• TÜRKİYE YENİ BİR SAVAŞA MI HAZIRLANIYOR?

      (Çerçeve Yasa ile Mekke Anlaşması aynı fotoğrafın Iki ayrı karesi gibi!) Türkiye’nin önünde dikkatle okunması gereken bir tablo var. Bir yanda “Terörsüz Türkiye” süreci ve PKK’nın silah bırakmasını hedefleyen Çerçeve Yasa hazırlığı… Diğer yanda Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması ve bunun getirebileceği yeni bölgesel askerî sorumluluklar… Bu iki gelişmenin aynı planın parçaları olduğunu söylemek için henüz elimizde kanıt yok. Ama aynı dönemde ortaya çıkmaları, şu soruyu sormamızı engellemiyor: Türkiye içeride savaşı bitirirken dışarıda yeni bir savaşın sorumluluğunu mu üstleniyor?.. ☆☆☆ PKK meselesi kapanırsa ne olacak? Çerçeve Yasa‘nın amacı, kamuoyunda “PKK’ya af” olarak tartışılsa da hukuken genel af niteliğinde olmayan bir düzenlemeyle, silah bırakan örgüt mensupları…

  • “NAS ORTADA SANA BANA NE OLUYOR” !..

        “Bir devletin ekonomi politikasının gerçek özeti, seçim meydanlarında verilen vaatlerde ve televizyon konuşmalarında (1) değil, bütçe rakamlarında gizlidir.” Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın yayımladığı 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri ve Beklentiler Raporu, (2) Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu anlamak bakımından son derece önemli ipuçları vermektedir. Raporda yıl sonu vergi gelirleri tahmini 13,8 trilyon TL’den 14,5 trilyon TL’ye, faiz gideri tahmini ise 2,7 trilyon TL’den 2,8 trilyon TL’ye yükseltilmiştir. Bu iki rakam birlikte okunduğunda, ekonomi yönetiminin temel “başarısının” daha fazla vergi toplamak; başarısızlığının ise bu gelirin önemli bölümünü artan faiz yükü nedeniyle tüketmek olduğu görülmektedir… ☆☆☆ Devlet bütçesi yalnızca gelir ve gider cetveli değil, aynı zamanda hükümetlerin siyasal ve ekonomik…

  • CHP’DEN İSTİFA EDİYORUM !..

      Kuruluş ayarlarını bozdukları ve büyük bir planın parçası olarak Atatürkçü Düşünce’yi terk etmeye başladıklarını gördüğüm Kemal Kılıçdaroğlu (KK) ve ekibini eleştirmeye başladığım için daha 2011 yılında KESİN İHRAÇ talebi ile disipline sevk edilmiştim… Ankara İl Yönetim Kuru üyesi olduğum için de disiplin soruşturmasına Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) baktı. O tarihte KK partinin tüm organlarına hâkim olamadığı ve YDK’da da hukukun üstünlüğüne inanan meslektaşlarım bulunduğu için birinci hamlede partiden kovulmamı sağlayamadılar. Ben de doğru bildiğim yoldan bir milim geri adım atmadan yürümeye devam ettim. Yerel gazetelerde, internet sitelerinde makaleler yazdım. Ağırlıkla siyasi iktidara karşı eleştirilerimi sürdürüyordum. O arada KK yönetimini de eleştirmeyi ihmal etmedim. Arşiv değerindeki bu yazılarımı şahsıma ait;…

  • YENİ PARTİ !..

      Yeni Parti’nin 40 sayfa tutan programı için, iç tutarlılığı yüksek ve iyi yapılandırılmış olduğunu söyleyebiliriz (1). Programın en güçlü yönleri hukuk devleti, sosyal devlet ve kurumsal reform önerileridir. En belirgin stratejik zorluğu ise CHP ile program benzerliğinin yüksek olmasıdır ki; bu durum, “yeni bir siyasi aktör” olarak kendine özgü bir kimlik oluşturmasını zorlaştırabilir. Böyle olması bence de daha iyidir. CHP’de siyaset yapmanın imkansızlaştığı bir dönemde ayrı bir kimlik belirleme yerine CHP kimliğini öne çıkartmanın sağlayacağı avantajlar daha fazladır. Bununla birlikte, partinin yalnızca programı değil; lider kadrosu, örgütlenme kapasitesi, siyasal dili ve seçmenle kuracağı ilişki de başarısını belirleyecek temel unsurlar olacaktır. Program tek başına önemli bir temel sunsa da seçim…

  • ÖYLE YA DA BÖYLE ARINACAĞIZ!..

    13 Temmuz 2026 akşamı CHP’ye “kayyum” olarak atanan eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu TV100 ‘de yayınına çıktı. Kendisine İmamoğlu’nun “örgüt” kurduğu, rüşvet dağıtarak CHP’yi ele geçirdiği iddialarıyla ilgili sorulan soruya: “Bunu söyleyen AK Partililer değil, söyleyen kim? CHP’liler, Parayı alan kim CHP’liler, ifadeyi veren CHP’liler” (1) dedi… Bu sözleri duyan izleyiciler utançlarından yerin dibine girdiler… Bu olaydan sadece 5 gün sonra: Sözcü gazetesi 18 Temmuz tarihli nüshasının 4. Sayfasında: “Butlan 5 milyonluk mitinge 35 milyonluk fatura kesti” (2) başlıklı bir haber geçti… ☆☆☆ Kılıçdaroğlu, CHP’yi her türlü yolsuzluklardan “arındırma” iddiası ile CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmayı kabul ettiğini söyler durur. AKP trolleri ile bire bir örtüşen ve CHP’yi ağır suçlamalar…

  • VER MEHTERİ!..

      Bir ülke savaş uçağı satın aldığında gerçekte ne satın alır? İlk bakışta bu sorunun cevabı kolay gibi görünür: Uçak satın alır! Oysa günümüzün savunma teknolojileri düşünüldüğünde bu cevap artık yeterli kabul edilemez. Beşinci nesil bir savaş uçağı; yalnızca motor, gövde ve radardan oluşan bir sistem değildir. Yazılımı, görev bilgisayarı, veri bağlantıları, elektronik harp altyapısı, mühimmat entegrasyonu, bakım sistemi ve sürekli güncellenen dijital mimarisiyle yaşayan bir teknoloji platformudur. Yazılımı hazırlayanlar pilot kabinine kendi pilotunu oturturlar! İşte son yıllarda F-35 etrafında yaşanan tartışmaların temelinde de bu gerçek bulunmaktadır… ☆☆☆ F-35 programına katılan ülkeler yalnızca bir savaş uçağı edinmemektedirler. Aynı zamanda uzun yıllar devam edecek; bir eğitim, bakım, lojistik ve yazılım ekosistemine…

  • VURUN KAFİRE!..

      ODTÜ’nün İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde okurken Psikoloji Bölümü’nü bitiren ve Kadir Has Üniversitesi’nde Sinema ve Televizyon alanında yüksek lisans eğitimi alan; Uykusuz dergisinde mizah yazarı, “Ben Tek Siz Hepiniz” adlı kısa filmde oynayan, işçi baba ile memur annenin 1994 Mamak’ta dünyaya gelen ve son yıllarda Türkiye “stand-up” sahnesinin en dikkat çeken ismi olan İmran Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” (1) adlı gösterisi ile Cumhur İttifakı’nı son kurtarıcısı (!) oldu… Türkiye’nin yakıcı gündemi: 7-8 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da yapılacak olan NATO Zirvesi’nin Türkiye’ye getirisi ve götürüsünün irdelenmesi, emekli ve memur maaşlarına temmuz ayında yapılacak zamların belirlenmesinde kullanılan TÜİK’in ilan ettiği enflasyon oranları ile ENAG’ın tespitlerinin karşılaştırılıp tartışılması ve çok daha önemlisi, siyasi…

  • GÜLME İHTİMALİ VAR !..

      Duyduk duymadık demeyin… NATO Liderler Zirvesi Ankara’da başlıyooooooooooooooooooor!.. NATO 1.0, NATO 2.0 derken sonunda NATO 3.0’a da geliverdik. Zirve öncesi tutuklamalar bütün hızıyla sürüyor. Tutuklamalar için “önleyici tutuklamadır” (!) deniliyor. Böylece hukuk sözlüğüne bir kavram daha ekledik! Duyduk duymadık demeyin! Tutuklananların “eylem yapma ihtimali” (1) varmış! “İhmal”den sonra “ihtimal” da tutuklanıyor artık!.. Gerçekten de çağ atladık… ☆☆☆ Gazetecilere “akreditasyon” (kalite onayı-güven belgesi) uygulaması ise gerekçesiz yapılıyor. Pek çok gazete ve gazeteci zirveyi yakından izleyemeyecek… Halkın haber alma hakkı “akreditasyon”a takıldı!.. ☆☆☆ Benim bu işlere pek aklım ermez, bunları geçelim diyorum… En iyisi ben size NATO 3.0’ı, NATO’cuların ağzından anlatayım; bunu yapabilirim. Böylece neler olduğunu ve neler daha yaşayacağımızı tahmin…

  • AKP’NİN MUHALEFET KOLLARI!..

      Cuma akşamı Sözcü TV’de Kılıçdaroğlu’nu milyonlarla birlikte ben de dinledim. Halkın merak ettiği bütün sorulara kaçamak cevaplar verildi. (1) Gerçekleri ortaya çıkartmak için tartışmayı sürdüreceğiz. Zira bu mesele, siyasi iktidarın iddia ettiği gibi CHP’nin bir “iç meselesi” değil, tam aksine 86 milyon Türk halkının rejim ve gelecek meselesidir… ☆☆☆ Tartışmayı yanlış bir mecraya sürüklememek için “butlan kararı” ile verilen “ihtiyati tedbir kararı”nın niteliğine bir defa daha değinmek gerektiğine inanıyorum: Yetkin ve etkili hukukçuların, akademisyenlerin ve objektif değerlendirmeleriyle toplumda saygınlık kazanmış yazarların-çizerlerin ortak kanısına göre; uyuşmazlığın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği ile söze başlıyorum. İhtiyati tedbir kararı, uyuşmazlığın esası hakkında karar verilinceye kadar tarafların zarara uğramalarını önlemek ve…

  • BİR SÜRELİĞİNE 6 OK’LU BAYRAKLARIMIZI ÜTÜLEYİP KATLAYARAK ANNEMİZİN SANDIĞINA KOYUYORUZ!..

      CHP “Mutlak Butlan” yönetimi adına Parti Sözcüsü Müslim Sarı’nın, Kurultayın tedbir kararı nedeniyle yapılamayacağını vurgulayan “Henüz kesinleşmemiş bir kararın olduğu bir hukuk zemininde ister imzalar toplansın. İster Parti Meclisi’nden böyle bir karar alsın. İsterse şu anda Sayın Genel Başkanımız ‘hadi gelin hep beraber kurultaya gidiyoruz’ desin. Kurultayı toplayabilmek mümkün değil. Mevcut meri hukuka göre bu olanaksız” (1) sözleri, here şeyi açık açık anlatıyor… Birazdan objektif bir değerlendirme ile tekrar karşınıza geleceğim. Ne var ki, bu defa tersten son sözlerimi baştan söyleyerek devam etmek istiyorum… Bu işte bir terslik görüyorum!.. ☆☆☆ Önce şu acı tespiti yapalım: Kısa süre içerisinde CHP’yi butlan yönetiminden geri alma ya da siyasi iktidarın halka karşı…