KONUK YAZARLAR

SORDUM SARI ÇİÇEĞE!..

 

Sordum sarı çiçeğe:

Merkez Bankası, geçen hafta tüm zamanların en yüksek haftalık rezerv satışını yapmış, bu ne anlama geliyor?

Çiçek eydur (1):

Dövizi sabit tutmak için yapılan satışlardır. Savaş başladığından bu yana yapılan satışların toplamı 40 milyar doları aşmıştır…

☆☆☆

Sordum sarı çiçeğe:

Peki, bu satışlarla döviz tutulabildi mi?

Çiçek eydur:

Savaşın başladığı 28 Şubat 2026 tarihinde dolar 39-40 TL bandındaydı, bugün yüzde 10-15 artışla 44,5 TL civarındadır ve istenildiği yerde tutulamadı…

☆☆☆

Sordum sarı çiçeğe:

Savaş başladığından bu yana satılan 40 milyar dolar tutarlı dövizleri kimler aldı ve tahmini kazançları ne kadardır?

Çiçek eydur:

Bu çok kritik bir soru ve “40 milyar dolar kimler aldı?” meselesi aslında çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.

Net ve gerçekçi şekilde önce bunu anlatayım:

Savaş sonrası ilk günlerde 12 milyar $ satış yapıldığı raporlandı doğrudur. Daha sonra günlük müdahalelerle, bir günde 5 milyar $ üzeri satışlar görüldü. Bu da doğrudur. Farklı günler de eklenince; piyasa tahminleri 20–40 milyar $ bandına çıkıyor. Yani “40 milyar $” resmî açıklama değil ama piyasa hesaplarına dayalı makul bir üst tahmin oluyor… 

Gelelim bu dövizleri kimlerin aldığı hususuna. Merkez Bankası normal koşullarda “birilerine özel satış yapmaz.” Oradaki dövizler şu kanallardan dağılır: En büyük payı yerli bankalar alırlar. Başka bir söyleyişle TCMB dövizi doğrudan bankalara satar. Bankalar da müşterilerine (şirketlere) dağıtırlar. Sistem böyle çalışır.  Şirketler çoğunlukla ithalatçılar ve enerji firmalarıdır. Çünkü, savaşta enerji fiyatı arttığı için döviz talebi de patlar. En büyük gerçek alıcı grubu: Petrol/doğalgaz ithalatçıları, büyük holdingler ve dış borcu olan şirketlerdir. İkinci alıcı grup ise yerli yatırımcılardır. Bunlar döviz mevduatı yapanlar ve “kur artacak” beklentisiyle dolar alanlardır. Bunların payları genelde, bankalar ve şirketlerden daha küçüktür. Üçüncü gurubu yabancı yatırımcılar oluşturur. Türkiye’den çıkmak isteyen fonlar ve faiz için gelen “carry trade” (2) çözenlerdir. Bu grup panik anında en hızlı döviz alan kesimdir.

“Bu üç kesim ne kadar kazandı?” sorusunun yanıtını basit bir aritmetik işlemle ortaya çıkartabiliriz: Ortalama satış kuru 40 TL, bugünkü kur 44,5 TL olduğuna göre aradaki fark 4,5 TL’dir. 40 milyar x 4,5 = 180 milyar TL eder. Devlet rezervini sattı, yukarıda sözü edilen üç grup dövizi satın aldı, kur yükseldi ve kazandılar!..

☆☆☆

Sordum sarı çiçeğe:

Bu 40 milyar dolar rezerv tekrar yerine nasıl konulacak?

Çiçek eydur:

1) En hızlı yol faiz artırarak döviz çekmektir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faizleri yüksek tutarsa yabancı yatırımcı gelir, “carry trade” tekrar başlar ve TL’ye giriş olur. Sonuç: Merkez Bankası piyasadan döviz toplayabilir2) İhracat ve turizm gelirleri önemli bir kalemdir. Türkiye’nin “doğal döviz kaynağı”dır. Yaz sezonunda turistler milyarlarca $ getirirler. İhracat da önemli bir kaynaktır. Mal ve hizmet satışlarımız olacaktır. Buralardan toplanan dövizler, bankalara gelir ve sistemde kalırlar. Dolayısıyla rezerve yazılabilirler… 3) Swap anlaşmalarını (3) da hesaba katmak gerekir. Merkez Bankası, doğrudan döviz bulamazsa; başka ülkelerle “swap anlaşmaları” yapabilir, uluslararası borçlanma yoluna gidebilir ve “Eurobond ihracı” (4) yapabilir… Bu yöntem, gerçek rezerv değil, “ödünç rezerv” sayılır. 4) Yerli dövizlerin çözülmesi de bir diğer kaynaktır. Yastık altı ve mevduat bu kaynağın temelini oluşturur. Vatandaş dövizini bozar ve TL’ye geçerse, Merkez Bankası bu dövizi toplayarak eksilen rezervini yerine koyabilir.  5) Enerji fiyatlarının düşmesi eksilen rezervin yerine konması için bir diğer önemli etkendir. Türkiye’nin en büyük döviz gideri; petrol ve doğalgazdır. Eğer fiyatlar düşerse, döviz çıkışı azalır ve rezerv biriktirmek kolaylaşır. Rezerv artırmak sadece para bulmak değildir. Güven, istikrar ve sürekli döviz girişi şarttır.  Bunlar yoksa gelen döviz tekrar çıkar…

☆☆☆

Sordum sarı çiçeğe:

Bu soruyu sorduğuma pişman ettin beni! Anlamını bilmediğim kelimelerle yaptığın açıklama iyice kafamı karıştırdı. Benim asıl merak ettiğim soru: Bu rezerv satışlarının halkın üzerine bindireceği yükün ne kadar olduğudur?

Sorumun özü şudur: Rezerv satışı “kimin cebinden çıkar?”

Çiçek eydur:

Doğrudan fatura kesilmez ama dolaylı olarak toplumun geneline yayılır.  Teorik yük 180 milyar TL’dir. 180 milyar TL :85 milyon = 2.117 TL eder. Ortalama kişi başına 2.000 – 2.200 TL yük biner.

Asıl önemli olan bu yükün halka nasıl yansıdığıdır. En büyük etki enflasyonda görülür. Kur yükselir, ithal ürünler pahalanır ve enerji maliyetleri artar. Bu da fiyatlara yansır. Petrol ve doğalgaz dövizle satın alındığı için kur artınca bu ürünler de otomatik olarak zamlanırlar. Zincirleme etkisi de ulaşım, gıda ve kiralarda görünür… Devlet, rezerv kaybını telafi etmek için daha fazla borçlanabilir ve dolaylı vergileri artırabilir, harcamaları kısabilir. Bunların hepsi halka yansır… Buna karşılık maaşlar aynı hızda artmaz, TL’nin değeri düşer… Görünmeyen en ağır yük “reel gelirler”in erimesidir… Bu nakit bir zarar değildir. Kimse cebinden 2.000 TL vermez ama aynı parayla daha az şey alırlar…

☆☆☆

Sordum sarı çiçeğe:

Bu durumdan kimler daha çok etkileniyor?

Çiçek eydur:

Sabit gelirliler (memur, emekli ve işçi) ile TL’de tasarruf yapanlar daha çok, parasını döviz ve altın tutanlar ile ihracatçılar daha az etkilenirler…

☆☆☆

Sordum sarı çiçeğe:

Malum aliniz olduğu üzre; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasanın 78. maddesinde (6) belirlenen “Ara seçim” koşullarının oluştuğunu vurgulayarak:” Ara seçim yapılmalı, Millet sandıkta sözünü söylemeli” (7) diyerek; TBMM’nin seçim tarihini belirlemesinin anayasal bir zorunluluk olduğunu vurgu yapmıştır. Buna karşılık; AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan: “Erken seçim de ara seçim de gündemimizde yok… Kimse bize gündem dayatamaz”  şeklinde cevap vererek, çağrıyı reddetmiş ve “suni gündem” olarak nitelemiştir. Erdoğan’ın daha önce yaptığı: “Etrafımız ateş çemberine dönmüşken bizi meşgul edecek her siyasi tartışmadan uzak durduk…” (-8-) açıklamasını bu açıklamasını birlikte ele aldığımızda ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Afkan Âlâ’nın: “Erken seçim falan yok” sözlerini de duyduktan sonra, haklı olarak iktidarın Anayasanın 78. maddesini “işletmeme” eğilimi içerisinde olduğundan kuşkulanmaktayız. Bu yüzden 78. madde hükümlerinin TBMM’ne inisiyatif tanıyıp tanımadığını, bu madde hükümlerinin “emredici hukuk normları” olup olmadığını, emredici normları çiğnemenin ne gibi bir yaptırımı olduğunu ve bu yaptırımı hangi koşullarda hangi kurumun icra edeceğini de merak ediyoruz.

Bu sorularımızla bağlantılı olarak; şu soruya da aklımız takılı kalmıştır: Anayasa’nın 77. maddesi: “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri 5 yılda bir, aynı gün yapılır” (9) hükmü emredici değil midir? Son seçimlerin 14 Mayıs 2023 günü yapıldığı göz önüne alındığında, normal seçim tarihinin en geç 2028 yılı 14 Mayıs’ında yapılması gerekmiyor mu? Anayasanın bu iki maddesinde yazılı; “yapılır, ara secime gidilir, bir defa yapılır, gidilmez, karar verilir, ara seçimi yapılamaz, ara seçim yapılır ve uygulanmaz” şeklindeki ifadeler, hukukta uyulması zorunlu olan ve taraflara inisiyatif bırakmayan “emredici kurallar” değiller mi?

  1. maddeyi dikkate almayan siyasi iktidarın 77. maddeye uyarak seçimleri yapacağının bir garantisi var mı? Varsa bu garanti nereden geliyor?…

Çiçek eydur:

Bu sorular, anayasal metin ve uygulama pratiği birlikte ele alındığında yanıtları şöyledir:

 Madde 78 “emredicidir” ama otomatik değildir. Çünkü bu maddede iki tür hüküm vardır:  (A) Emredici görünen kısım: “Ara seçim yapılır”, “Bir defa yapılır”, ve “Şu sürelerde yapılamaz.”  Bunlar kural koyucu (emredici) ifadelerdir.  (B) Ama bu maddede kritik bir eksik vardır. Madde “Şu şart oluştuğu anda otomatik seçim yapılır” demiyor. Bunun yerine: TBMM’nin karar almasını gerektirir…” diyor.  

Sonuç: Madde 78 “koşullar oluşursa yapılması gerekir” der ama uygulama TBMM iradesine bağlıdır. Demek ki, fiilen TBMM’nin inisiyatifi vardır. Çünkü ara seçim kendiliğinden başlamaz. TBMM, takvim belirler ve seçim kararı alır. Bu nedenle hukuki zorunluluk ve siyasi takdir birlikte çalışır.

Dolayısıyla TBMM’nde çoğunluğu oluşturan Cumhur İttifakı için koşulları oluşan “ara seçimden kaçıyorlar” demekte bir yanlışlık yoktur…

☆☆☆

Sordum sarı çiçeğe:

Emredici normlara uyulmazsa ne olur?

Çiçek eydur:

En kritik soru budur. Teorik olarak anayasa ihlali olur. Ne var ki, anayasa ihlalinin pratikte doğrudan bir yaptırım mekanizması yoktur.

Nedeni: Anayasa Mahkemesi’nin TBMM’nin “eylemsizliğini” genelde denetleyemez olmasıdır. Yüksek Seçim Kurulu ise kendi kendine seçimi başlatamaz…

Sonuç: Yaptırım hukuki değil, (kamuoyu baskısı, seçimde cezalandırma vb. gibi) siyasidir…

 Madde 77 daha güçlü şekilde emredicidir.

Çünkü, açık ve net olarak seçimler “5 yılda bir yapılır” diyor.

Herhangi bir takdire bağlı değildir…

TBMM’nin inisiyatif kullanma yetkisi yoktur…

☆☆☆

Sordum sarı çiçeğe:

Şimdi geldik zurnanın “zırt” dediği yere; Siyasi İktidar, 77. maddeyi de çiğnerse yani genel seçimleri de zamanında yapmazsa ne olur?

Çiçek eydur:

  1. madde için verilen yanıt bu madde için de geçerlidir.

Fakat bu defa TBMM’nin eylemsizliği “sistem krizi” yaratır. “Devlet meşruiyet krizi” yaşanır…

Seçim yapılmazsa; iç kriz, dış baskı ve ekonomik çöküş yaşanır.

Hiçbir iktidar böyle bir durumu göze almaz ve bu noktaya gidemez…

Genel seçimlerin garantisi de budur…

Savaş koşullarına girilmedikçe seçimlerin ertelenmesi de söz konusu değildir…

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Eydur: Eski Türkçede “aytmak” fiilinden türetilmiştir. Söylemek, cevap vermek anlamındadır.

(2) “Carry trade: Düşük faizli bir para biriminden borç alıp, yüksek faizli bir para birimine yatırım yapma işlemidir. (Emeksiz para kazanmanın en temiz yoludur.)

(3) “Swap anlaşması” iki tarafın belirli bir süre için para birimlerini (veya faizlerini) takas etmesidir. Temel tanım: Swap = takas / değişim anlaşmasıdır. İki taraf: Bugün belirli bir kurdan para değiştirir, vade sonunda geri değiştirirler…

(4) “Eurobond ihracı”: Devletin dövizle borçlanma senedidir. Bir devletin (veya büyük şirketin) yurt dışındaki yatırımcılardan döviz cinsinden borç para almak için çıkardığı tahvillerdir.

(5) Reel gelirler: Enflasyondan arındırılmış, yani satın alma gücünü gösteren gelirdir. Paranın gerçek alım gücüdür. Yani “reel gelirle” anlatılmak istenen “kaç TL kazandığın” değil, o parayla ne alabildiğindir.

(6) D. Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler 

Madde 78 – Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.

Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.

Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.

(Ek fıkra: 27/12/2002-4777/2 md.) Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra gereği yapılacak seçimlerde Anayasanın 127 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz. 

(7) https://chp.org.tr/haberler/cumhuriyet-halk-partisi-genel-baskani-ozgur-ozel-ara-secim-yapilmali-millet-sandikta-sozunu-soylemeli?

(8) https://medyascope.tv/2026/04/06/erdogan-erken-secim-de-ara-secim-de-gundemimizde-yok-dedi/?

(9) C. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi 

Madde 77 – (Değişik: 21/1/2017-6771/4 md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır.

Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101 inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılır.

 

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir