• KONUK YAZARLAR

    CHP, PKK’NIN YOLUNA FEDA EDİLEBİLİR Mİ?!..

    BAE merkezli faaliyet gösteren ABD’li petrol şirketi DELTA CRESCENT ENERGY LLC  ile gövdesini PKK/PYD’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Suriye’nin kuzeyindeki petrollerin modernizasyonu için anlaştılar.(1) Sanki iki devlet arasındaki bir anlaşma yapılmış gibi duruyor!.. ABD’li şirkete böyle bir anlaşma yapması için lisansı ABD Dış Varlıklar Kontrol Ofisi verdi. Sanki Suriye’nin petrolleri, ABD’nin dış varlıklarına dahilmiş gibi!.. Anlaşma ile ilgili olarak SDG’li Mazlum Abdi, ABD’li Senatör Lindsey Graham’ı bilgilendirdi. Mazlum Abdi diye bilinen zat; Mazlum Kobani, Ferhat Abdi Şahin veya kod adı Şahin Cilo olan Suriye Demokratik Güçleri’nin Başkomutanıdır. Sözüm ona Interpol tarafından kırmızı bültenle de aranmaktadır!.. Mazlum Kobani’nin bilgilendirdiği Senatör Graham, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya sordu. Eski CIA Başkanı…

  • KONUK YAZARLAR

    Y-CHP’NİN 37. “İHANET” KURULTAYI!..

    Kılıçdaroğlu, CHP’nin 37. Kurultay’ındaki konuşmasında: “Ekonomik bağımsızlığımız tehlike altındadır. Vatandaştan toplanan vergilerin ve yapılan borçlanmaların büyük bir kısmı içerde ve dışarıda bir avuç çıkarcıya aktarılırken, milletimiz korkunç bir işsizliğe mahkûm edilmektedir” vurgusu yaptıktan sonra; 13 madde halinde açıkladığı “manifesto”nun 11. Maddesinde ise: “Güçlü sosyal devletin ilk adımı olarak ‘Aile Destekleri Sigortası Kurumu’ kurulacaktır. Vatandaşlarımıza asgari bir gelir düzeyi mutlaka sağlanacaktır. Bu bağlamda ‘Aile Destekleri Sigortası’ uygulamaya konulacak, bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecektir. Vatandaş, devlet yardımlarını ‘lütuf’  olarak değil , ‘hakkı’ olarak alacaktır “ diyerek, CHP’nin 6 Ok’undan biri olan “Devletçilik” ilkesini, “sosyal devlet”e indirgeyerek, altın vuruşunu yapmıştır. Dersimli Kemal, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine de giren “6 Ok’u yorumlayarak…

  • KONUK YAZARLAR

    “ÖZÜR DİLERİM” BENİ DE ALDATTILAR!..

    Takvimler 11 Mayıs 2011’i gösteriyordu; Avrupa Konseyi’nce[1] hazırlanıp, önümüze konulan bir sözleşme İstanbul’da imzaya açıldı. AİHM’nin de bağlı olduğu Avrupa Konseyi, aynı bayrağı kullanan ve yakın işbirliği içerisinde olan Avrupa Birliği ile karıştırılmamalıdır. Konseyin danışma organlarından biri, yerel ve bölgesel düzeyde özerkliği savunan Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresidir. Konferansın en önemli kararlarından biri Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’dır. 9 Eylül 1988 yılında yürürlüğe giren bu anlaşmaya imza koyan devletler, iç hukuk sistemlerinde “yerel özerklik” ilkesini kabul etmişlerdir.[2] Aklıma gelmişken hatırlatayım: Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara geldiğinde bu Sözleşmenin çekince konulan maddelerinin tümünü imzalayacağını vaat etmiştir.[3] (Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, PKK’nın Kürt Federasyonu ve giderek de Bağımsız Kürdistan…

  • KONUK YAZARLAR

    KİLİSEDE NAMAZ KILMAK!..

    İşgal altındaki Aydın İlimize bağlı EşekAdası’na ziyarette bulunarak[1], ciddi bir tahrik operasyonuna imza atan Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu,  şimdi de Papa’ya haber saldı. Ayasofya’nın camiye çevrilmesi ile ilgili kararı kınamasını, dünyayı ayağa kaldırmasını istedi!..[2] Katerina, Ayasofya’nın Türkiye’nin “iç meselesi olmadığını” ileri sürdü. Hanımefendinin devleti adına yaptığı bu çağrı, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ne kadar büyük bir devlet adamı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Atatürk, uygun görseydi; hiç kuşku yok ki, Ayasofya’nın tapusuna “müze” yazılması buyruğunu da verebilirdi. İtiraz eden mi olacaktı? Ama O,  öyle yapmadı: Tapu kaydına “cami” yazdırdı! Ve: Bakanlar Kurulu kararı ile Ayasofya’nın “müze” olarak kullanılmasına karar aldırdı… *** Bütün bu gelişmeler 1934 ve 1936 yıllarında yaşandı.…

  • KONUK YAZARLAR

    “KONTROLLÜ DARBE” VE KONTROLSÜZ MAHKEMELER!..

    Üç nedenden dolayı umudumu yitirmek üzereyim! Biliyorum böyle bir yıkıcı cümleyi benden duymak istemezsiniz. Çoğunuzun, “ironi” yaptığımı düşündüğüne kalıbımı basarım. Hatırı sayılır bir kesiminiz, sözlerimin mevhumu muhalifinden çıkarımlar yapmaya başladı bile. “Yaptığın espridir, galiba da bir tek ben alamamışım mesajı” diyenleriniz, ise daha komik oluyor, bilmenizi isterim… *** Tekrar ediyorum: Sizlerin bu hallerini gördükçe enikonu umudumu yitiriyorum! Arz edeyim efendim: Birincisi;  önemli bir bölümünüz dört yıl önce hararetle savunduklarını bugün unutmuş; şimdi tam tersi fikirleri savunuyor. O kadar olsa iyi: Bir de dört yıl önce savunduğunuz hatalı fikirlerde ısrar edenleriniz var… İkincisi husus; dört yıl önce söylediklerinizde samimi olanların bugünkü durumu dünden daha da kötüdür. Demek ki, dört yıl önce…

  • KONUK YAZARLAR

    AYASOFYA’NIN FETHİ!..

      “Çoklu Baro Sistemi”ne geçişi sağlayan yasanın kabul edildiği gün, Danıştay 10. Dairesi Ayasofya ile ilgili kararını açıkladı. Ne güzel bir rastlantı! Karar kesinleşmeden Cumhurbaşkanı Erdoğan bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınlayarak, Ayasofya’yı ibadete açtığını ilan etti. Aman ne iyi etti! İlk namaz 24 Temmuz Cuma günü kılınacakmış… *** Kimine göre, Ayasofya zaten açıktı. Burada namaz kılmak isteyenler için özel bir bölüm vardı. Ayasofya’da beş vakit ezan zaten okunuyormuş… Kimilerine göre de, yıllardır bu karar bekleniyormuş. Fatih’in “kılıç hakkı” olan Ayasofya’nın, kurduğu vakıftan alınıp müze yapılması doğru değilmiş. Tek parti döneminde müze kararı alınmakla “mülkiyet hakkına” tecavüz edilmiş! Fethin sembolü olan bu yapının, Fatih’in vakfiyesine uygun olarak kullanılması gerekirmiş! Kimilerine göre ise,…

  • KONUK YAZARLAR

    “ÇOKLU BARO SİSTEMİ”NİN SORUMLULARI!..

    Bu yazının yazıldığı saatlerde “Çoklu Baro Sistemi”ni getirecek olan yasa teklifi görüşmeleri TBMM’nde Adalet Komisyonu’nda devam ediyordu. Gelişmeleri ve 18 yıllık AKP iktidarını yakından izleyen biri olarak, teklifin Genel Kurula gönderilip büyük olasılıkla yasalaşacağını tahmin ettiğim için; bu sonuçla karşılaşmamızın sorumlularını göstermek istiyorum. Geçmişte birkaç kez daha benzer girişimde bulunan, fakat kamuoyundan gelecek tepkileri göğüsleme konusunda hazırlıksız yakalanan AKP, hiç kuşku yok ki, bu girişiminin birinci derecedeki sorumlusudur. İkinci derecede sorumlu, 80 baro ve 130 bin avukatın birlikte hareket etmesini engelleyen Ankara, İstanbul ve İzmir barolar ile bunlara uyan bazı barolardır… Diyanet İşleri Başkanlığı’nı “çağlar ötesinden gelen ses” olarak nitelendiren Ankara Barosu’nun açıklamasını bardağı taşıran damla olarak değerlendirmek gerekir. Ankara…

  • KONUK YAZARLAR

    YÜZÜNÜZDEN NE GÖRDÜK DE SIRTINIZI DÖNDÜNÜZ?

    Savunmanın birlikte hareket etmesinin su ve hava kadar elzem olduğu bugünlerde, Türkiye’nin en büyük barosu olan İstanbul Barosu’nun başında “Çoklu baro sistemi Metin Feyzioğlu için getiriliyor” diyecek kadar siyasi ihtirasını aklının önüne geçirmiş bir avukat var. SODEV üyesi [1] de olan Av. Mehmet Durakoğlu, Y-CHP disiplini altında siyaset yapıyor. 79 Baronun temsil edildiği Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’nda; geçerli 420 oyun 419’unu alarak[2] ikinci kez TBB’nin başkanlığına seçilen Feyzioğlu’nu, AKP iktidarı ile  “iş birliği” içerisinde olmakla suçlayan Durakoğlu, siyasi iktidarla müzakere yapmadan bu yasa değişikliğinin önleyebileceğini sandığı için, 30 Haziran Salı günü Çağlayan Adliye’sinin karşısındaki alanda, avukatları “savunma mitingi” yapmaya çağırıyor… AKP’nin çıkarmayı kafaya koyduğu bir yasayı,  “miting” yaparak engellemek…

  • KONUK YAZARLAR

    BABALAR GÜNÜNDE BABA ÖĞÜTLER!..

    Bazen bir fotoğraf veya karikatür tuğla kalınlığındaki kitapta yazılanları özetler. HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde, dört gün önce çekilen iki fotoğraf da böyledir. Birinde evladını PKK’nın elinden kurtarmak için 290 gündür nöbet tutan Kürt kökenli bir anne, diğerinde, bu annenin çocuğunu kaçırıp ABD’ye asker edenlere destek veren Kürt kökenli anneler var. Aldatılmanın, kullanılmanın en acımasızı bu iki fotoğrafla belgelenmiştir… 60’lı yıllarda “eşit işe eşit ücret”, “tam bağımsız ve demokratik Türkiye” vb. gibi göz kamaştırıcı sloganlarla siyasi mücadeleye atılan Kürt kökenli gençlerin, 2020 yılına geldikleri nokta gerçekten umut kırıcı, hüzünlü ve ibret vericidir… Bir diğer iç acıtıcı nokta ise, emperyalizmin tutsak edilip kara gücü yaptığı PKK’ya, destek vererek iktidara gelinebileceğini hayal…

  • KONUK YAZARLAR

    “ÖCALAN ONURUMUZDUR”!?..

    Sözcü gazetesi 14 Haziran Pazar günü 14. sayfadan bir haber verdi: Haberin başlığı: “ABD, terör örgütüne havadan yardım yaptı” şeklindeydi. Devamında: “ABD’nin Suriye’de bölücü terör örgütüne yolladığı birlerce TIR dolusu silah yetmedi. Amerikalılar PKK/YPG işgalindeki bölgelere havadan yardım malzemesi attı, görüntüleri sosyal medyadan paylaştı” deniyordu. Sürpriz değil elbette, yine de aklınızın bir köşesinde bulunsun… *** Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanan 2020 yılı bütçesinde; önümüzdeki yıl genel bütçe gelirlerinin 941 milyar 944 milyon liraya ulaşacağı tahmini yapıldı. Bu miktarın 376 milyon 777 bin lirası 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde yüzde 10 barajını aşan AKP, CHP, HDP ve MHP’ye devlet yardımı olarak ödenecek. Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) payına düşecek miktar 50 milyon 99 bin…