YİĞİDİ ÖLDÜR HAKKINI YEME !..

O iyi bir tarihçiydi.
İyi bir tarihçi her konuda iyi olacak değil ya…
FETÖ, –aslında CIA demek daha doğrudur- “Siyasi hayatımda ne aldanan oldum, ne de aldatan oldum” (1) diyen koca Reis’i bile aldatmıştır, dile kolay.
Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı aldatılması gayet normaldir!
Hoca, aldatıldığını anladıktan sonra F. Gülen’e veya Hareketine güzelleme yaptı mı ona bakmak gerekir.
Ben duymadım…
☆☆☆
Tam aksine, daha sonraki konuşmalarında Gülen için “cahil” dediğini duydum.
Doğrudur: İlber Hoca 2005 yılında yayımlanan “Barış Köprüleri: Dünyaya Açılan Türk Okulları” adlı kitabın yazarları arasında yer almıştır.
Evet kitap, o dönemde dünyaya yayılan –sonradan FETÖ ile ilişkilendirilen– Türk okulları hakkında olumlu değerlendirmeler içeren makalelerden oluşan bir derlemeydi.
Piyasada vardır, alıp okuyun…
Türk okullarının o dönemde devlet tarafından da desteklenen ve olumlu görülen bir faaliyet olduğu ezici çoğunluğun ortak görüşüdür.
Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dış temsilciliklerimize yazdığı resmi yazıyı (2) unutmuş olamazsınız.
Bu da doğru.
Dolayısıyla bu okullar; bizzat devlet yetkilileri tarafından aldatılmış birçok akademisyen ve siyasetçi tarafından olumlu görülmüştür.
Kim ne derse desin, görüntü öyleydi…
☆☆☆
İstihbarat örgütlerini elinde bulunduran siyasi iktidarın göremediği hususları, sıradan vatandaşlardan veya iyi bir akademisyenin görmesini ve bu konuda tavır belirlemesini bekleyemeyiz!
Nokta.
Türkiye’de devlet–cemaat gerilimi artmaya başladığı yıllarda, Ortaylı’nın söylemlerinin daha eleştirel hale geldiğini biliyoruz…
Bu dönemde:
- Dini cemaatlerin devlet kadrolarında örgütlenmesinin tehlikeli olduğuna işaret etti.
- Türkiye’de tarikat ve cemaatlerin devlet yapısından uzak durması gerektiğini de söyledi.
- Eğitim faaliyetleri ile siyasi güç arayışı arasındaki farkı özellikle vurguladı.
Daha ne demesini bekliyordunuz?
Üzerine bir sövmesi mi gerekiyordu?..
O bir bilim adamıydı…
☆☆☆
Bu aşamada doğrudan, tarzı olmayan sert bir polemik yürütmese de mesafe koyan bir dil kullanmaya başladığını kimse inkâr edemez.
Hoca, siyasi polemik dili yerine tarihçi üslubu ile meramını ifade ederdi.
Pek çok akademisyen gibi o da yurtdışındaki Türk okullarının başlangıçta Türkiye’nin kültürel etkisini artıran faaliyetler gibi görüldüğünü, ancak zamanla farklı bir örgütsel yapıya dönüştüklerinin anlaşıldığını açıklıkla ifade etmiştir.
Yargılama yapıp hüküm kuracak makam ve mevkide değildi…
Aşağıda verdiğim bağlantıları (3) izlemeden İlber Hocayı, bir dönem Fetullah Gülen’i “desteklemekle” itham etmek açık bir haksızlıktır…
☆☆☆
Bununla birlikte:
Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın 2016’dan sonra Fetullah Gülen Hareketi ile ilgili söylediklerini “özeleştiri” olarak kabul edebiliriz de…
Dolayısıyla “Türk Okulları” adlı kitaba katkılarını hele de bugünlerde “Gülen’e destek” olarak öne çıkartmak doğru değildir.
Ayrıca bizzat kendisi söylemedi mi: “Kusursuz insan verimli olamaz” diye…
Bu sözleri bile özeleştiri olarak kabul edebiliriz…
☆☆☆
Şimdi pek çok kişinin kafasındaki soru şudur:
İlber Ortaylı BARIŞ KÖPRÜLERİ adlı eserin yazarları arasında bulunmuş olmaktan dolayı rahatsızlık duyduğunu belli etti mi?
Kısa cevap:
Buna dair açık ve kesin bir “pişmanlık” veya “rahatsızlık” beyanı yaptığına dair güvenilir bir kaynakta net bir açıklama bulamadım.
Ancak konunun arka plânında aranan cevaplar vardır:
Söz konusu kitap, o dönemde dünyaya yayılan Türk okulları hakkında olumlu değerlendirmeler içeren makalelerden oluşan bir derlemeydi ve onun rolü, çoğu milliyetçiyi heyecanlandıran “dünyaya yayılan Türk okulları” fikri ile sınırlıydı.
Türk okullarının özellikle Orta Asya ve Balkanlar’daki faaliyetlerini Türkiye’nin kültürel etkisi açısından olumlu bulan değerlendirmeleri de bu yüzden yaptığını düşünüyorum.
Bu çerçevede ve bu düşüncelerle, örneğin Barış Köprüleri gibi bazı projelere katkı verdiğine kuşku yoktur.
Ancak bu dönemde bile Ortaylı’nın, hareketi “ideolojik” olarak savunan konuşmaları pek yoktur; daha çok eğitim faaliyetlerine odaklanan yorumlar yapmıştır…
☆☆☆
Özellik le de FETÖ’nün gerçek kimliğinin ortaya çıktığı 2016’dan sonra:
Bu tür yapıların devlet içinde örgütlenmesinin büyük tehlike olduğunu söyledi mi?
Söyledi.
Türkiye’de cemaatlerin devletle iç içe geçmesinin tarihsel olarak da sorunlu olduğunu vurguladı mı?
Vurguladı.
Türkiye’nin modernleşmesinde kurumsal devlet yapısının önemini tekrar tekrar dile getirdi mi?
Getirdi.
O halde:
Kör öldü de badem gözlü olmadı!
Zaten badem gözlüydü…
Işıklar içerisinde uyusun…
Av. Cemil Can
DİPNOTLAR
(2) https://t24.com.tr/gundem/disisleri-gulen-cemaati-okullarina-destek-genelgesini-geri-cekti,258774


