…

Hiç gerekli olmadığı halde; ülke olarak birikimlerimizin önemli bir kesimini de telefon giderlerine ayırıyoruz…

Böyle bir toplumun para biriktirmesi, mal mülk edinmesi mümkün olabilir mi?

Denebilir ki hükümetimiz; bilinçli olarak bir tüketim toplumu yarattı…

Varımızı yoğumuzu satıyor ve alabildiğine borçlanıyoruz…

Borçlarımızın üç katına çıkması sanayi yatırımları nedeniyle değil ki…

İşsizlik yüzdesi, iki basamaklı rakamlarla ifade edildiğine göre, istihdam alanları açmak için de yatırım yapılmamış…

Tarım ve hayvancılık da bitirilmiş.

76 milyon insan ne yiyor ne içiyor?

Hükümetlerimizin borçlanarak aldığı paralar, bir şekilde halka da aktarılıyor…

Borçlanarak yaşıyoruz işte!..

***

Bu düzen hep böyle sürdürülebilir mi?

Bir ülke üretmeden, sürekli borç alarak nereye kadar gidebilir?

Böyle bir yönetim iktidarda nasıl kalabilir?

Türkiye için en hayati sorun budur işte!

AKP hükümetleri bunun da bir yolunu buldular…

Halkı ikiye bölmeyi başardılar.

Kabul etmek gerekir ki, AKP Erdoğan’ın şahsında ete kemiğe bürünmüş bir oluşumdur…

Bu yüzden AKP’ye siyasi parti demek oldukça zordur!

Kim ne derse desin; Recep Tayyip Erdoğan, “bölme işlemi”nde son derece başarılı olmuştur.

Toplumun yoksul ve ezik kesimlerinden, kendisine fanatik bir taraftar grubu oluşturmuştur…

Öyle bir grup ki, kendi ifadesine göre, karşısında gördükleri insanlara karşı, en ufak bir toleransları yoktur…

Holiganlar gibi…

En masum toplumsal gösterilerde bile; ellerindeki palalarla, döner bıçakları ile sokağa fırlayabiliyorlar…

Kişilik ayarı verilmiş bu fanatik gruplar, Erdoğan’ın ifadesi ile “evde zor zaptdelilen yüzde elli”yi oluşturuyorlar…

Erdoğan, aleyhine olan hiçbir söze inanmazlar!..

AKP hükümetlerine toz kondurmazlar…

Saflarını kolay kolay değiştiremezler…

Buna karşılık, ciddiye alınacak Erdoğan karşıtlığı da vardır…

Her ikisi birbirini besliyor…

Esasen Erdoğan karşıtlığından da yararlanan sadece AKP’dir…

Bu kesim, nefret üzerinden öyle bir karşıtlık oluşturmuştur ki, PKK/HDP ile bile gözü kapalı işbirliği yapabilir…

Yapıyorlar da…

HDP barajı nasıl aştı sanıyorsunuz?!

Sonuç olarak denebilir ki, bölünmüşlükten bir tek AKP yararlanmaktadır…

Muhalefet kategorisinde yer alan diğer kesimler, zaten kendi içerisinde de bölünmüş bir haldedir…

Asla bir araya gelemezler…

Bu yüzden, 7 Haziran seçimlerinde; toplumun yüzde 60‘ını temsil ettikleri halde, hükümeti kuramadılar!..

Çünkü iktidarın ve emperyal güçlerin eli daima içlerinde dolaşır…

O el, uyduruk kaydırık nedenlerle, ülkenin en önemli sorunlarında bile bir araya gelmelerini engeller…

Bu kesim bir o kadar da gerçekçidir:

Siyasi hedefini siyasi iktidarı ele geçirmek değil, AKP ile koalisyon kurmak olarak belirlemiştir…

Bu kadarını kendileri de bilirler…

Bu yazı yazıldığı saatlerde oy kullanma devam ediyordu…

Sonuçlar hakkında tahminin ötesinde bir bilgim elbette olamazdı…

“Batı cephesinde değişen bir şey yok”

Yanılıp yanılmadığımı birkaç gün içerisinde zaten öğreneceğiz…

İyi seyirler efendim…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.sozcu.com.tr/2014/ekonomi/akpnin-ekonomiye-12-yilda-12-kazigi-560458/

(2) http://www.trthaber.com/haber/ekonomi/turkiyede-toplam-arac-sayisi-kac-205928.html

Y-CHP, FETÖ VE HDP İLE KOL KOLA!..

Başlıksız

Ergenekon” ve “Balyoz” davalarında “F Tipi” de denen “Fetullah Gülen Terör Örgütü”nün (FETÖ) rolü ortaya çıktı…

Yurtsever asker ve aydınların ömür boyu hapis cezaları ile cezalandırılmaları için laboratuvarda üretilen dijital delilleri, özel görevli ağır ceza mahkemelerine onlar sundular…

Silahları bazı yerlere gömenler de onlardı…

Cemaat üyelerinin sızdıkları makam ve mevkiler bu işleri yapmalarını kolaylaştırdı

Bu örgüt; elemanlarını önce emniyete sızdırdı, sonra yargıyı ele geçirdi

HSYK bile kontrollerine girdi…

Şimdi fellik fellik kaçıyorlar…

Postunu Pensilvanya’ya atan kendini şanslı sayıyor…

Zekeriya Öz’ü bilmeyenimiz yoktur…

Korkutmadığı bir Allah’ın kulu kalmadı…

Korsan tahliye kararı veren eski İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Metin Özçelik ile 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mustafa Başer; “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” ve “silahlı örgüt üyesi olmak” suçlaması ile Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandılar…

Silivri’deler!..

Fetullah Gülen, hakkında ise iki ayrı iddianame düzenlenip, davalar açıldı

Ayrıca ,yakalandığı yerde tutuklanıp gönderilmesi için “kırmızı bülten” çıkartıldı…

Yakalanmasına yardımcı olana 4 milyon TL ödül verilecek…

Bu örgüte mensup olanlar, Türkiye aleyhine “casusluk yapmak”tan da suçlanıyorlar…

TSK‘ya kurulan kumpasta, örgüte ait TV ve gazeteler korkunç bir kampanya yürütmüşlerdi…

Elkonulan şirketler, yasadışı işlerin finansmanında kullanılmıştı…

Himmet” adı altında toplanan yardımlar, örgüte aktarıldı…

Bu paralar, güya Akın İpek Grubu‘nun “maden işlerinden” gelmiş gibi kayıt altına alındı…

130 ülkede faaliyet gösteren FETÖ’nün Rusya’daki okulları CIA ajanlarına yardım ve yataklık yaptığı için kapatıldılar…

TSK’nın komuta kademesini tutuklatan, Emniyet’i ele geçiren ve parasının hesabı bilinmeyen FETÖ’nün, propagandasını yapan, örgüte ait olduğunda en ufak bir kuşku bulunmayan Bugün TV ve Kanaltürk’ü muhalif medya olarak kabul etmek olanaksızdır…

Bu şirketlere kayyum atanması kadar doğal ve beklenen bir şey olamaz!..

Bu kadar açık ve anlaşılır durum karşısında;

Y-CHP milletvekilleri; Mahmut Tanal, Barış Yarkadaş, Eren Erdem ve Selin Sayek Böke’nin Cemaat’e kol kanat germesini anlamak mümkün değildir…

Selahattin Demirtaş da Y-CHP’lilerle beraber hareket etmektedir…

Dersimli Kemal’in talimatıyla yapılan bu iğrenç sahiplenme eylemi, CHP’nin Sorosçular elinde ne hallere düşürüldüğünü göstermeye yetmektedir…

Vatan Partisi’ne sırt çeviren Y-CHP, HDP ile birleşti gibi…

Utanmadan bir de “koşulsuz” destek istiyorlar…

Aksi halde, Vatan partisi’ni “şer cephesi”nde göstereceklermiş!

10 Ekim‘de HDP’nin gölgesi altında yapılan mitinge; Y-CHP, Gençlik Kolları ile katılmıştı…

11 Ekim‘de basın toplantısı yapılacak olan Sıhhıye Meydanı’na; Y-CHP’li Aylin Nazlıaka ile TR 705 Kod numaralı Sezgin Tanrıkulu; HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile kol kola girmişlerdi…

Suruç’taki patlamada da Y-CHP’liler ile HDP’liler vardı…

AKP’nin buzdolabına kaldırdığı “Açılım”, şimdi Kılıçdaroğlu’nun kucağındadır…

PKK’nın Suriye Kolu YPG‘yi “vatanını korumaya çalışan oluşum” olarak gören Dersimli, şaşkın ördek misali suya tersten dalmaktadır…

Şimdi TSK’nın iki kez bombaladığı YPG ile ilgili açıklama yapamıyor…

Dili terliklerine kaçtı!..

Etekli Derviş Selin Sayek Böke, iktidara geldiklerinde PKK ile masaya oturabileceklerini açıkladı…

Y-CHP’nin, PKK ve Cemaat’i arkalanmasını CHP tabanı, kızarak izliyor…

Bu durumun 1 Kasım‘da sandığa nasıl yansıyacağı aşağı yukarı belli oldu:

Türk halkı Y-CHP’yi birinci parti yapmayacaktır…

Devletin yapması gereken “elkoyma” ve “müsadere” (1) işlerini, Y-CHP’nin “basın özgürlüğü” ile açıklamaya çalışması utanç vericidir.

Bu ilkesizliğin hesabı er geç verilecektir…

Görülüyor ki, CHP’yi Y-CHP’lilerin elinden kurtarmadıkça AKP’den kurtulmak da mümkün olmayacaktır…

Siyasi hedefini AKP ile koalisyon kurmaya kilitleyen Dersimli, AKP iktidarının sürdürülmesinde Devlet Bahçeli’den daha az sorumlu değildir…

Halkın iktidardan düşürdüğü AKP’yi, bu ikili iktidarda tutmaktadır…

Cemil Can

DİPNOT:

(1) “Elkoyma” ve “Müsadere” nedir?

Hukukumuzda “elkoyma” ve “müsadere” şeklinde iki önlem vardır…

Elkoyma”, müsadereyi hazırlayıcı önlemlerdir

TCK’nın 54. maddesinde “eşya müsaderesi”, 55. maddesinde “kazanç müsaderesi”ne yer verilmiştir…

Elkoyma” suç delili olabilecek bir eşya üzerinde zilyedin tasarruf yetkisinin kaldırılmasıdır…

Müsadere” ise, suçlunun mal varlığının tamamı veya bir bölümü üzerindeki mülkiyete son verilmesi ve bu mülkiyetin Devlete devredilmesi anlamına gelen ve bir yaptırım çeşididir.

Elkoyma söz konusu olduğunda, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, yazılı emri ile elkoyma işlemi gerçekleştirilebilir.

“SÖZÜM SÖZ”, OYUM CHP’YE!..

bilal

AKP Genel Başkanlığı için en kuvvetli aday gözüken Binali Yıldırım’ın bakanlığı döneminde; yolsuzluk ve usulsüzlük yapılan ihalelerin bütün ayrıntıları ile yer aldığı dosya, Erdoğan’ın önüne konunca, Davutoğlu’nun önü açıldı…

AKP iktidarı kendi adamları hakkında da kanıt toplamayı ihmal etmiyor!..

Dosyaları Erdoğan’a getiren MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dı…

Bu haber 22 Ekim tarihli gazetelerde yer almıştı. (1)

Şu ana kadar yalanlama yok, tekzip yapılmadı…

Binali oğlu Erkan’ın, 30 gemiciği olduğu iddiası, 30 Mart yerel seçimleri öncesinde Bülent Arınç’a sorulmuştu… (2)

Arınç henüz cevap vermeden, Binali Yıldırım, oğlunun gemicikleri olduğunu itiraf etmiş ve “dokunulmazlıkları yok, hesap sorsunlar” diyerek meydan bile okumuştu… (3)

Tayyip oğlu Necmettin Bilal’in de gemicikleri vardır…(4)

Dönemin Başbakanı RTE; vaktiyle “gemi var gemicik var” başlığı altında, bu konuya oldukça aydınlatıcı bir açıklama getirmişti… (5)

T.C’nin Başbakan’ı ile Ulaştırma Bakanı’nın çocukları “gemicik” sahibi iki kader mahkumu gibidir…

Bu konuda kimsenin en küçük bir kuşkusu kalmadı!..

Madem gemicik sahibi olunurken bir yolsuzluk yapılmadı, Binali’nin genel başkan adaylığından neden vazgeçildi?

Yolsuzluk varsa neden hala gereği yapılmıyor?

MİT’in hazırladığı dosya, zamanaşımına uğratılmadan ilgili makamlara gönderilecek mi?

Suç isnatları ile ilgili “aklama” mahkemede yapılırsa daha inandırıcı olur!..

AKP‘yi üç dönem destekleyip, dördüncü dönem için oy vermeye hazırlanan seçmenlere duyurulur!..

***

CHP Gençlik Kolları tarafından 81 ilde toplanan yardımlar, 6 kişilik heyet tarafından “Kobani Kantonu Başbakanı Enver Müslim”e teslim edildi… (6)

Gençlik Kolları Başkanı İrfan İnanç Yıldız, genel başkanının yönlendirmesi ile CHP Gençlik Kollarını PKK/HDP‘nin peşine taktı…

CHP gençliği, “Barışa olan inancımızı yitirmedik, yitiremeyiz, yitirmeyeceğiz” diyerek, HDP öncülüğünde düzenlenen “Barış, Demokrasi ve Emek” mitingine katıldı…

Dikkatinizi çekerim: CHP öncülüğünde düzenlenmiş bir mitinge HDP katılmıyor..

HDP öncülüğünde düzenlenen mitinge CHP katılıyor…

Malatya Gençlik Kolları üyesi 11 genç de bu mitingde yaşamını kaybetti…

Olaydan bir gün sonra, KESK, DİSK,TBB gibi sivil toplum kuruluşları ile CHP, HDP ve EMEP ‘in temsilcilerinin aralarında bulunduğu binlerce kişi, ölenleri uğurlamak için Sıhhiye Meydanı’nda toplandılar…

Alana HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile CHP Milletvekilleri Aylin Nazlıaka ve Sezgin Tanrıkulu kol kola girdiler…

Yemin olsun, bu tabloyu gördükten sonra, Oyum CHP’yedir!…

“Sözüm söz”!..

***

Kobani Kantonu”nu PKK’nın Suriye Kolu PYD, Suriye’nin kuzeyinde kurdu…

Türkiye’ye göre PYD, PKK’nın Suriye koludur ve terör örgütüdür

Erdoğan, T.C’nin Cumhurbaşkanı sıfatıyla bu durumu açık-seçik ortaya koymuştur…(7)

MGK‘nın görüşü de bu yöndedir…

Kılıçdaroğlu ise, ABD’nin “kara gücümüzdür” dediği PYD’nin silahlı kanadı YPG’yi, ”terör örgütü olarak değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum olarak gördüğünü” söylemişti… (8)

Dersimli, birkaç gün önceki Samsun konuşmasında: “Namus sözü veriyorum, ülkede terörü bitireceğim” demişti… (9)

PKK’nın Suriye Kolu PYD’nin silahlı kanadı YPG’yi, terör örgütü gibi görmeyen bir zihniyet, PKK’yı terör örgütü kabul edip, bitirebilir mi?

Hiç sanmıyorum…

Kılıçdaroğlu, bu aralar bazen “söz” bazen “namus sözü” veriyor…

Ve her cümlesinin sonunda; “Sözüm söz” diyor!..

Anımsarsınız; CHP oylarında azalma olursa çekileceğine de “söz” vermişti.

O sözünü bir türlü tutamadı…

Hiçbir dönem “namus sözü” bu kadar kirletilmemişti

Bugünlerde; terörü bitireceğine, Türkiye’ye barışı ve huzuru getireceğine “namus sözü” veriyor…

Teröristleri “özgürlük savaşçısı” gören bir anlayış terörü bitirebilir mi?

Ülkeye huzur getirebilir mi?

Etrafımızda yakılan ateşi, bu kafa ile değerlendiren birine, Erdoğan hükümet kurma görevini verir mi?

“Başbakan olsam da saraya gitmem(10) dediği saraya; “Hükümet kurmak gerekirse saraya giderim(11) diyerek kendini yalanlayan birinin söz vermesine inanılır mı?

***

Y-CHP, “Açılım” yanlısıdır ve ABD çizgisindedir…

TSK’ya kurulan kumpasta başrolü oynayan Cemaat’e kol kanat germesi ve PKK/HDP’yi demokrat ve gerekli gösterme çabalarını gözden kaçırmamak gerekir…

Y-CHP, Seçim Bildirgesi’nde “Çözüm” için izleyeceği yolu şu şekilde belirlemiştir: “Toplumsal Mutabakat Komisyonu”, “Ortak Akıl Heyeti” ve “Gerçekleri Araştırma Komisyonu” kurulacak; yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliklerini sınırlayan düzenlemeler kaldırılacaktır…

Görüldüğü gibi; Kılıçdaroğlu, doğrudan PKK/HDP’nin taleplerini sahiplenmektedir…

HDP ile seçim bildirgeleri de hemen hemen aynıdır!…

Bu nedenlerden ötürü; Y-CHP, bizim bildiğimiz Atatürk’ün CHP’si olmaktan çok uzaklaşmıştır…

CHP’yi işgalcilerin elinden kurtarmadıkça, Türkiye’nin kurtuluş yolu açılmayacaktır…

Denebilir ki, Y-CHP’nin varlığı AKP iktidarının sürekliliğini sağlamakta ve ömrünü uzatmaktadır…

AKP’nin üç dönem iktidar olması; bu işbirlikçi, pısırık, halktan ve gerçeklerden kopuk siyaset anlayışı yüzündendir.

Bu gidişle AKP’yi iktidardan düşürmek imkansızlaşmaktadır. …

7 Haziran seçimlerinde halkın iktidardan düşürdüğü AKP ile hükümet kurmaya çalışarak, onu yeniden iktidar yapmak için Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği olağanüstü çaba unutulmamalıdır…

Bu nedenle yapılması gereken öncelikli iş, Y-CHP’den kurtulmak olmalıdır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.aydinlikgazete.com/politika/sir-dosyayla-baskan-oldu-h77602.html

(2) http://www.sozcu.com.tr/2014/gundem/yildirimin-30-gemisi-mi-var-474406/

İşte o gemiler:

“AK BROTHER (Ak Kardeş) 29 bin tonluk Panama bandıralı gemi şu anda Kanada açıklarında yük taşımakta. Toplam 42 bin tonluk Panama bayraklı dört gemiden JOALMI yük gemisi, Letonya’nın Riga limanından aldığı yükü İtalya’nın Piombino limanına götürüyor. NENA adlı gemi ise Singapur limanından, Çin’in Nantong limanına gitmekte, MV IRINI gemisi Venazuella Point Lisas limanından aldığı yükü Panama Cristobal limanına götürmekte. JOHN adlı gemi ise Atlantik Okyanusu’nda seyretmekte. Erkan Yıldırım’ın imza yetkisi ve ortağı olduğu Hollanda şirketi Zealand Shipping B.V’nin filosunda ise toplam 200 bin tonluk 10 gemi bulunuyor. Zealand Shipping B.V’nin internet sitesinde iş ortakları ve iş birliği yaptığı şirketler arasında Yalova’da faaliyet gösteren Q Shipping ve Sefine Denizcilik gösteriliyor.”

http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/bakan-binali-yildirimin-cocuklarinin-gemicikleri-ortaya-cikti-h28061.html

(3) http://www.haber7.com/televizyon/haber/1140810-binali-yildirim-cocuklarimin-gemileri-var

(4) http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/bilal-2-ayda-2-gemi-indirdi-935224/

İşte o gemicikler:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın küçük oğlu Bilal Erdoğan, armatörlüğü sevdi. Amcası ve eniştesi ile birlikte Üsküdar’da kurduğu BMZ Grup Denizcilik şirketi, son iki ayda filosuna iki tanker birden ekledi. Bu iki tankerin fiyatının 36 milyon dolar (110 milyon lira) olduğu öğrenildi. Böylece şirketin sahip olduğu gemi sayısı 5’e yükseldi. Gemilerin toplam maliyetinin de 90 milyon dolara (275 milyon lira) çıktığı ileri sürüldü. AKP’nin tek başına iktidarı kaybettiği 7 Haziran’dan bu yana piyasalarda kriz yaşanırken, Bilal’in şirketi etkilenmedi.”

http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/bilal-2-ayda-2-gemi-indirdi-935224/

(5) https://www.youtube.com/watch?v=VDIdyGderwI

(6) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/335801/Turkiye_nin_ISiD_operasyonu_gostermelik.html

(7) http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/10/151005_erdogan_tusk

(8) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/kilicdaroglundan-olay-sozler-h39403.html0

(9) http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/kilicdaroglu-teroru-bitirecegim-963303

(10) http://www.taraf.com.tr/kilicdaroglu-basbakan-olsam-da-saraya-gitmem/

(11) http://www.milliyet.com.tr/kilicdaroglu-mhp-ak-parti/siyaset/detay/2086832/default.htm

erkan

LEVENT KIRCA’YI ARATMAYACAKLAR!..

muhimmat

 

Ankara Garı önünde 102 kişinin ölümü ile sonuçlanan patlama nedeniyle 11 kişi tutuklanma istemiyle adliyeye sevk edildi…

Demek ki, soruşturmada sona gelindi.

Davutoğlu, “Canlı bombaların isim listesi elimizde, ancak, eylem yapmadıkça onları tutuklayamıyoruz” demişti…

Canlı bombalar eylem yapınca yakalanamıyorlar zaten. Polisler yerden parçalarını topluyor…

Başbakanın açıklaması kara mizah örneği.

Anlaşılıyor ki, Davutoğlu, geçenlerde aniden sonsuzluğa yürüyen usta tiyatrocu Levent Kırca’yı aratmayacak bize!..

MHP, de komikliğe devam ediyor: Başbakanın bu mizahi açıklamalarını “makul şüpheli” saçmalığını meşrulaştırmak için kullandı.

MHP’ye göre, teröristler “makul şüpheli” oldukları gerekçesi ile tutuklanabilmeli!..

Akıl akıldan üstündür elbette!?

Hukukun üstünlüğünü ve evrensel değerleri savunmak kimsenin aklına gelmiyor nedense…

Bu durumda iktidara muhalif olan herkesi “makul şüpheli” göstererek tutuklama olanağı, muhalefet tarafından hükümetin eline veriliyor…

Tutuklama için “kuvvetli şüphe” yerine, “makul şüphe”nin getirilmesinin sakıncaları, bu olayda somut olarak bir kez daha görüldü…

İsim listesi hükümetin elinde bulunan “canlı bombalar”ın gerçek yakalanamama sebebi daha başkadır:

Silahlı terör örgütü IŞİD‘in, hükümetimizce TCK‘nun tarif ettiği gibi “terör örgütü” kabul edilmeyişi, sorunu bu noktaya taşımıştır.

AKP hükümetleri Esat’ı devirmek için akıl dışı bir proje içerisinde görev almasaydı ve hükümetimiz dünyanın en acımasız terör örgütü IŞİD‘e göz yummasaydı, durum çok daha farklı şekilde gelişebilirdi.

Türk Ceza Kanunu’na göre örgüt üyesi olmak; 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası almayı gerektiriyor. (1) Bu hüküm “canlı bomba”ların eylem yapmasını beklemeye gerek kalmadan tutuklanmalarını mümkün kılıyor zaten…

Dolayısıyla Başbakanın açıklamalarının hukuki bir dayanağı yoktur.

Bu yüzden, 102 kişinin ölümünden, doğrudan AKP hükümetini sorumlu tutabiliriz…

Diğer yandan, güvenlik güçleri, listedeki kişilerin canlı bomba olduğuna hangi kanıtlarla kanaat getirdiyse, aynı kanıtlarla mahkemeden tutuklanmalarını talep edebilir…

Ayrıza listedeki kişileri fiziki takip ve tarassut ile suçüstü yapma olanağı da vardır…

Cumhurbaşkanı için iki bin, Başbakan için bin beşyüz kişi koruma görevlendirecek yerde, 15-20 tanesini canlı bomların peşine takabilirdik…

Yasaklarla bu ihmal geçiştirilemez.

Bu tedbirlerle Ankara saldırısı kolaylıkla önlenebilirdi…

***

“DEVLET TERBİYESİ” Mİ SUÇLUYU GİZLEMEK Mİ?

Y-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Star TV‘de katıldığı canlı yayında; Ankara saldırısında İD bağlantısı ile ilgili konuştu: “İçeride konuşulanları dışarıda anlatırsam Davutoğlu zor durumda kalır… Devlet terbiyem buna izin vermediği için ‘aramızda kalsın’ dediği hiç bir konuyu dışarıda anlatmadım” dedi…

Nihai hedefi AKP ile ortak hükümet kurup, hükümette başbakan yardımcısı olarak görev almak olan ana muhalefet partisi genel başkanının, Davutoğlu’nu zor duruma düşürmesi yakışık almaz tabii ki!..

CHP’nin oylarında kayda değer bir artış olmadığına göre, (2) iktidara gelme şansı gözükmüyor.

Dolayısıyla Kılıçdaroğlu da kurtuluşunu AKP-CHP koalisyonunda görüyor…

Bu nedenle de AKP’nin IŞİD ile bağlantılarını anlatarak, Davutoğlu ile arasının açılmasını göze alamıyor…

Dersimlinin bu yaptığını “Devlet terbiyesi” ile açıklamak olanaksızdır.

Kılıçdaroğlu düpedüz suçluları koruyor!..

***

ELEŞTİRİ YASAKLANABİLİR Mİ?

Ana muhalefet partisinin genel başkanı başkentin orta yerinde, 102 masum insanı öldüren terör örgütüne yardım edenleri gizlerse, Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği de bu konuda yapılacak eleştirileri yasaklar tabi ki…

6. Sulh Ceza Hakimliğince: “Soruşturma tamamlanıncaya kadar soruşturma kapsamı hakkında yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren meydada her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların yapılmasının yasaklanmasına karar verilmiştir.”

Bu ifadeye göre, 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararını eleştirmek de bu yasak kapsamındadır.

Asıl eleştirilmesi gereken ise “vb.” ile hangi davranışların yasaklandığıdır…

Yasaklanan davranışlar sayılmayarak, sadece “eleştiri vb. yayınlar” demek suretiyle, belirsiz bir alan toptan yasak kapsamına alınmış bulunmaktadır…

Halbuki, “soruşturmanın selametini tehlikeye düşürecek yayınlar yasaklanmıştır” denseydi, herkes yaptığı yayının, soruşturmanın selametini etkileyip etkilemediğini değerlendirerek, bir sonuç elde edebilir ve ona göre hareket ederdi…

Bu haliyle söz konusu yasak, Anayasanın yasakladığı “sansür” niteliğindedir…

Yasaların sınırlanmasına olanak tanımadığı bir hakkı, sulh hakiminin yasaklama yetkisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla söz konusu yasak “yok hükmünde” sayılır…

***

TERÖR ÖRGÜTLERİ ABD’NİN EMRİNDEDİR!..

Obama PKK/PYD’yi, ABD’nin “karagücü” ilan ettikten sonra, 50 ton mühimmatı Suriye’nin kuzeyinde konuşlanan örgütlere havadan attı.

ABD yetkilileri, önceleri “Araplara gönderdik” dedikleri mühimmatın, 12 saat içerisinde PYD’nin eline geçtiğini itiraf ettiler… (3)

Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook, atılan mühimmatın aralarında karadan havaya fırlatılan “stinger füzeleri” olduğunu açıkladı.(4)

IŞİD’in elinde uçak olmadığına ve Rusya Suriye’nin kuzeyine Hazar Denizi’nden füze yolladığına göre, bu füzelerin bizim jetlere karşı kullanılacağı bellidir…

Öte yandan CIA uzmanı Henri Barkey, tehditlerini sürdürüyor:”Türkiye dikkatli davranmalı, İstanbul İstiklal Caddesi’nde bomba patlarsa ne olacak” diyerek, bundan sonra patlayacak bombaların yerlerini işaret ediyor!

Barkey, daha önce de “Şehirler havaya uçacak” demişti…

ABD ile savaş, içeride ve Suriye’de bütün şiddeti ile sürüyor…

Emperyalizmle olan bu savaşı biz kazanacağız…

***

PERİNÇEK 90 YILLIK KABUSU BİTİRDİ!..

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Türkiye’nin başında “Demokles’in kılıcı” gibi sallanan 90 yıllık kabusu sona erdirdi.

Lozan’ı tarihin çöplüğüne atmak için emperyalistlerin hazırladığı “Ermeni soykırım oyunu”nu, Ermeni Soykırımını İnkar Yasası’nı tarihin çöplüğüne atarak bozan Perinçek, gerçek bir kahraman olduğunu bir kez daha kanıtladı…

Emperyalizmin desteği ile yapılan bütün darbelerde tutuklanan Doğu Perinçek, bu kez, elindeki kelepçenin zincirini parçalayıp, diasporanın eline taktı…

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nde temyiz üzerine görülen davada; İkinci Dairenin verdiği karar 7’ye karşı 10 oyla onandı…

Kim ne derse desin, bu karar Türkiye için bir  zaferdir!..

90 yıllık yalanın arkasına geçerek, Türkleri soykırımcı gösterip, Türkiye’yi mahkum etmek isteyen küresel güçler ile yerli işbirlikçilerinin elinden en önemli silahları alındı…

Başta “Hepimiz Ermeniyiz” diyerek, Ermenilerden özür dilenmesini savunanlar olmak üzere, taziye mesajı yayınlayan Erdoğan ve “soykırım” ısrarını sürdüren İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ı birinci sıradan kontenjan adayı gösteren Dersimli Kemal, mosmor oldular!..

Sonuca sevinmiş gibi davranmaları bile yapmacıktır!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Silâhlı örgüt

Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten

kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.

(2) http://www.haberler.com/sonar-in-secim-anketinde-ak-parti-tek-basina-7786429-haberi/

(3) http://www.bugun.com.tr/gundem/son-dakika-pyd-baskani-salih-1878618.html

(4) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/abd-pkkpyd-ye-turk-jetlerini-hedef-alacak-olan-stinger-fuzeleri-verdi-h78376.html

 

e-kitaplar

e-kitap_indir

e-kitap-VII

İndir…                                 

  indir_2

E-KİTAP 7

***********************************************************************

e-kitap-VI

İndir…                                 

  indir_2

e-kitap-vı

**************************************************************************

e-kitap-V

İndir…                                 

  indir_2

e-kitap-v

**************************************************************************

e-kitap-IV                        

İndir…..

 indir_2

e-kitap_4

**************************************************************************

e-kitap-III                        

İndir…..

 indir_2

e-kitap-III

**************************************************************************

e-kitap-III                        

İndir…..

 indir_2

e-kitap-III

**************************************************************************

e-kitap-II  

İndir…       

indir_2                                                                         

e-kitap-II

**************************************************************************

 

e-kitap-I

İndir…                                 

  indir_2

e-kitap-I

**************************************************************************

 

 

Biz kazanacağız…